<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Uşak Haber Gazetesi</title>
    <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 02:03:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[72 Yaşındaki Hasan Dede Malazgirt Ruhunu 60 İlde Yaşattı]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vatani görevini 1974 yılında Muş’un Malazgirt ilçesinde yapan 72 yaşındaki Hasan Keskin, aradan geçen yarım asrı aşkın sürenin ardından Malazgirt’e olan bağını farklı bir şekilde sürdürüyor. Temsili savaş kıyafetiyle Türkiye’yi dolaşan Keskin, bugüne kadar yaklaşık 60 ilde Sultan Alparslan ve Malazgirt Zaferi’ni anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü etkinlikleri için Bitlis’in Ahlat ilçesine gelen Denizlili Hasan Keskin, temsili savaş kıyafeti ve elindeki savaş aletiyle etkinlik alanının dikkat çeken isimlerinden biri oldu. Denizli'nin Tavas ilçesinde yaşayan Keskin'in Malazgirt ile bağı ise 1974 yılına uzanıyor. Vatani görevini Muş'un Malazgirt ilçesinde yapan Keskin, yıllar sonra Sultan Alparslan ve 1071 Malazgirt Zaferi'ni anlatmak için Türkiye'yi dolaşmaya başladı.</p>

<p><img alt="72 Yaşındaki Hasan Dede Malazgirt Ruhunu 60 İlde Yaşattı" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti.jpg" width="1600" /><strong>8 Yılda Yaklaşık 60 İl Gezdi</strong></p>

<p>İstanbul'da özel olarak yaptırdığı temsili savaş kıyafetini yaklaşık 8 yıldır kullanan Keskin, bu kıyafetle farklı şehirlerde düzenlenen etkinliklere katılıyor. Bugüne kadar yaklaşık 60 ili ziyaret ettiğini belirten Keskin, gittiği yerlerde özellikle çocuklara Selçuklu ve Osmanlı tarihini anlattığını söyledi. Malazgirt ve Ahlat'taki yıl dönümü programlarını da kaçırmamaya çalışan Keskin, bu yıl düzenlenen 955. yıl dönümü etkinlikleri için yeniden bölgeye geldi.</p>

<p><img alt="72 Yaşındaki Hasan Dede Malazgirt Ruhunu 60 İlde Yaşattı 3" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti-3.jpg" width="1600" /><strong>Ahlat'ta İlgi Odağı Oldu</strong></p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan Ahlat Millet Bahçesi'nde düzenlenen etkinliklere katılan 72 yaşındaki Keskin, stantları gezerek vatandaşlarla sohbet etti. Temsili kıyafetiyle alanda dolaşan Keskin'le çok sayıda kişi hatıra fotoğrafı çektirdi. Malazgirt Zaferi'nin tarihî önemini gelecek nesillere aktarmaya çalıştığını belirten Keskin, “Alparslan'ın ruhunu yaşatmak istiyorum” ifadelerini kullandı. Özellikle çocukların kendisine yoğun ilgi gösterdiğini anlatan Keskin, ziyaret ettiği şehirlerde medrese ve camilerde de gençlerle bir araya gelerek 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'ni anlattığını söyledi. Keskin, Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde de temsili kıyafetiyle etkinliklere katılarak yıllardır sürdürdüğü geleneği devam ettirdi. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti-2.jpg" type="image/jpeg" length="98871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Doğanay Tolunay’dan Orman Yangınları İçin Dikkat Çeken Uyarı: Kriz Değil Risk Yönetimi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/prof-dr-doganay-tolunaydan-orman-yanginlari-icin-dikkat-ceken-uyari-kriz-degil-risk-yonetimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/prof-dr-doganay-tolunaydan-orman-yanginlari-icin-dikkat-ceken-uyari-kriz-degil-risk-yonetimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de orman yangınlarının sıklığı ve etkisi, yüksek sıcaklıklar, kuraklık ve insan kaynaklı nedenlerle birlikte yeniden gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de orman yangınlarının büyük bölümü insan kaynaklı nedenlerle meydana gelirken, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yangınlarla mücadelede yalnızca uçak ve helikopter sayısına odaklanmanın yeterli olmadığını söyledi. Tolunay, yangın çıktıktan sonraki müdahale yerine yangın öncesinde riskleri azaltan bir modele geçilmesi gerektiğini belirterek, yangın sonrası restorasyonda da “doğadan kopya çekilmesi” gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Orman Genel Müdürlüğünün 2025 verilerine göre ülkede meydana gelen orman yangınlarının yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kaza, yüzde 4’ü kasıt, yüzde 9’u yıldırım kaynaklı gerçekleşti. Yangınların yüzde 32’sinin çıkış nedeni ise belirlenemedi. OGM, Türkiye’deki orman yangınlarının yaklaşık yüzde 90’ının insan kaynaklı nedenlerle ortaya çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin toplam orman alanı ise yaklaşık 23,4 milyon hektar seviyesinde bulunuyor.</p>

<p><strong>2026’da 28 Uçak ve 119 Helikopter Görevde</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede kullandığı hava ve kara kapasitesi de 2026 yılında artırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı verilere göre yangınlarla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracı görevlendirildi. Hava araçlarının toplam su atma kapasitesi 462 tona çıkarıldı. Kara gücünde ise 1.953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı ve 878 iş makinesi görev yapıyor. Ancak orman ekolojisi ve iklim değişikliği alanında çalışan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a göre yangınlarla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra kullanılacak araçların sayısıyla değerlendirilmemeli. SosyalUp’ın YouTube kanalında yayımlanan Yaşam Hasadı programına katılan Tolunay, yangınlara ilişkin kriz yönetiminden risk yönetimine geçilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Sıfır Yangın Hedefi Gerçekçi Değil</strong></p>

<p>Tolunay, özellikle Ege ve Akdeniz’de orman yangınlarının tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflemenin ekolojik açıdan gerçekçi olmadığını belirtti. Akdeniz coğrafyasındaki yangınların doğal süreçlerin de bir parçası olduğunu ifade eden Tolunay’a göre temel amaç, yangınların hiç çıkmamasından ziyade yangın sayısını ve yangınların oluşturduğu zararı mümkün olan en düşük seviyeye indirmek olmalı.</p>

<p><strong>Orman Kendi Kendine Tutuşmaz</strong></p>

<p>Orman yangınları sonrasında sık sık gündeme gelen kızılçam tartışmasına da değinen Tolunay, kızılçamların kolay yandığı gerekçesiyle bu türün kaldırılıp yerine farklı ağaçların dikilmesi düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Tolunay, kızılçam ve maki bitki örtüsünün Akdeniz ikliminin doğal bir parçası olduğunu ve yangına karşı belirli uyum mekanizmaları geliştirdiğini anlattı. Yangından sonra maki bitki örtüsündeki bazı çalı ve ağaççıkların köklerinin zarar görmemesi halinde kısa sürede yeniden sürgün verebildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tolunay’ın değerlendirmeleri, kızılçam ve maki örtüsünün yangın sonrasındaki doğal yenilenme kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Doğadan Kopya Çekmek Gerekiyor</strong></p>

<p>Tolunay’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de yangın sonrasında hangi ağaç türlerinin kullanılacağı oldu. Karadeniz’e özgü nemli iklim türlerinin yangına daha dayanıklı oldukları düşüncesiyle Ege ve Akdeniz’e taşınmasının çözüm olmadığını söyleyen Tolunay, bu türlerin farklı iklim koşulları nedeniyle bölgede uzun süre yaşayamayabileceğini belirtti. Tolunay, yangın sonrası restorasyonda doğal ekosistemin örnek alınması gerektiğini belirterek, “Mutlaka doğayı temel almak gerekiyor. Doğadan kopya çekmek gerekiyor” dedi.</p>

<p>Karadeniz’de yangınların daha az görülmesinin yalnızca ağaç türleriyle değil, büyük ölçüde bölgenin iklim özellikleriyle ilgili olduğunu vurgulayan Tolunay, Akdeniz ve Ege’de yapılacak restorasyon çalışmalarının o bölgelerin doğal koşullarına göre yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Bugün Dikilen Fidan 50 Yıl Sonraki İklime Göre Seçilmeli</strong></p>

<p>Tolunay, ormancılık çalışmalarında yalnızca bugünkü iklim şartlarının değil, gelecekte ortaya çıkabilecek sıcaklık ve yağış değişimlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti. Bugün dikilen bir ağacın onlarca, bazı türlerde ise yüzlerce yıl aynı bölgede yaşayabileceğine dikkat çeken Tolunay, fidan seçiminde uzun vadeli iklim projeksiyonlarının dikkate alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin önümüzdeki 50 yılda birkaç derece daha sıcak hale gelebileceğini, yağışların da azalabileceğini belirten Tolunay, bugün dikilen ağaçların gelecekte oluşabilecek bu koşullarda yaşayıp yaşayamayacağının planlama aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Günümüzde Kriz Değil Risk Yönetimi Var</strong></p>

<p>Tolunay, orman yangınları tartışmasının çoğu zaman uçak ve helikopter sayısına indirgenmesine de karşı çıktı. Yangın başladıktan sonra en kısa sürede olay yerine ulaşılması ve mümkün olan en fazla araçla müdahale edilmesinin önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Tolunay, günümüzde önceliğin yangın daha çıkmadan riskleri azaltmak olması gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşımın “kriz yönetimi” yerine “risk yönetimi” olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Kuru Ot ve Yapraklar Yangının Yayılmasını Hızlandırıyor</strong></p>

<p>Yangın riskini artıran önemli faktörlerden birinin orman tabanındaki yanıcı maddeler olduğunu belirten Tolunay, kuru otların ve dökülmüş yaprakların küçük bir kıvılcımla tutuşabileceğine dikkat çekti. Özellikle rüzgârlı havalarda kuru otların tutuşmasının ardından yangının ekipler olay yerine ulaşmadan kısa sürede geniş bir alana yayılabileceğini söyleyen Tolunay, bu nedenle “yanıcı madde yönetimi” yapılması gerektiğini vurguladı. Orman yangınlarının yayılma hızı üzerinde yanıcı madde miktarı ve türünün önemli etkisi bulunduğu, OGM kaynaklı bilimsel çalışmalarda da ortaya konuluyor.</p>

<p><strong>Keçi Otlatma Her Ormanda Çözüm Değil</strong></p>

<p>Son yıllarda orman yangınlarının önlenmesi amacıyla tartışılan keçi otlatma yöntemine de değinen Tolunay, yöntemin bütün ormanlarda aynı şekilde uygulanamayacağını söyledi. Genç ormanlarda keçilerin yeni gelişen fidanlara zarar verebileceğini belirten Tolunay, buna karşılık ağaçların yeterince büyüdüğü bazı alanlarda ot ve çalıların tüketilmesinin yanıcı madde miktarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti. Tolunay’a göre keçi otlatma, otların biçilmesi veya kontrollü yakma gibi uygulamalar tek başına bir çözüm olarak görülmemeli. Bu yöntemlerin tamamının, bölgenin bitki örtüsü, ormanın yaşı ve yangın riski dikkate alınarak hazırlanacak yanıcı madde yönetiminin parçaları olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Her Yangın Alanına Aynı Uygulama Yapılmamalı</strong></p>

<p>Tolunay, yangın sonrasında yapılacak çalışmalar konusunda da her bölgeye aynı yöntemin uygulanmasına karşı çıktı. Bir yangının ardından öncelikle ayrıntılı envanter hazırlanması gerektiğini belirten Tolunay, yanan ormanın tür yapısının, yaşının ve yangının şiddetinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu verilerin ortaya çıkarılmasının ardından bölgenin nasıl yenileneceğine karar verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Fidan Dikimi İlk Seçenek Olmayabilir</strong></p>

<p>Yangından sonra doğrudan fidan dikilmesinin her zaman en doğru yöntem olmadığını belirten Tolunay, doğal gençleşmeye öncelik verilebileceğini söyledi. Yangından etkilenen ağaçlarda yeterli miktarda tohum bulunuyorsa bu tohumlardan yararlanılabileceğini belirten Tolunay, gerektiğinde çevredeki aynı tür ağaçlardan tohum toplanabileceğini ifade etti. Fidan dikiminin ise bölgenin doğal yenilenme kapasitesine göre ikinci veya üçüncü seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Vatandaşlara Kontrolsüz Fidan Dikimi Uyarısı</strong></p>

<p>Tolunay, yangınların ardından vatandaşların bireysel olarak yanan alanlara fidan dikmek istemesinin de bazı riskler taşıdığına dikkat çekti. Bahçelerde yetiştirilen elma, armut veya bölgenin doğal bitki örtüsünde bulunmayan farklı türlerin yangın alanlarına götürülmesinin doğru olmadığını belirtti. Bu türlerin doğal ortamda yaşama ihtimalinin düşük olabileceğini kaydeden Tolunay, dışarıdan getirilen fidanlarla çeşitli bitki hastalıklarının ve zararlıların da orman ekosistemine taşınabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Yangınların Büyük Bölümü İnsan Kaynaklı</strong></p>

<p>Tolunay’ın risk yönetimi vurgusu, Orman Genel Müdürlüğünün yangınların çıkış nedenlerine ilişkin verileriyle de örtüşüyor. OGM’nin 2025 verilerine göre yangınların yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kazalar ve yüzde 4’ü kasıt sonucu çıktı. Yıldırım kaynaklı yangınların oranı yüzde 9 olurken olayların yüzde 32’sinin çıkış nedeni belirlenemedi. Orman Genel Müdürlüğü, yangınlarla mücadelede en etkili ve ekonomik yöntemin yangının çıkmasını önlemek olduğunu belirtiyor. (Kaynak: marjinal.com.tr)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/prof-dr-doganay-tolunaydan-orman-yanginlari-icin-dikkat-ceken-uyari-kriz-degil-risk-yonetimi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/doganay-tolunay.jpeg" type="image/jpeg" length="55869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taksilerde 1 Eylül Milat Olacak! Milyonlarca Yolcuyu İlgilendiren Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/taksilerde-1-eylul-milat-olacak-milyonlarca-yolcuyu-ilgilendiren-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/taksilerde-1-eylul-milat-olacak-milyonlarca-yolcuyu-ilgilendiren-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde taksilerde yeni dönem için geri sayım başladı. Mevcut taksi işletmecileri için 1 Eylül 2026’da devreye girecek Taksi Mali Cihaz uygulamasıyla kartla ödeme altyapısından yolculuk bilgilerinin kayıt altına alınmasına kadar birçok uygulama değişecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde taksi kullanan milyonlarca yolcuyu ve taksi işletmecilerini ilgilendiren yeni dönem için geri sayım başladı. Mevcut taksi işletmecilerinin Taksi Mali Cihaz sistemine geçmeleri için belirlenen 1 Eylül 2026 tarihine yalnızca bir hafta kaldı. Yeni sistemle taksilerde kartla ödeme altyapısı kurulacak, yolculuğa ilişkin ücret ve süre gibi bilgiler elektronik ortamda kayıt altına alınabilecek.</p>

<p>Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 591 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile taksiyle yolcu taşımacılığı yapan mükelleflere yeni yükümlülükler getirildi. Düzenleme kapsamında taksilerde, mevcut taksimetreyle bağlantılı çalışan ya da doğrudan taksimetre özelliği bulunan Taksi Mali Cihaz kullanılması zorunlu hale getirildi.</p>

<p><strong>Mevcut Taksiler İçin Son Tarih 1 Eylül</strong></p>

<p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun üyelerine gönderdiği bilgilendirmeye göre mevcut taksi işletmecilerinin, basit usulde vergilendirilenler de dahil olmak üzere, Bakanlık tarafından onaylanan Taksi Mali Cihazları 1 Eylül 2026'ya kadar temin ederek kullanmaya başlaması gerekiyor. Yeni mükellefiyet açan veya taksimetresini değiştiren taksiciler için ise farklı bir süre uygulanıyor. Bu işletmecilerin cihazı, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde kullanmaya başlaması gerekiyor. Yolcu taşımacılığına daha erken başlanacaksa cihazın da faaliyetten önce kurulması gerekiyor.</p>

<p><strong>Takside Kartla Ödeme Altyapısı da Zorunlu Hale Geliyor</strong></p>

<p>Düzenlemenin yolcuları doğrudan ilgilendiren bölümü ise ödeme yöntemlerinde ortaya çıkıyor. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklamasına göre Taksi Mali Cihaz üzerinden banka kartlarıyla ödeme yapılabilmesine imkân sağlanması zorunlu olacak. Sistem yalnızca ücretin kaydedilmesiyle sınırlı kalmayacak; yolculuk süresi, yol bilgileri ve ücret gibi veriler de belirlenen dönemlerde elektronik ortamda GİB Teknoloji'ye aktarılacak. Cihaz kullanılmaya başlandıktan sonra taksi işletmecisinin en geç 15 gün içerisinde en az bir banka veya ödeme kuruluşuyla üye iş yeri anlaşması yapması gerekiyor. Kartla ödeme altyapısının öngörülen süre içerisinde kurulmaması halinde Taksi Mali Cihazın pasif hale getirilmesi de düzenlemede yer alan yaptırımlar arasında bulunuyor.</p>

<p><strong>Nakit Ödeme Devam Edecek</strong></p>

<p>Yeni sistem nakit ödemeyi ortadan kaldırmıyor. Yolcu ücretini nakit ödeyebilecek ancak işlem Taksi Mali Cihaz üzerinden kayıt altına alınacak. GİB'in yayımladığı teknik düzenlemelere göre nakit ödemelerde düzenlenen fişte taksi hizmetinin bedeli, KDV, toplam tutar, yolculuk mesafesi ve süresi, ödeme yöntemi, taksi plakası ve cihaz bilgileri gibi alanlar bulunabilecek. Kart, QR, çevrim içi ödeme veya EFT/havale gibi elektronik yöntemlerin kullanıldığı işlemlerde ise ödeme bilgileriyle taksi fişinin tek belge üzerinde birleştirilmesi öngörülüyor.</p>

<p><strong>Yolculuk Süresi ve Mesafe de Fişte Görülebilecek</strong></p>

<p>Yeni dönemin dikkat çeken ayrıntılarından biri de yolculuk bilgilerinin belgeye yansıması olacak. Teknik kılavuzda Taksi Mali Cihaz tarafından oluşturulacak belgelerde yolculuk mesafesi ve süresinin yanı sıra toplam ücret ve ödeme şekli gibi bilgilerin de yer alması öngörülüyor. Böylece taksimetreyle mali kayıt sistemi birbirine bağlanmış olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GİB Kılavuzu 17 Ağustos'ta Yeniden Güncelledi</strong></p>

<p>Gelir İdaresi Başkanlığı, uygulamanın başlamasına kısa süre kala Taksi Mali Cihazlara ilişkin teknik çalışmalarını da güncelledi. GİB'in Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz portalında 17 Ağustos 2026 tarihinde Taksi Mali Cihazlar Teknik Kılavuzu Sürüm 2.0 ile Taksi Mali Cihazlardan düzenlenecek fiş, e-Belge ve raporlara ilişkin kılavuzun yeni sürümü yayımlandı. Böylece 1 Eylül öncesinde cihazların teknik özelliklerinden ödeme sistemlerine, belge düzeninden elektronik veri aktarımına kadar uygulanacak sistemin ayrıntıları da güncellenmiş oldu.</p>

<p><strong>1 Eylül'den Sonra Takside Yeni Sistem</strong></p>

<p>Herhangi bir yeni süre uzatımı yapılmaması halinde mevcut taksi işletmecileri açısından kritik tarih 1 Eylül 2026 olacak. Bu tarihle birlikte taksimetre ve mali kayıt sisteminin aynı yapı içerisinde çalıştığı, elektronik ödeme kabul edebilen ve yolculuk bilgilerinin kayıt altına alınmasına imkân veren Taksi Mali Cihaz dönemi fiilen başlayacak. Yeni sistem, özellikle “Taksilerde kart geçiyor mu?” tartışmasını da önemli ölçüde değiştirecek. Çünkü düzenlemenin temel unsurlarından biri, taksi müşterilerine banka kartıyla ödeme yapabilme imkanının sağlanması.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yavuz KUŞDEMİR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Manşet, Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/taksilerde-1-eylul-milat-olacak-milyonlarca-yolcuyu-ilgilendiren-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/adsiz-tasarim-15.jpg" type="image/jpeg" length="31215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayağına Takılan Taş Hayatını Değiştirdi, 15 Bin Parçalık Koleksiyonunu Dünyaya Satıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ayagina-takilan-tas-hayatini-degistirdi-15-bin-parcalik-koleksiyonunu-dunyaya-satiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ayagina-takilan-tas-hayatini-degistirdi-15-bin-parcalik-koleksiyonunu-dunyaya-satiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay’da yaşayan biyolog Sedat Çam’ın 2016 yılında tesadüfen başlayan doğal taş merakı zamanla 15 bine yakın parçadan oluşan koleksiyona dönüştü. 250 farklı türde taşı bulunan Çam, koleksiyonundaki ürünleri Türkiye’nin yanı sıra Arjantin, Belçika, Fransa, İngiltere ve Romanya gibi ülkelere de gönderiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan 42 yaşındaki biyolog Sedat Çam için her şey yaklaşık 10 yıl önce ayağının bir taşa takılmasıyla başladı. O gün dikkatini çeken taşı inceleyen Çam, zaman içerisinde doğal taşlara merak sardı. Özel bir şirkette finans sorumlusu olarak çalışan Çam, 2016’dan itibaren boş zamanlarını doğada taş arayarak değerlendirmeye başladı. Bulduğu taşların özelliklerini araştıran ve koleksiyonunu genişleten Çam, zaman içerisinde yüzlerce farklı türden binlerce parçaya ulaştı. Doğa yürüyüşlerinde bulduğu taşları sosyal medya üzerinden paylaşmaya başlayan Çam, gelen ilginin ardından 2020 yılında e-ticarete yöneldi.</p>

<p><strong>Evinin Çatısını Atölyeye Çevirdi</strong></p>

<p>Koleksiyon büyüdükçe taşları sergilemek ve üzerinde çalışmak için ayrı bir alana ihtiyaç duyan Çam, 2023 yılında Kuruyer Mahallesi’ndeki evinin çatısını atölyeye dönüştürdü. Bugün atölyede sitrin, ametist, florit, mercan, obsidyen, akuamarin ve garden kuvarsın da aralarında bulunduğu yaklaşık 250 farklı türden 15 bine yakın doğal taş bulunuyor. Çam, işinden kalan zamanını kimi zaman doğada yeni taşlar arayarak, kimi zaman da atölyesinde mevcut parçaların temizliği ve incelemesiyle geçiriyor.</p>

<p><img alt="Taş1" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tas1.jpg" width="1072" /></p>

<p><strong>Taşları Kimyasal Kullanmadan Temizliyor</strong></p>

<p>Doğadan topladığı taşları atölyeye getirdikten sonra ayrıntılı şekilde inceleyen Çam, temizlik aşamasında kimyasal madde kullanmadığını belirtti. Taşların temizliğinde tazyikli sıcak sudan yararlandığını anlatan Çam, aralarda kalan küçük parçaları çıkarmak için fırça, diş fırçası, kürdan ve uzun iğneler kullandığını söyledi. Çam, taşları mümkün olduğunca doğal haliyle koruyarak koleksiyonerlere ulaştırmaya çalıştığını ifade etti.</p>

<p><strong>Koleksiyonda Farklı Ülkelerden Taşlar da Var</strong></p>

<p>Atölyedeki parçaların tamamı Çam’ın doğadan kendi topladığı taşlardan oluşmuyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden edindiği örneklerin yanında Hindistan, Pakistan, Çin ve Japonya gibi ülkelerden getirilen doğal taşlar da koleksiyonda bulunuyor. Sosyal medya aracılığıyla doğal taş meraklılarına ulaşan Çam, koleksiyonundaki bazı parçaları internet üzerinden satışa sunuyor.</p>

<p><img alt="Taş3" class="detail-photo img-fluid" height="837" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tas3.jpg" width="1487" /><strong>Yunanistan’a Bir Seferde 5 Koli Gönderdi</strong></p>

<p>Başlangıçta kişisel bir merak olarak ortaya çıkan uğraş, yıllar içerisinde yurt dışından da müşteri bulan bir işe dönüştü. Çam, daha önce Arjantin, Belçika, Fransa, İngiltere ve Romanya’ya doğal taş gönderdiklerini belirterek son olarak Yunanistan’a 5 koli taş gönderdiklerini söyledi. Atölyedeki doğal taşların fiyatları ise türüne ve özelliklerine göre önemli ölçüde değişiyor. Çam’ın verdiği bilgiye göre satışa sunulan ürünler 200 liradan başlarken, koleksiyondaki en pahalı ürünün fiyatı 45 bin liraya kadar çıkıyor. 2016 yılında tek bir taşla başlayan koleksiyonda bugün yaklaşık 15 bin parça bulunurken, Çam doğal taşları hem Türkiye’deki hem de farklı ülkelerdeki koleksiyonerlere ulaştırmayı sürdürüyor. (AA)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ayagina-takilan-tas-hayatini-degistirdi-15-bin-parcalik-koleksiyonunu-dunyaya-satiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tas2.jpg" type="image/jpeg" length="68666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bodrum’a Çifte Kruvaziyer: 1144 Turist Bir Günde İlçeye Geldi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’nın Bodrum ilçesi aynı gün iki kruvaziyer gemisini ağırladı. “Silver Nova” ve “Astoria Grande” ile ilçeye toplam 1144 turist gelirken, gemilerdeki mürettebatla birlikte Bodrum Limanı’na gelenlerin sayısı 2 bini aştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum’da kruvaziyer hareketliliği devam ediyor. Bahama bayraklı <strong>Silver Nova</strong> ile Palau bayraklı <strong>Astoria Grande</strong>, rotaları kapsamında Bodrum Limanı’na yanaştı. İki gemiyle ilçeye toplam <strong>1144 yolcu</strong> gelirken, gemilerde ayrıca 940 personelin bulunduğu bildirildi. Böylece iki kruvaziyerdeki yolcu ve personel sayısı toplam <strong>2 bin 84 kişiye</strong> ulaştı.</p>

<p><strong>Silver Nova 733 Yolcusuyla Geldi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Souda Bay Limanı’ndan Bodrum’a gelen 233 metre uzunluğundaki Silver Nova’da <strong>733 yolcu ve 535 personel</strong> bulunuyor. Bodrum programını tamamlayacak geminin akşam saatlerinde limandan ayrılarak Yunanistan’ın Patmos Adası’na hareket etmesi planlanıyor.</p>

<p><img alt="Bodrum’a Çifte Kruvaziyer 1144 Turist Bir Günde İlçeye Geldi" class="detail-photo img-fluid" height="950" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi.jpg" width="1587" /><strong>Astoria Grande’nin Sonraki Durağı Antalya</strong></p>

<p>Günün ikinci kruvaziyeri ise 193 metre uzunluğundaki Astoria Grande oldu. Bozcaada’dan Bodrum’a gelen gemide <strong>411 yolcu ve 405 personel</strong> bulunuyor. Bodrum ziyaretinin ardından Astoria Grande’nin rotasını Antalya’ya çevireceği belirtildi. Gemilerin limana yanaşmasının ardından karaya çıkan turistler Bodrum’un tarihi ve turistik noktalarına yöneldi. İlçe merkezinde de gün boyunca kruvaziyer yolcularının oluşturduğu hareketlilik yaşandı. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi-2.jpg" type="image/jpeg" length="38416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternet Olmasa da Yapay Zeka Çalışacak: Edge AI Sahaya İniyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/internet-olmasa-da-yapay-zeka-calisacak-edge-ai-sahaya-iniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/internet-olmasa-da-yapay-zeka-calisacak-edge-ai-sahaya-iniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka uygulamalarının günlük hayattan iş dünyasına kadar hızla yayılması, beraberinde önemli bir soruyu da getiriyor: İnternet bağlantısının olmadığı bir fabrikada, enerji tesisinde veya uzak bir çalışma sahasında yapay zeka nasıl kullanılacak? Bu sorunun karşılığı olarak öne çıkan teknolojilerden biri Edge AI.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekanın çalışması için sürekli internet bağlantısına ihtiyaç duyulan dönem değişmeye başlıyor. Edge AI teknolojisi, yapay zeka işlemlerinin bulut yerine doğrudan bilgisayar ve diğer cihazlarda yapılmasına imkan tanıyor. Özellikle fabrikalar, enerji tesisleri ve lojistik operasyonlarında çalışan saha ekipleri için bağlantının olmadığı noktalarda bile yapay zekadan yararlanmanın önü açılıyor.</p>

<p>Bulut tabanlı sistemlerde veriler genellikle uzaktaki sunuculara gönderiliyor, işlemler burada gerçekleştirildikten sonra sonuç kullanıcıya ulaştırılıyor. Edge AI'da ise yapay zeka işlemlerinin tamamı veya bir bölümü doğrudan kullanıcının bulunduğu cihaz üzerinde gerçekleştirilebiliyor. Böylece sürekli ve güçlü bir internet bağlantısına duyulan ihtiyaç azalıyor.</p>

<p><strong>Yapay Zeka İnternetten Cihazın İçine Taşınıyor</strong></p>

<p>Edge AI'ın getirdiği temel değişiklik, yapay zeka ile verinin işlendiği nokta arasındaki mesafeyi azaltması. Yeni nesil bilgisayarlarda bulunan NPU olarak adlandırılan nöral işlem birimleri, yapay zeka görevlerinin doğrudan cihaz üzerinde gerçekleştirilmesine yardımcı oluyor. Bunun sonucunda internet bağlantısının zayıf veya tamamen bulunmadığı çalışma alanlarında bazı yapay zeka uygulamalarından yararlanmak mümkün hale geliyor. Verinin buluta gönderilmeden cihaz üzerinde işlenebilmesi, yanıt süresinin kısalmasının yanı sıra hassas verilerin korunması açısından da avantaj sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>Fabrikadaki Arızada Yüzlerce Sayfalık Kılavuz Yerine Yapay Zeka</strong></p>

<p>Teknolojinin kullanım alanlarından biri saha bakım ve onarım çalışmaları. Örneğin uzak bir enerji tesisinde arızayla karşılaşan teknisyen, yüzlerce sayfalık teknik dokümanın içerisinde sorunun çözümünü aramak yerine cihaz üzerinde çalışan uygun bir yapay zeka sisteminden destek alabilecek. Teknisyen karşılaştığı problemi doğal dille tarif ederek teknik doküman içerisindeki ilgili bilgiye daha hızlı ulaşabilecek. Benzer kullanım senaryoları fabrikalardaki bakım ekiplerinden lojistik çalışanlarına kadar farklı sektörlere uzanıyor.</p>

<p><strong>Bağlantının Kesilmesi İşi Tamamen Durdurmayabilir</strong></p>

<p>Bulut tabanlı yapay zekanın saha çalışmalarındaki önemli dezavantajlarından biri internet bağlantısına bağımlılık. Uzak tesislerde, fabrikaların belirli bölümlerinde veya hareket halindeki ekiplerde bağlantının yavaşlaması ya da tamamen kesilmesi bulut üzerindeki uygulamalara erişimi engelleyebiliyor. Edge AI yaklaşımında uygun modellerin cihaz üzerinde çalıştırılması, bu bağımlılığı azaltıyor. Ancak bu, bütün yapay zeka sistemlerinin internetsiz çalışabileceği anlamına gelmiyor. Kullanılan modelin ve uygulamanın cihaz üzerinde çalışmaya uygun olması gerekiyor.</p>

<p><strong>Verinin Cihazdan Çıkmaması da Önemli</strong></p>

<p>Edge AI'ın öne çıktığı diğer alan veri gizliliği. Bir yapay zeka işleminin cihaz üzerinde gerçekleştirilmesi halinde, işlenen verilerin tamamının uzak sunuculara gönderilmesine her zaman ihtiyaç duyulmuyor. Özellikle üretim verileri, teknik dokümanlar veya işletmeye ait hassas bilgilerin kullanıldığı uygulamalarda bu yapı veri güvenliği açısından önem taşıyabiliyor. Getac Teknoloji Şirketi Başkan Yardımcısı Jerry Huang da Edge AI'ın saha operasyonlarında hız, operasyonel bağımsızlık ve veri gizliliği açısından avantaj sağladığını belirtiyor.</p>

<p><strong>Yapay Zekanın Ekonomik Etkisi Trilyonlarca Dolarla Ölçülüyor</strong></p>

<p>Yapay zekanın şirketlerin operasyonlarına girmesinin arkasında büyük bir ekonomik dönüşüm de bulunuyor. Huang'ın aktardığı verilere göre yapay zekanın 2030 yılına kadar küresel ekonomide yaklaşık 15,7 trilyon dolarlık ekonomik değer oluşturabileceğine yönelik tahminler bulunuyor. Bu büyüklük, yapay zekanın yalnızca sohbet botları veya masa başında kullanılan uygulamalardan ibaret kalmayacağını; üretim, enerji, ulaşım ve lojistik gibi fiziksel operasyonların yürütüldüğü alanlarda da daha fazla kullanılacağını gösteriyor. Edge AI ise bu dönüşümde yapay zekayı buluttan çıkarıp doğrudan işin yapıldığı noktaya taşıyan teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. (Kaynak: faselis.com)</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/internet-olmasa-da-yapay-zeka-calisacak-edge-ai-sahaya-iniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/internet-2.jpg" type="image/jpeg" length="91858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Komşunuz Evini İlaçlatıyorsa Dikkat, Kapıyı Kapatmak Yetmeyebilir]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/komsunuz-evini-ilaclatiyorsa-dikkat-kapiyi-kapatmak-yetmeyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/komsunuz-evini-ilaclatiyorsa-dikkat-kapiyi-kapatmak-yetmeyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde hamam böceği, tahtakurusu, pire ve diğer zararlılarla mücadele amacıyla yapılan ilaçlamalarda kullanılan yöntem ve kimyasalın türü sağlık açısından önemli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apartmanda bir dairede yapılan böcek ilaçlaması yalnızca o evde yaşayanları etkilemeyebilir. Uzmanlar özellikle sisleme, aerosol ve gaz oluşturan uygulamalarda kimyasal maddelerin havalandırma kanalları, tesisat boşlukları, kapı altları ve ortak alanlar üzerinden diğer dairelere ulaşabileceği uyarısında bulunuyor. İlaçlama yaptıracakların ise firmanın izin belgesinden kullanılan ürünün içeriğine kadar bazı bilgileri işlem başlamadan önce kontrol etmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, özellikle apartmanlarda yapılan ilaçlamalarda yalnızca uygulamanın gerçekleştirildiği dairenin dikkate alınmasının yeterli olmadığını belirtti. Özay’a göre risk; kullanılan aktif maddenin toksisitesi, ürünün formülasyonu ve dozu ile uygulama yöntemi, ortamın büyüklüğü ve havalandırma şartlarına göre değişiyor.</p>

<p><strong>İlaç Bir Daireden Diğerine Ulaşabilir</strong></p>

<p>Apartmanlarda riskin önemli noktalarından birini daireler arasındaki hava hareketleri oluşturuyor. Sisleme, aerosol veya gaz oluşturan ürünlerin kullanıldığı uygulamalarda kimyasal maddeler ortak havalandırma ve klima kanalları, tesisat ve elektrik şaftları, asansör ve merdiven boşlukları, kapı altları ile duvar içerisindeki açıklıklardan farklı noktalara taşınabiliyor. Bu nedenle ilaçlanan dairenin kapısının kapatılması her durumda yeterli bir önlem olarak görülmüyor. Özellikle kapsamlı uygulamalarda komşu dairelerin ve ortak alanların da değerlendirmeye alınması, işlem yapılan bölümün izole edilmesi ve uygulama sonrasında güvenli giriş şartlarının oluşturulması gerekiyor.</p>

<p><strong>Her Böcek İlacının Riski Aynı Değil</strong></p>

<p>Evlerde kullanılan tüm haşere ilaçları aynı özellikleri taşımıyor. Jel ve yem şeklindeki uygulamalarda maruziyet riski genellikle daha düşükken püskürtme, sisleme ve aerosol yöntemlerinde solunum yoluyla kimyasala maruz kalma riski artabiliyor. Gaz oluşturan ürünlerde ise çok daha dikkatli olunması gerekiyor. Doç. Dr. Özay, alüminyum fosfitin nemle temas etmesi halinde son derece toksik fosfin gazı oluşturabileceğini, kapalı alanlarda meydana gelebilecek maruziyetin yaşamı tehdit edebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>“Gizli Formül” Diyen Firmaya Dikkat</strong></p>

<p>İlaçlama yaptırmadan önce yalnızca fiyat araştırması yapmak yeterli değil. Kullanılacak ürünün ne olduğunun da bilinmesi gerekiyor. Doç. Dr. Özay, firmanın “gizli formül”, “çok güçlü ilaç” veya “ruhsata gerek yok” gibi ifadeler kullanarak ürün hakkında bilgi vermemesinin güvenlik açısından uyarı işareti olduğunu belirtti. Profesyonel bir uygulamada kullanılan ürünün ne olduğu, hangi dozda ve nerede kullanıldığı ile uygulamayı gerçekleştiren kişinin kim olduğu kayıt altına alınabilir ve izlenebilir olmalı. Sağlık Bakanlığı da piyasadaki biyosidal ürünlerin etiketlerinde ürün adı, aktif madde ve konsantrasyonu, kullanım şekli ve dozu, izin tarih ve sayısı, ilk yardım talimatları ile diğer güvenlik bilgilerinin bulunması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p><strong>İlaçlama Firmasının Belgesini Sorun</strong></p>

<p>Ev veya iş yerinde profesyonel haşere ilaçlaması yaptıracak vatandaşların firmanın yetkisini kontrol etmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün verdiği bilgilere göre uygulamayı yapacak firmanın İl Sağlık Müdürlüğünden alınmış Biyosidal Ürün Uygulama İzin Belgesi bulunması, kullanılan ürünün de Sağlık Bakanlığından izinli olması gerekiyor. Biyosidal ürünlerle zararlılara karşı profesyonel mücadele yürüten gerçek ve tüzel kişilerin izin ve çalışma şartları da ilgili yönetmelikle düzenleniyor.</p>

<p>Vatandaşların işlemden önce ürünün ticari adı, aktif maddesi ve konsantrasyonu, ruhsat veya tescil bilgisi, uygulama yöntemi, kullanılacak miktar ve eve yeniden ne zaman girilebileceği konusunda bilgi alması önem taşıyor.</p>

<p><strong>“İki Saat Havalandırmak Yeter” Diye Bir Kural Yok</strong></p>

<p>İlaçlamadan sonra eve ne zaman dönülebileceği de kullanılan ürüne göre değişiyor. Her ilaçlamadan sonra iki saat beklemek veya belirli bir süre havalandırmak gibi bütün ürünler için geçerli tek bir süreden söz edilemiyor. Kullanılan ürünün etiketinde belirtilen uygulama ve yeniden giriş şartlarının esas alınması gerekiyor. Özellikle apartman genelini ilgilendiren püskürtme, sisleme veya gaz uygulamalarında bina sakinlerinin işlem öncesinde bilgilendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Aynı Anda Birkaç Kişide Belirti Başlarsa Dikkat</strong></p>

<p>İlaçlama sonrasında aynı ortamda bulunan birden fazla kişide baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, halsizlik, gözlerde yanma veya solunum yollarında tahriş gibi benzer belirtilerin ortaya çıkması kimyasal maruziyet ihtimali açısından dikkate alınmalı. Nefes darlığı, bilinç değişikliği, bayılma veya nöbet gibi ciddi belirtilerde ise acil tıbbi değerlendirme gerekiyor.</p>

<p><strong>Kokuyu Kontrol Etmek İçin Eve Geri Dönmeyin</strong></p>

<p>Zehirlenme şüphesinde yapılabilecek tehlikeli davranışlardan biri de ilacın kokusunu kontrol etmek veya maruziyetin kaynağını araştırmak amacıyla yeniden kapalı alana girmek. Doç. Dr. Özay, böyle bir durumda kişinin öncelikle temiz havaya çıkması gerektiğini belirtiyor. Kullanılan ürünün adı ve etiketi güvenli şekilde temin edilebiliyorsa bu bilgilerin sağlık ekiplerine ulaştırılması önem taşıyor. Gaz veya fumigant kaynaklı bir maruziyetten şüpheleniliyorsa ortamı havalandırmak amacıyla dahi koruyucu ekipman olmadan kapalı alana yeniden girilmemesi gerekiyor. (Kaynak: iletisimofisi.com)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/komsunuz-evini-ilaclatiyorsa-dikkat-kapiyi-kapatmak-yetmeyebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/muge-ensari.jpg" type="image/jpeg" length="18340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parşömenin Mirası Bergama’da Yaşıyor: İsmail Usta’nın Çırakları Zanaatı Geleceğe Taşıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/parsomenin-mirasi-bergamada-yasiyor-ismail-ustanin-ciraklari-zanaati-gelecege-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/parsomenin-mirasi-bergamada-yasiyor-ismail-ustanin-ciraklari-zanaati-gelecege-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bergama’da yüzyıllardır yaşayan parşömen geleneğinin son büyük temsilcilerinden İsmail Araç’ın bıraktığı miras, yetiştirdiği çırakların ellerinde yaşamaya devam ediyor. Türkiye’de ve İngiltere’de üretim yapan öğrencileri geleneksel yöntemi sürdürürken, Bergama’da kurulması planlanan Parşömen Müzesi’ne İsmail Araç’ın adının verilmesi için başlatılan kampanyada 6 bin 500 imzaya ulaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Bergama ilçesinde geçmişi milattan önce 2. yüzyıla uzanan parşömen üretimi, ustadan çırağa aktarılan bilgiyle ayakta kalıyor. Ömrünü bu zanaata adayan ve 28 Mayıs’ta 93 yaşında hayatını kaybeden İsmail Araç’ın yetiştirdiği öğrenciler, ustalarının ardından üretimi bırakmadı. Türkiye Yaşayan İnsan Hazinesi Ulusal Envanteri’ne 2021 yılında alınan Araç, 2022’de “Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödülü”ne layık görülmüştü. Son “karatabak” ustalarından biri olarak bilinen Araç, hiçbir kimyasal kullanmadan geleneksel yöntemlerle deri işleyerek parşömen üretiyordu.</p>

<p><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/4-a-a-a.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Oğlak derisinden uzun ömürlü parşömene</strong></h2>

<p>İsmail Araç’ın öğrencilerinden Meltem Demirel, bugün Bergama’daki dükkânında bu geleneği sürdürüyor. Parşömenin zahmetli bir üretim sürecinden geçtiğini anlatan Demirel, oğlak derilerinin önce kireçte bekletildiğini, ardından tüylerinden arındırılarak kurumaya bırakıldığını belirtti. Ortaya çıkan parşömenin üzerine resim ve farklı çalışmalar uygulayan Demirel, “Aslında ölümsüz bir kâğıt parşömen, yaşayan bir kâğıt. Nefes alıyor. Sizinle birlikte ömür boyu yaşayan güzel bir hatıra” sözleriyle parşömeni anlattı. Bergama’ya farklı ülkelerden gelen turistlere de parşömen üretiminin aşamaları uygulamalı olarak gösteriliyor.</p>

<h2><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/2-a-a-a-a.jpg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>İsmail Usta’nın adı müzede yaşatılsın</strong></h2>

<p>İsmail Araç’ın öğrencilerinin şimdi bir başka isteği daha var. Bergama’da restorasyonu tamamlanan tarihi tabakhane binasının Parşömen Müzesi’ne dönüştürülmesi ve müzeye İsmail Araç’ın adının verilmesi isteniyor.</p>

<p>Bu amaçla dijital ortamda başlatılan imza kampanyasına 6 bin 500 kişinin destek verdiği belirtildi.</p>

<p>Demirel, ustasının kendilerine sık sık, “Benim asıl büyük mirasım buradaki çıraklarım” dediğini aktararak İsmail Araç’ın adının kurulacak müzede yaşatılmasını istediklerini söyledi.</p>

<p><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/3-a-a-a.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Bergama’dan İngiltere’ye taşınan zanaat</strong></h2>

<p>İsmail Araç’ın bıraktığı miras yalnızca Bergama’da değil, Türkiye sınırlarının dışında da devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İngiltere’de yaşayan parşömen yapımcısı ve tasarımcısı Demet Tokbay, ustasından öğrendiği yöntemlerle üretim yapmayı sürdürüyor.</p>

<p>Parşömenin Bergama’ya ait tarihsel bir değer olduğunun dünyada daha fazla bilinmesini istediğini belirten Tokbay, “Hepimiz elimizden geldiğince bu zanaatın unutulmaması için taşın altına elimizi sokmaya çalışıyoruz” dedi.</p>

<p>İsmail Araç’ın bir diğer öğrencisi Hazel Aymaz da ustasından aldığı icazetnamenin kendisi için büyük bir anlam taşıdığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı olan Aymaz, Araç’ın bilgisini öğrencilerine aktarmaktan büyük mutluluk duyduğunu anlattı.</p>

<p>Bergama’da yaklaşık 2 bin yılı aşan geçmişe sahip parşömen geleneği, bugün İsmail Araç’ın yetiştirdiği öğrenciler sayesinde hem doğduğu topraklarda hem de dünyanın farklı noktalarında yaşamayı sürdürüyor. (Kaynak: AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/parsomenin-mirasi-bergamada-yasiyor-ismail-ustanin-ciraklari-zanaati-gelecege-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/1-a-a-a-a.jpg" type="image/jpeg" length="98844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğun Karnesine Değil Hayata Hazırlanmasına Bakın]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/cocugun-karnesine-degil-hayata-hazirlanmasina-bakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/cocugun-karnesine-degil-hayata-hazirlanmasina-bakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir çocuğun yüksek notlar alması, hayatın karşısına çıkaracağı sorunlarla baş edebildiği anlamına geliyor mu? Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı’ya göre ailelerin üzerinde düşünmesi gereken asıl soru bu. Penguen Kitabevi’nde velilerle buluşan Balcı, başarıyı yalnızca sınav sonuçları üzerinden okumanın çocukların başka yeteneklerinin gözden kaçmasına neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğu okuldan eve geldiğinde ilk olarak “Sınavın nasıl geçti?” diye karşılayan, odasına girdiğinde “Dersini çalıştın mı?” diye soran, elinde telefon gördüğünde hemen uyaran pek çok anne baba aslında aynı şeyi istiyor: Çocuğunun gelecekte iyi bir hayat kurmasını.</p>

<p>Ancak iyi niyetle başlayan bu çaba bazen evin içinde sürekli tekrarlanan bir başarı baskısına dönüşebiliyor. Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı, “Akademik Başarıda Anne Baba Tutumları” başlığıyla Penguen Kitabevi’nde gerçekleştirilen söyleşide tam da bu noktaya dikkat çekti. Balcı, çocuğun geleceğini belirleyen becerilerin yalnızca testlerde verdiği doğru cevaplardan oluşmadığını, kendi sorununu çözebilmesi, sorumluluk alması, insanlarla iletişim kurabilmesi, karar verebilmesi ve karşılaştığı zorluklardan sonra yeniden ayağa kalkabilmesi de en az okul başarısı kadar önemli olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Her Gün “Ders Çalış” Demek Çözüm Olmayabilir</strong></p>

<p>Velilerin çocuklarla en sık karşı karşıya geldiği konuların başında ders çalışma meselesi geliyor. Balcı, sürekli tekrarlanan “ders çalış” uyarısının bir süre sonra etkisini kaybedebileceğine, hatta çocukta ters tepki oluşturabileceğine dikkat çekti. Bunu günlük hayattan bir örnekle anlatan Balcı, çalışmayan bir bulaşık makinesinin düğmesine tekrar tekrar basmanın makineyi çalıştırmayacağını hatırlatarak aynı durumun çocuklara sürekli aynı talimatı vermek için de geçerli olabileceğini söyledi. Buradaki çözümün baskının dozunu artırmak olmadığını belirten Balcı, ders çalışma alışkanlığının küçük yaşlarda oluşturulmasının daha önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Baris Balci (2)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1122" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/baris-balci-2-1.JPG" width="1600" /><strong>Çantasını annesi hazırlıyorsa sorumluluğu kim öğreniyor?</strong></p>

<p>Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri de anne babaların çocukları adına yaptıkları günlük işler oldu. Çocuğun yatağını toplamak, odasını düzenlemek, çantasını hazırlamak ya da kendi başına yapabileceği başka işleri sürekli onun yerine yapmak ilk bakışta yardım gibi görünebiliyor. Balcı ise bunun uzun vadede farklı bir sonucu olabileceğine işaret etti. Her ihtiyacı anne babası tarafından karşılanan çocuğun konfora alışabileceğini belirten Balcı, gerçek bir sorunla tek başına karşılaştığında çözüm üretmekte zorlanabileceğini söyledi. Bu nedenle yaşına uygun sorumlulukların çocuğa bırakılmasını isteyen Balcı, ailelere de çocuk bir işi ilk seferinde istedikleri kadar iyi yapamadığında hemen müdahale etmemeleri çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Çünkü bazen öğrenmenin yolu, hata yapmaya da izin vermekten geçiyor.</strong></p>

<p>Telefonu bırakmasını isteyen anne babanın telefonu elindeyse, Teknoloji konusu açıldığında ise mesele yalnızca çocukların ekran başında geçirdiği süre değil. Balcı, ebeveynlerin davranışlarının çocuklar üzerinde söyledikleri sözlerden daha etkili olabileceğine dikkat çekerek, “Çocuklar söylediklerinizi değil, gördüklerini yapar” mesajını verdi. Evde sürekli telefonla ilgilenen bir yetişkinin çocuğundan telefonu bırakmasını istemesi ya da kendisi hiç kitap okumayan bir ebeveynin çocuğundan düzenli kitap okumasını beklemesi bu açıdan çelişki oluşturabiliyor. Balcı’ya göre teknoloji kullanımında sınır bulunmalı ancak bu sınırlar yalnızca çocuğun uyması gereken yasaklara dönüşmemeli. Anne ve babanın aynı konuda birbirinden tamamen farklı kurallar koyması da çocuk açısından sınırların anlamını zayıflatabiliyor.</p>

<p><strong>Çocukların hayatındaki küçük işler aslında o kadar küçük değil</strong></p>

<p>Yatağını toplamak, okul çantasını hazırlamak, kişisel bakımını takip etmek ya da belirli saatlerde uyuyup kalkmak...</p>

<p>Günlük hayatın sıradan ayrıntıları gibi görünen bu alışkanlıkların çocukların kendi yaşamlarını yönetmeyi öğrenmesinde önemli olduğunu anlatan Balcı, aile içerisinde belirli bir düzen bulunmasının yararına dikkat çekti. Buradaki amaç çocuğun her hareketini kontrol eden bir ev düzeni kurmak değil; kendi sorumluluğunu zamanla yetişkin hatırlatmasına ihtiyaç duymadan yerine getirebilmesini sağlamak.</p>

<p><img alt="Leyla Balci" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/leyla-balci.JPG" width="1600" /><strong>Her çocuğun güçlü olduğu yer aynı değil</strong></p>

<p>Bir başka önemli başlık ise ailelerin çocuklarını başka çocuklarla kıyaslaması oldu. Bir öğrencinin matematikte çok başarılı olması, diğerinin sporda, sanatta veya iletişim konusunda öne çıkmasını değersiz hale getirmiyor. Balcı, çocukların birbirinden farklı olduğunu “Her biri parmak izi gibi birbirinden ayrı ve biricik” sözleriyle anlattı. Bu nedenle okul notlarının çocuğun bütün kapasitesini gösteren bir karne olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Sosyal becerilerden problem çözmeye, duygusal zekadan öz yönetime ve karar verme becerisine kadar birçok özelliğin çocuğun ilerideki yaşamında karşılık bulacağını belirtti.</p>

<p><strong>Anne baba ne tamamen yönetmeli ne tamamen kenara çekilmeli</strong></p>

<p>Çocukların kendi kararlarını verebilmesi önemli ancak Balcı’ya göre bunun da bir dengesi bulunuyor. Özellikle spor, sanat ve farklı sosyal faaliyetlerle tanışma konusunda anne babaların çocuklarına seçenekler sunabileceğini belirten Balcı, bütün kararların küçük yaşlardan itibaren tamamen çocuğa bırakılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Ebeveynlerin yaşam deneyiminin burada rehberlik görevi görebileceğini söyleyen Balcı, çocuğun her istediğinin yerine getirilmesinin de sağlıklı bir yaklaşım olmadığını kaydetti.</p>

<p><strong>“Kaya” olmak yerine gerektiğinde esneyebilmek</strong></p>

<p>Aile içerisinde kural bulunması gerektiğini söyleyen Balcı'nın dikkat çektiği bir başka nokta ise bu kuralların değişmez duvarlara dönüşmemesi. Bunu “kaya” ve “saz” benzetmesiyle anlatan Balcı, anne babaların çocuklarının yaşına ve gelişimine göre gerektiğinde tutumlarını değiştirebilmesi gerektiğini söyledi. Çocuk büyürken ihtiyaçları, arkadaş çevresi, ilgi alanları ve karşılaştığı sorunlar da değişiyor. Dolayısıyla küçük yaşta işe yarayan bir ebeveyn yaklaşımı ergenlik döneminde aynı sonucu vermeyebiliyor.</p>

<p><strong>Çocuğun en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri güvenli bir aile</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söyleşinin sonunda konu yeniden başarının ne olduğu sorusuna geldi. Balcı, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamanın tek başına yeterli olmadığını, sevildiğini ve desteklendiğini bilmenin de gelişimin önemli parçalarından olduğunu söyledi. Çocuğun ailesinin sevgisini aldığı nota bağlamaması gerektiğine dikkat çeken Balcı, koşulsuz sevginin önemini vurguladı.</p>

<p>Aile Danışmanı Leyla Balcı da programda kendi çocuklarını yetiştirirken edindikleri deneyimlerden söz etti. Leyla Balcı, ailelerin çocukları baskı altına almak yerine sevgi ve hoşgörü içerisinde yol göstermesinin önemine değindi. Barış Balcı ayrıca çocukların okul performansında fark edilmeyen görme sorunları gibi sağlık problemlerinin de etkili olabileceğini hatırlattı. Ailelere rutin sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri, gerekli görülen durumlarda ise aile hekimi veya ilgili hekim değerlendirmesine başvurmaları önerisinde bulundu. Söyleşi velilerin sorularının yanıtlanmasıyla tamamlandı. (Kaynak: denizlihaberci)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/cocugun-karnesine-degil-hayata-hazirlanmasina-bakin</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/baris-balci-1.jpg" type="image/jpeg" length="27611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ailelere Ağustos Desteği Hesaplara Yattı: SED Ödemesi 11 Bin 38 Liraya Yükseldi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılamakta güçlük yaşayan ailelere sağlanan Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) ödemelerinde ağustos ayı ödemeleri hesaplara yatırıldı. Türkiye genelinde 2 milyar 129 milyon liralık ödeme yapılırken, çocuk başına ortalama destek tutarı 11 bin 38 liraya yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çocukların ailelerinin yanında desteklenmesi amacıyla uygulanan Sosyal ve Ekonomik Destek programında ağustos ayı ödemeleri başladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ağustos ayına ilişkin toplam 2 milyar 129 milyon liralık SED ödemesinin hak sahiplerinin hesaplarına yatırıldığını açıkladı.</p>

<p><strong>Ortalama ödeme 11 bin 38 liraya çıktı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SED kapsamında verilen destek tutarları, temmuz ayındaki memur maaş katsayısı artışının ardından yükseltildi. Daha önce ortalama 9 bin 723 lira olan Sosyal ve Ekonomik Destek ödemesi, yapılan artışla birlikte ortalama <strong>11 bin 38 liraya</strong> çıktı. Böylece ortalama ödeme tutarında <strong>1.315 liralık artış</strong> gerçekleşti. Bu rakam yaklaşık yüzde 13,5'lik yükselişe karşılık geliyor.</p>

<p><strong>SED desteği neden veriliyor?</strong></p>

<p>Sosyal ve Ekonomik Destek programıyla ekonomik nedenlerle çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük yaşayan ailelere destek sağlanıyor. Programın temel yaklaşımını, çocukların ekonomik gerekçeler nedeniyle ailelerinden ve sosyal çevrelerinden ayrılmasının önüne geçilmesi oluşturuyor. Destek kapsamında çocukların başta eğitim olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunuluyor. Bakan Göktaş, çocukların öncelikli olarak aile ortamında yetişmelerine önem verdiklerini belirterek aile odaklı sosyal hizmet modellerini sürdürdüklerini ifade etti.</p>

<p><strong>Ağustos ayında 2 milyar 129 milyon lira</strong></p>

<p>Ağustos dönemi için ayrılan SED kaynağının toplam büyüklüğü ise <strong>2 milyar 129 milyon lira</strong> oldu. Bakan Göktaş, ödemelerin hesaplara aktarıldığını belirterek, “Çocukların sosyal açıdan desteklenmesi ve eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla ağustos ayına ilişkin toplam 2 milyar 129 milyon lira tutarındaki SED ödemesini hesaplara yatırdık” açıklamasında bulundu. SED ödemesinden yararlanan aileler böylece ağustos ayına ilişkin desteklerini hesaplarından kullanabilecek. (Kaynak: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı)<br />
<br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi.jpeg" type="image/jpeg" length="37967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mobilya Otomobili Geride Bıraktı, Tüketici 12 Ay Taksit İstiyor, Her 5 Kişiden Biri Yapay Zeka Kullanıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/mobilya-otomobili-geride-birakti-tuketici-12-ay-taksit-istiyor-her-5-kisiden-biri-yapay-zeka-kullaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/mobilya-otomobili-geride-birakti-tuketici-12-ay-taksit-istiyor-her-5-kisiden-biri-yapay-zeka-kullaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de tüketicilerin mobilyaya bakışı değişiyor. MOSFED’in NielsenIQ’ya yaptırdığı 2026 araştırmasına göre mobilya, tüketicilerin harcama önceliklerinde otomobilin önüne geçti. Mobilya almadan önce her 10 kişiden 9’u fiyat karşılaştırması yaparken, yüzde 53’ü kredi kartına taksiti tercih ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de mobilya satın alma alışkanlıklarından ödeme tercihlerine kadar tüketici davranışlarını ortaya koyan kapsamlı bir araştırmanın sonuçları açıklandı. Mobilya Dernekleri Federasyonu'nun (MOSFED) NielsenIQ'ya yaptırdığı “Türkiye Mobilya Sektörü Tüketici Eğilimleri ve Beklentileri Araştırması 2026”, ekonomik koşulların tüketicinin ev ve yaşam alanlarına ilişkin tercihlerinde oluşturduğu değişimi ortaya koydu.</p>

<p>Araştırma 16 Haziran-13 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye'nin 12 istatistiki bölgesindeki 26 ilde gerçekleştirildi. Mobilya satın alma kararında söz sahibi olan 25-55 yaş arasındaki 1.600 tüketiciyle çevrim içi görüşmeler yapıldı. Sonuçlarda en fazla dikkat çeken başlıklardan biri tüketicilerin harcama öncelikleri oldu. Katılımcıların yüzde 44'ü harcama önceliği olarak ev satın almayı gösterdi. Eğitim yüzde 15 ile ikinci sırada yer alırken, mobilya yüzde 13'lük oranla üçüncü sıraya yükseldi. Otomobil satın alma ise yüzde 9'da kaldı. Yazlık veya ikinci ev yüzde 6, beyaz eşya yüzde 5 olarak ölçüldü. Böylece araştırmaya katılan tüketicilerin harcama öncelikleri içerisinde mobilya, otomobilin önüne geçti.</p>

<p>MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, bu sonucu tüketicilerin yaşam alanlarına ve evdeki konfora daha fazla önem vermeye başlamasının göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. Araştırma, mobilya alacak tüketicinin fiyat konusunda da oldukça araştırmacı davrandığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 90'ı alışverişten önce fiyat karşılaştırması yaptığını belirtirken, yüzde 84'ü ürün kalitesinin fiyattan daha belirleyici olduğunu söyledi.</p>

<p><img class="" height="2334" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mosfed-3.jpg" width="3500" /></p>

<p>Her 100 tüketiciden 79'u uzun yıllar kullanabileceği bir mobilya için daha fazla para ödemeyi kabul edebileceğini belirtirken, yüzde 81'i aynı ürünü daha uygun fiyata bulması durumunda marka değiştirebileceğini ifade etti. Bu sonuçlar, tüketicinin yalnızca “en ucuz mobilyayı” aramadığını da ortaya koyuyor. Satın alma kararında dayanıklılık yüzde 44 ile ilk sırada bulunuyor. Bütçeye uygun fiyat yüzde 42, konfor ve kullanışlılık yüzde 41, kolay temizlenebilirlik yüzde 38, malzeme ve işçilik kalitesi ise yüzde 34 oranında öne çıkıyor.</p>

<p>Mobilyaların değiştirilme nedenleri incelendiğinde ise ilk sırada eskime bulunuyor. Son bir yıl içerisinde mobilya satın alanların yüzde 37'si eskiyen ürünlerini değiştirmek için alışveriş yaptığını söyledi. Daha modern bir yaşam alanı isteyenlerin oranı yüzde 29, daha fazla konfor isteyenlerin oranı ise yüzde 27 oldu.</p>

<p>Önümüzdeki bir yıllık dönemde de yüzde 34 ile eskime, yeni mobilya satın alma düşüncesinin en önemli gerekçesi olarak gösterildi. Tüketicilerin evlerinde oluşturmak istediği atmosferde yüzde 58 ile konfor ilk sıraya yerleşti. Huzur yüzde 53, düzen ise yüzde 50 ile onu takip etti. Mobilyayı temel ihtiyaç olarak görenlerin oranı yüzde 29 olurken, yüzde 27'si mobilyayı konfor sağlayan bir unsur, yüzde 21'i ise yaşam tarzının bir parçası olarak tanımladı. En sık değiştirilen mobilyalar da belli oldu. Yüzde 48 ile oturma grupları listenin ilk sırasında yer aldı. Önümüzdeki bir yıl içerisinde mobilyasını yenilemeyi düşünen tüketiciler arasında da yüzde 43 ile yine oturma grupları öne çıktı.</p>

<p>Araştırmanın tüketicinin cebini doğrudan ilgilendiren bölümlerinden biri ise ödeme yöntemleri oldu. Katılımcıların yüzde 53'ü mobilya alışverişini kredi kartına taksit yaptırarak gerçekleştiriyor. Tüketicilerin uygun bulduğu ortalama vade 12 ay olurken, ödenebilir gördükleri ortalama aylık taksit tutarı yaklaşık 16 bin 600 TL olarak hesaplandı. MOSFED ise bu noktada mevcut kredi kartı taksit düzenlemesine dikkat çekti. Federasyon, sektörde uygulanan 9 aylık taksit sınırının tüketicilerin araştırmada ortaya çıkan 12 aylık beklentisinin altında kaldığını belirterek sürenin yeniden değerlendirilmesini talep ediyor.</p>

<p>Kampanya tercihlerinde de tüketicinin ödeme koşullarına verdiği önem görülüyor. Katılımcıların yüzde 53'ü indirim kampanyalarını cazip bulurken, yüzde 50'si ödeme seçenekleri ve taksit avantajlarını tercih etti. Eski mobilyayı yenisiyle değiştirme ile ücretsiz teslimat ve montaj seçenekleri de yüzde 40 oranında karşılık buldu. Mobilya alışverişindeki bir başka büyük değişim ise internet kullanımında yaşanıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 94'ü mobilya almadan önce en az bir dijital kaynaktan araştırma yapıyor. Buna karşılık fiziksel kaynaklardan yararlananların oranı yüzde 70. Dijital araştırmada markaların kendi internet siteleri yüzde 45 ile ilk sırada bulunurken, online alışveriş uygulamaları yüzde 37, online alışveriş siteleri ise yüzde 35 oranında kullanılıyor.</p>

<p>Ancak internetin ağırlığının artması fiziksel mağazaları ortadan kaldırmış değil. Fiziksel araştırma kaynaklarında markaların kendi mağazaları yüzde 54 ile ilk sıradaki yerini koruyor. Ortaya çıkan tablo, tüketicinin araştırmaya dijital ortamda başlayıp ürünü mağazada görme ve deneyimleme eğiliminin sürdüğünü gösteriyor. Araştırmanın sosyal medya açısından dikkat çeken sonucu ise influencer içeriklerinde ortaya çıktı. Mobilya satın alma kararında kullanıcı yorumları ve videolarının etkisi yüzde 59 olarak ölçüldü. Birlikte yaşanan kişilerin görüşleri yüzde 57, arkadaş ve sosyal çevrenin etkisi yüzde 44 olurken, influencer içeriklerinin etkisi yalnızca yüzde 14'te kaldı. Satın alma isteğini artıran içeriklerde de gerçek kullanıcı deneyimleri yüzde 68 ile ilk sıraya çıktı. Mağaza vitrinleri yüzde 65, televizyon reklamları yüzde 64 olurken influencer içerikleri yüzde 24'te kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img height="1620" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mosfed-2.jpg" width="2880" /></h2>

<h2><strong>Mobilya alışverişine yapay zeka da girmiş durumda</strong></h2>

<p>Araştırmaya göre her 5 tüketiciden yaklaşık biri, yani yüzde 21'i mobilya alışverişi sürecinde yapay zeka araçlarından yararlanıyor. Yapay zeka kullanan tüketicilerin yüzde 59'u dekorasyon önerileri, yüzde 57'si fikir alma, yüzde 57'si oda görselleştirme, yüzde 53'ü ürün önerisi, yüzde 49'u ise fiyat karşılaştırması için bu teknolojilere başvuruyor. Araştırmada mobilya sektörünün satış sonrasındaki sorunları da tüketicilere soruldu. Katılımcıların yüzde 55'i son mobilya alışverişini herhangi bir problem yaşamadan tamamladığını söyledi. Sorun yaşayanlarda ise yüzde 14 ile teslimat gecikmesi ilk sırada bulunuyor. Satış sonrası destek yetersizliği yüzde 13, kurulum ve montaj sorunları yüzde 12 olarak ölçüldü.</p>

<p>MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, araştırmanın sonuçlarının sektör açısından önemli mesajlar taşıdığını belirterek, tüketicinin artık fiyatı araştıran ancak kalite ve dayanıklılıktan vazgeçmeyen, ödeme koşullarına dikkat eden ve satın almadan önce dijital kanalları yoğun biçimde kullanan bir profile dönüştüğünü söyledi. Güleç, tüketicinin beklentilerini doğru okuyabilmenin mobilya sektöründeki rekabetin önemli unsurlarından biri haline geldiğini ifade etti. (Kaynak: (Kaynak: faselis.com)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/mobilya-otomobili-geride-birakti-tuketici-12-ay-taksit-istiyor-her-5-kisiden-biri-yapay-zeka-kullaniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mosfed-1.jpg" type="image/jpeg" length="89308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Işıklı Gölü’nde Nilüfer Mevsimi Uzadı: Tekne Turları 24 Ekim’e Kadar Sürecek]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’nin Çivril ilçesindeki Işıklı Gölü’nde bu yıl yağışlarla birlikte su seviyesinin yükselmesi nilüfer sezonunu uzattı. Doluluk oranının yüzde 98’e ulaştığı gölde, normalde temmuz sonunda bitmesi planlanan nilüferler arasındaki tekne turları 24 Ekim’e kadar devam edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli kent merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Işıklı Gölü’nde ziyaretçileri sevindiren bir gelişme yaşandı. Geçmiş yıllarda kuraklık nedeniyle haziran sonu veya temmuz başında sona eren tekne turları, bu yıl göldeki yüksek su seviyesi sayesinde sonbahara kadar yapılabilecek. Yaklaşık 7 bin 300 hektarlık alana sahip olan ve tarımsal sulamada da kullanılan Işıklı Gölü, nilüfer tarlalarının yanı sıra çok sayıda kuş, balık ve bitki türüne ev sahipliği yapıyor.</p>

<p><strong>Doluluk Oranı Yüzde 98’e Ulaştı</strong></p>

<p>Gölde tekne kaptanlığı ve rehberlik yapan Özel Çetinkaya, son dört yılda doluluk oranının yüzde 40-45 seviyelerinde kaldığını, bu yıl ise yaklaşık yüzde 98’e ulaştığını belirtti. Su seviyesindeki yükselişle birlikte nilüferler canlılığını korurken, tekne turlarının süresi de uzatıldı. Çetinkaya, ziyaretçilerin sezonun sona erdiğini düşündüğünü ancak turların 24 Ekim’e kadar devam edeceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nilüferlerin Arasında 15 Kilometrelik Tur</strong></p>

<p>Yaklaşık 1 saat 10 dakika süren tekne turlarında toplam 15 kilometreye yakın mesafe kat ediliyor. Ziyaretçiler sazlıkların arasından geçerek kuşların yuvalama alanlarına ve gölün merkezindeki nilüfer tarlalarına ulaşıyor. Güzergâh üzerindeki yaklaşık 500 metrelik sazlık geçişinin ardından Kuşlu Ada’ya varılıyor. Burada yüzlerce karabatak ile kuş yuvaları ve yavruları gözlemlenebiliyor. Turun devamında tekneler gölün merkezindeki nilüferlerin bulunduğu bölgeye ulaşıyor. Ziyaretçiler burada göl manzarasını izlerken fotoğraf çekme imkânı da buluyor. Çetinkaya, “Gerçekten dolu dolu bir görsel şölen sunuyoruz. Nilüferlerin yanı sıra kuşlar da ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Fotoğraf Tutkunlarının da Rotasında</strong></p>

<p>Işıklı Gölü, özellikle doğa ve kuş fotoğrafçıları tarafından tercih ediliyor. Tekne turuna katılan fotoğrafçı Serap Özdemir, Seraserli Mahallesi üzerinden göle girdikten sonra önce kuşların, ardından geniş nilüfer alanlarının görülebildiğini söyledi. Gölde su altı ve yüzey çekimleri yapılabildiğini belirten Özdemir, doğa fotoğrafçılığıyla ilgilenenlere Işıklı Gölü’nü görmeleri tavsiyesinde bulundu. Her yıl mayıs ayından itibaren geniş alanları nilüferlerle kaplanan Işıklı Gölü’nde bu yıl yüksek su seviyesi sayesinde sezon sonbahara taşınırken, tekne turları <strong>24 Ekim’e kadar</strong> ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek.jpg" type="image/jpeg" length="39875"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[17 Ağustos’un 27. Yılında Kritik Uyarı: Kaliteli Beton Tek Başına Yetmiyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/17-agustosun-27-yilinda-kritik-uyari-kaliteli-beton-tek-basina-yetmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/17-agustosun-27-yilinda-kritik-uyari-kaliteli-beton-tek-basina-yetmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü yaklaşırken Türkiye Hazır Beton Birliği’nden yapı güvenliğine ilişkin önemli uyarı geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Başkanı Yavuz Işık, depreme dayanıklı yapı için kaliteli beton kullanımının tek başına yeterli olmadığını belirterek üretimden şantiyedeki uygulamaya kadar kesintisiz ve bağımsız denetimin önemine dikkat çekti. Deprem gerçeğinin Türkiye’nin tamamını ilgilendirmesi nedeniyle yapılan uyarılar mevcut ve yeni yapı stoku açısından da önem taşıyor. Türkiye’yi derinden sarsan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği felaketin yıl dönümü öncesinde Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), yapı güvenliğinin yalnızca kullanılan malzemenin kalitesiyle sağlanamayacağını, inşaatın bütün aşamalarının etkin biçimde denetlenmesi gerektiğini gündeme taşıdı.</p>

<p>THBB Başkanı Yavuz Işık, Türkiye’de geçen 27 yılda deprem güvenliği konusunda önemli ilerlemeler kaydedildiğini ancak 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yapılması gereken çalışmalar bulunduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade etti. 17 Ağustos’un yalnızca geçmişte yaşanan kayıpların anıldığı bir tarih olarak görülmemesi gerektiğini belirten Işık, gelecekte meydana gelebilecek depremlere karşı mevcut hazırlıkların da sorgulanması gerektiğini söyledi. Işık, “Bugün üzerinde durmamız gereken konu, gelecekte meydana gelebilecek yıkıcı depremlerden önce elimizde bulunan bilgi birikimini, teknolojiyi ve denetim mekanizmalarını ne ölçüde hayata geçirebildiğimizdir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye’nin beton teknolojisi konusunda önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Yavuz Işık, yüksek dayanım sınıflarındaki ve çevresel etkilere karşı uzun ömürlü betonların üretilebilmesi için gerekli bilgi birikimi, standart altyapısı ve laboratuvar kapasitesinin bulunduğunu söyledi. Doğru tasarlanan, standartlara uygun üretilen ve şantiyede doğru uygulanan betonun yapıların deprem performansındaki önemine işaret eden Işık, Kalite Güvence Sistemi (KGS) belgeli beton kullanımının da kaliteli beton açısından önemli bir güvence olduğunu ifade etti.</p>

<p>Betonun karışım tasarımından santraldeki üretimine, şantiyeye taşınmasından yerleştirilmesine, kür işlemlerinden dayanım testlerine kadar bütün süreçlerin birbirini tamamladığını vurgulayan Işık, bu zincirin herhangi bir halkasındaki denetim eksikliğinin yapı güvenliğini etkileyebileceği uyarısında bulundu. Işık, “Zincirin herhangi bir noktasında denetim eksik kaldığında, kaliteli malzeme dahi yapının güvenliğini tek başına garanti edemez” dedi.</p>

<p>Hazır beton üretiminin dijital ortamda takip edilmesi de THBB’nin açıklamasında öne çıkan konulardan biri oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazır beton denetiminin dijital olarak izlenebilir hale getirilmesini önemli bir gelişme olarak değerlendiren Işık, sistem sayesinde üretimden sevkiyata kadar olan sürecin kayıt altına alınabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Deprem güvenliğinin tek bir kurumun veya sektörün sorumluluğunda olmadığının altını çizen THBB Başkanı Işık, malzeme üreticileri, mühendisler, müteahhitler, yapı denetim kuruluşları ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. “Depremin ne zaman, nerede ve hangi büyüklükte meydana geleceğini bilemeyiz ancak bugün inşa ettiğimiz yapıların deprem karşısındaki davranışını belirleme imkanına sahibiz” diyen Işık, depreme dirençli şehirlerin oluşturulması için bilimsel esaslardan taviz verilmemesi gerektiğini vurguladı. (THBB)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/17-agustosun-27-yilinda-kritik-uyari-kaliteli-beton-tek-basina-yetmiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/t-h-b-b-baskani-yavuz-isik-new-2-094222851.jpg" type="image/jpeg" length="17967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havuza Girecekler Dikkat! Klor ve Asit Bir Araya Gelirse Zehirli Gaz Açığa Çıkabilir]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/havuza-girecekler-dikkat-klor-ve-asit-bir-araya-gelirse-zehirli-gaz-aciga-cikabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/havuza-girecekler-dikkat-klor-ve-asit-bir-araya-gelirse-zehirli-gaz-aciga-cikabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bodrum’da bir otelde havuz bakımı sırasında meydana gelen gaz sızıntısından 15 kişinin etkilenerek hastaneye kaldırılması, havuzlarda kullanılan kimyasalların oluşturabileceği tehlikeleri yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar özellikle klor ve asit içeren ürünlerin kesinlikle karıştırılmaması ve yan yana dahi depolanmaması gerektiği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarıyla birlikte otel, site ve sosyal tesislerdeki yüzme havuzlarının kullanımı artarken, uzmanlardan önemli uyarılar geldi. Havuzlarda tehlike yalnızca boğulmayla sınırlı değil. Yanlış kullanılan kimyasalların yanı sıra elektrik tesisatı, ıslak zeminler ve yetersiz güvenlik önlemleri de ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bodrum’da bir otelde havuz bakımı sırasında yaşanan gaz sızıntısı bunun son örneklerinden biri oldu. Olayda 15 kişinin gazdan etkilenerek hastaneye kaldırıldığı bildirildi.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen de yüzme havuzlarındaki risklere ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><img alt="1786362053 Mustafa C Neyt Gezen 003" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/1786362053-mustafa-c-neyt-gezen-003.jpg" width="1600" /><strong>Klor ve Asit Kesinlikle Birbirine Karıştırılmamalı</strong></p>

<p>Havuz suyunun dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasalların yanlış depolanması ve uygulanması ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor. Özellikle klor içeren ürünlerle asitlerin birbirinden ayrı tutulması gerekiyor. Mustafa Cüneyt Gezen, asit ve klorun aynı raf veya dolapta tutulmasının dahi ciddi tepkime riski oluşturabileceğine dikkat çekti. Kimyasalların başka kaplara aktarılmaması, kendi ambalajlarında ve etiketleri korunarak muhafaza edilmesi gerekiyor. Depoların ise serin, kuru, iyi havalandırılan ve yetkisiz kişilerin ulaşamayacağı şekilde kilitli olması öneriliyor.</p>

<p><strong>Havuz Kimyasallarıyla Çalışanlar İçin Koruyucu Ekipman Uyarısı</strong></p>

<p>Havuz bakımından sorumlu kişilerin de kimyasallarla çalışırken koruyucu önlemleri ihmal etmemesi gerekiyor. Eldiven, koruyucu gözlük ve uygun maske kullanımı bunların başında geliyor. Özellikle klor ürünlerinin ambalajlarının açılması sırasında toksik buhar solunması riski bulunabileceğini belirten Gezen, taşıma, depolama ve uygulama sırasında kimyasalların kontrolsüz biçimde suyla temasının da önlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Şok Klorlamadan Sonra Havuza Hemen Girmeyin</strong></p>

<p>Uzmanların dikkat çektiği konulardan biri de klorlama işleminin ardından havuzun ne zaman kullanılabileceği. Normal dozaj klorlama sonrasında havuza girmek için en az 30 dakika beklenmesi öneriliyor. Şok klorlama uygulamasından sonra ise bu sürenin genellikle 8 ila 12 saate çıktığı belirtiliyor. Ancak yalnızca sürenin dolması yeterli görülmüyor. Havuza girmeden önce suyun pH ve klor değerlerinin ölçülmesi gerekiyor. Uzmanlar havuz suyundaki pH değerinin 7,2 ile 7,6 aralığında tutulmasının önemine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Çocuklar Havuz Başında Gözetimsiz Bırakılmamalı</strong></p>

<p>Kimyasal tehlikelerin yanı sıra yaz aylarında havuzlarda en büyük risklerden birini boğulma vakaları oluşturuyor. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, çocukların havuz çevresinde yetişkin gözetimi olmadan bırakılmaması gerektiğini belirtirken, havuzların yakınında kurtarma ekipmanları ile eksiksiz bir ilk yardım çantasının hazır tutulmasının önemine dikkat çekiyor. Havuz kullanım kurallarının da herkesin görebileceği bir noktada bulunması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Islak Zemin ve Elektrik Tehlikesine Dikkat</strong></p>

<p>Havuz çevresindeki ıslak zeminler de ciddi yaralanmalara neden olabiliyor. Yürüme alanları ve duş bölgelerinde kaymayı önleyici malzemelerin kullanılması, havuz derinliklerinin açıkça belirtilmesi ve dalış yapılmaması gereken alanlara uyarı levhaları yerleştirilmesi önem taşıyor. Elektrik güvenliği ise havuzlarda hayati önem taşıyan bir başka başlık. Elektrik tesisatlarının düzenli olarak kontrol edilmesi ve kaçak akım rölesinin bulunması gerektiğini belirten Uçan, havuz çevresindeki elektrik sistemlerinin güvenlik koşullarına uygun olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre yüzme havuzlarında güvenliğin sağlanması yalnızca havuza girenlerin dikkatine bırakılamaz. Otel ve tesislerde işletmecilerin, toplu yaşam alanlarındaki ortak havuzlarda ise site yönetimlerinin düzenli bakım, kimyasal güvenliği ve gerekli koruyucu tedbirlerin uygulanmasında sorumluluğu bulunuyor. (Kaynak: İletişim Ofisi)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/havuza-girecekler-dikkat-klor-ve-asit-bir-araya-gelirse-zehirli-gaz-aciga-cikabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/1786362041-r-t-u-an.jpg" type="image/jpeg" length="34152"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8. Yüzyıldan Kalan Köpek İskeleti ve Mamut Dişi! Veterinerlik Öğrencileri Bunlarla Eğitim Görüyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/8-yuzyildan-kalan-kopek-iskeleti-ve-mamut-disi-veterinerlik-ogrencileri-bunlarla-egitim-goruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/8-yuzyildan-kalan-kopek-iskeleti-ve-mamut-disi-veterinerlik-ogrencileri-bunlarla-egitim-goruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi'ndeki anatomi laboratuvarı alışılmış eğitim materyallerinin çok ötesinde bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Mamut dişinden 8. yüzyılda yaşamış bir köpeğin iskeletine, caretta carettadan yunus ve ton balığı kalıntılarına kadar uzanan koleksiyon, geleceğin veteriner hekimlerinin eğitiminde kullanılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Veterinerlik öğrencilerinin anatomi eğitiminde karşısına yalnızca günümüzde yaşayan hayvanların iskeletleri çıkmıyor. Muğla'daki bir üniversite laboratuvarında öğrenciler binlerce yıl öncesine uzanan hayvan kalıntılarını da inceleme fırsatı buluyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Laboratuvarı'nda oluşturulan zooarkeolojik koleksiyon, farklı dönemlerden kalan çok sayıda örneği bir araya getiriyor.</p>

<p>Koleksiyon içerisinde en fazla dikkat çeken parçalardan biri ise <strong>mamut alt azı dişi</strong>.</p>

<h2><strong>8. Yüzyılda İstanbul Sokaklarında Yaşamış</strong></h2>

<p>Laboratuvardaki bir başka dikkat çekici örnek yaklaşık 1200 yıl öncesine uzanıyor. Koleksiyonda, 8. yüzyıl Bizans dönemine tarihlenen bir köpeğin iskeleti bulunuyor. Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Vedat Onar'ın verdiği bilgilere göre orta büyüklükte ve erkek olan köpeğin o dönemde İstanbul sokaklarında yaşadığı değerlendiriliyor. İskelet üzerinde yapılan incelemelerde hayvanın ayağında kemiksel problemlerin bulunduğu da belirlendi.</p>

<p>Yüzyıllar boyunca korunarak günümüze ulaşan iskelet, bugün veterinerlik öğrencilerinin üzerinde çalışabildiği bilimsel materyallerden biri haline geldi.</p>

<h2><strong>Mamut Dişi de Eğitim Materyali Oldu</strong></h2>

<p>Laboratuvardaki mamut alt azı dişi ise koleksiyonun paleontolojik örnekleri arasında bulunuyor. Öğrenciler mamut dişi ile farklı hayvanlara ait dişleri karşılaştırarak anatomik yapıdaki farklılıkları doğrudan inceleyebiliyor. Koleksiyon bununla da sınırlı değil. Yunus, caretta caretta ve ton balığı gibi sucul canlıların kalıntılarının yanı sıra büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kemikleri de laboratuvarda yer alıyor. Öğrenciler yalnızca hazır halde bulunan materyalleri incelemiyor. Alan çalışmalarından getirilen kemiklerin yıkanmasından iskeletlerin ortaya çıkarılmasına, montajından bilimsel değerlendirmesine kadar farklı aşamalarda görev alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1200" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/8-yuzyildan-kalan-kopek-iskeleti-ve-mamut-disi-veterinerlik-ogrencileri-bunlarla-egitim-goruyor-4.jpg" width="1600" /></p>

<h3><strong>Antik Kentlerden Gelen Kemikler Burada İnceleniyor</strong></h3>

<p>Milas'ın çok sayıda antik kente yakın konumda bulunması, fakültenin çalışmalarına farklı bir boyut kazandırıyor. Smyrna, Aphrodisias, Beçin Kalesi, Herakleia ve Priene gibi önemli arkeolojik alanlardan elde edilen hayvan kalıntıları üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Kemikler yalnızca geçmişte hangi hayvanların yaşadığını ortaya koymuyor. Hayvanların nasıl kullanıldığı, insanların neyle beslendiği ve dönemin sosyal yaşamı hakkında da önemli ipuçları sağlayabiliyor.</p>

<h2><strong>Antik Dönemin “Kucak Köpekleri” de Ortaya Çıktı</strong></h2>

<p>Herakleia Antik Kenti'nde gerçekleştirilen çalışmalarda ulaşılan küçük köpek kalıntıları ise geçmişte insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin düşündüğümüzden çok daha farklı olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Onar'ın aktardığı bilgilere göre büyük köpekler avcılık, bekçilik ve sürü yönetimi gibi işlerde kullanılırken, insan eliyle seçilerek küçülen bazı köpekler zaman içerisinde evlerin içine girmiş. Bugün “kucak köpeği” olarak tanımlanabilecek küçük boyutlu köpeklerin o dönemde de insanların yanında yaşadığına ilişkin arkeolojik bulgular bulunuyor. Üstelik bu hayvanların büyüklüğü ve yaşam biçimi, onları besleyen kişilerin sosyal statüsü hakkında dahi bilgi sağlayabiliyor.<img height="1200" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/8-yuzyildan-kalan-kopek-iskeleti-ve-mamut-disi-veterinerlik-ogrencileri-bunlarla-egitim-goruyor-3.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>İnsanlarla Aynı Mezara Gömülen Köpekler Var</strong></h2>

<p>Arkeolojik bulgular, insan ile köpek arasındaki ilişkinin yalnızca hayvanın yaptığı işle sınırlı kalmadığını da gösteriyor. Anadolu'daki bazı arkeolojik verilerde köpeklerin insanlarla aynı mezara özenli şekilde gömüldüğünün görülmesi, hayvanların geçmiş toplumların yaşamındaki yerini ortaya koyan dikkat çekici bulgular arasında bulunuyor. Milas Veteriner Fakültesi'ndeki koleksiyon böylece iki farklı amaca aynı anda hizmet ediyor. Bir taraftan veteriner hekim adayları modern ve antik örnekleri karşılaştırarak eğitim görürken, diğer taraftan binlerce yıl önce Anadolu'da yaşayan hayvanların ve insanların ortak yaşamına ilişkin yeni bilgiler elde ediliyor. (Kaynak: AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/8-yuzyildan-kalan-kopek-iskeleti-ve-mamut-disi-veterinerlik-ogrencileri-bunlarla-egitim-goruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/8-yuzyildan-kalan-kopek-iskeleti-ve-mamut-disi-veterinerlik-ogrencileri-bunlarla-egitim-goruyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="84753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul Alışverişi Yapacak Veliler Dikkat! Bakanlık Tek Tek Denetlemeye Başladı]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/okul-alisverisi-yapacak-veliler-dikkat-bakanlik-tek-tek-denetlemeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/okul-alisverisi-yapacak-veliler-dikkat-bakanlik-tek-tek-denetlemeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasına yaklaşık bir ay kala kırtasiye alışverişi için hazırlık yapan velilere önemli uyarı geldi. Ticaret Bakanlığı, okul çantasından kaleme, silgiden boyaya, yapıştırıcıdan okul kıyafetlerine kadar çok sayıda üründe ülke genelinde denetimleri artırdı. Güvensiz olduğu belirlenen ürünler toplatılacak, fiyat etiketleri de mercek altına alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde milyonlarca öğrenci ve veliyi ilgilendiren okul alışverişi dönemi başlarken, kırtasiye rafları da denetim altına alındı. 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak yeni eğitim öğretim yılı öncesinde Ticaret Bakanlığı, kırtasiye ve okul ürünlerine yönelik kontrollerine hız verdi. Denetimlerde yalnızca ürünlerin üzerinde yazan bilgiler değil, çocukların sağlığı açısından risk oluşturabilecek kimyasal maddeler ve bazı fiziksel özellikler de inceleniyor. Velilerin ise alışveriş sırasında özellikle ürün etiketi, üretici veya ithalatçı bilgileri, Türkçe uyarılar ve CE işareti gibi ayrıntılara dikkat etmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Okul Çantasından Silgiye Kadar Kontrol Ediliyor</strong></p>

<p>Denetimlerin kapsamı oldukça geniş tutuluyor. Öğrencilerin günlük olarak kullandığı okul ve beslenme çantaları, kalemler, defterler, silgiler, makaslar, kalemtıraşlar, boyalar ve yapıştırıcılar kontrol edilen ürünler arasında bulunuyor. Denetimler okul kıyafetlerini de kapsıyor. Ürünlerde kullanımı yasaklanmış veya sınırlandırılmış kimyasalların bulunup bulunmadığına bakılırken, çocuklar açısından tehlike oluşturabilecek kordon ve bağcık gibi bölümler de inceleniyor.</p>

<p><strong>Şüpheli Ürünler Laboratuvara Gönderilecek</strong></p>

<p>Denetim sırasında tehlikeli veya riskli olduğu değerlendirilen ürünler akredite laboratuvarlarda teste tabi tutulacak. Böylece ürünlerin özellikle çocuk sağlığı açısından belirlenen güvenlik kriterlerini karşılayıp karşılamadığı ortaya çıkarılacak. Ürünlerin etiketleri ve tüketiciye verilmesi gereken bilgilere de bakılacak. Yapılan inceleme ve testlerin ardından güvensiz olduğu belirlenen ürünlerin piyasaya sunulması yasaklanacak ve ürünler toplatılacak. Sorumlu imalatçı ve ithalatçılar hakkında da idari yaptırım uygulanacak.</p>

<p><strong>Veliler Kırtasiye Alırken Bunlara Dikkat Etmeli</strong></p>

<p>Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde alışveriş yapacak ailelerin ürünleri yalnızca fiyatına veya görünümüne göre seçmemesi önem taşıyor. Kırtasiye ürününün üzerinde imalatçı veya ithalatçının açık adı ve adresinin bulunması gerekiyor. Ürünün marka ve model bilgilerinin belirtilmiş olması ve gerekli uyarıların Türkçe olarak tüketiciye sunulması da kontrol edilmesi gereken ayrıntılar arasında. Özellikle çocukların ilgisini çekmek amacıyla oyuncak görünümünde üretilen kırtasiye malzemelerinde daha dikkatli olunması gerekiyor.</p>

<p><strong>Oyuncak Görünümlü Ürünlerde CE İşaretine Bakın</strong></p>

<p>Oyuncak niteliği taşıyan kırtasiye ürünlerini satın alırken ürünün üzerindeki yaş uyarılarının kontrol edilmesi gerekiyor. Velilerin ayrıca CE işaretinin bulunup bulunmadığına bakması önem taşıyor. Çocuk kıyafetlerinde ise Türkçe ve okunabilir içerik etiketlerinin yanı sıra çocuğun güvenliği açısından tehlike yaratabilecek kordon ve bağcık gibi bölümlerin kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Sadece Ürünler Değil Fiyatlar da Denetimde</strong></p>

<p>Okul alışverişlerinin artmasıyla birlikte denetimlerin bir başka ayağını fiyat etiketleri oluşturuyor. Zincir marketler, kırtasiyeler ve okul ürünlerinin satıldığı diğer perakende işletmelerde fiyat etiketi kontrolleri yoğunlaştırıldı. Böylece velilerin alışveriş sırasında fiyat konusunda mağduriyet yaşamalarının önüne geçilmesi için raf ve ürün fiyatları da denetlenecek.</p>

<p><strong>Güvensiz Ürünler İnternetten Görülebilecek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Denetimlerde güvenli olmadığı belirlenen ürünlere ilişkin bilgiler Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden kamuoyuyla paylaşılacak. Veliler ve diğer tüketiciler, Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden daha önce güvensizliği tespit edilerek ilan edilen ürünleri kontrol edebilecek. (Kaynak: Ticaret Bakanlığı)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/okul-alisverisi-yapacak-veliler-dikkat-bakanlik-tek-tek-denetlemeye-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/okul-alisverisi-yapacak-veliler-dikkat-bakanlik-tek-tek-denetlemeye-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="41495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[6 Ayda 16 Bin Sahipsiz Hayvan Rehabilite Edildi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/6-ayda-16-bin-sahipsiz-hayvan-rehabilite-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/6-ayda-16-bin-sahipsiz-hayvan-rehabilite-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’de sahipsiz hayvanlara yönelik yılın ilk yarısında yürütülen çalışmaların bilançosu açıklandı. Pamukkale’deki 135 dönümlük merkezde 6 ayda 16 bin 62 sahipsiz hayvan rehabilite edilirken, 4 bin 228 kedi ve köpek kısırlaştırıldı. Aynı dönemde 793 hayvan yeni yuvasına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli’de sokakta yaşayan hayvanların tedavi, rehabilitasyon ve sahiplendirme işlemleri için yürütülen çalışmalar yılın ilk 6 ayında yoğun şekilde devam etti. Pamukkale ilçesinde bulunan Denizli Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma, Rehabilitasyon Merkezi ve Doğal Yaşam Parkı’nda ocak-haziran döneminde binlerce kedi ve köpeğin tedavi ve bakım işlemleri gerçekleştirildi. 2018 yılında hizmete açılan 135 dönümlük merkez, yaklaşık 3 bin hayvan kapasitesine sahip. Tesiste kedi ve köpekler için ayrı tedavi birimlerinin yanı sıra ameliyathaneler, sahiplendirme bölümü ve açık yaşam alanları bulunuyor.</p>

<p><strong>10 Bin 538 Kedi, 5 Bin 524 Köpek Rehabilite Edildi</strong></p>

<p>Merkezde yılın ilk yarısında gerçekleştirilen işlemlerin sayısı 16 bini geçti. Rehabilitasyon çalışmaları kapsamında <strong>10 bin 538 kedi ve 5 bin 524 köpek olmak üzere toplam 16 bin 62 sahipsiz hayvana</strong> işlem yapıldı. Aynı dönemde <strong>2 bin 224 kedi ile 2 bin 4 köpek kısırlaştırıldı.</strong> Böylece 6 aylık dönemde gerçekleştirilen toplam kısırlaştırma sayısı 4 bin 228’e ulaştı. Sahiplendirme çalışmalarında ise 305 kedi ve 488 köpek yeni yuvasına kavuştu. Toplam <strong>793 sahipsiz hayvan</strong> merkez aracılığıyla sahiplendirildi.</p>

<p><img height="900" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/denizlide-6-ayda-16-bin-sahipsiz-hayvan-rehabilite-edildi-2.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Tedavilerde Başarı Oranı Yüzde 90’a Yaklaştı</strong></p>

<p>Denizli Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdür Vekili Elvan Akkaya, merkezde 7 veteriner hekim ve 9 veteriner teknikeri olmak üzere toplam 43 personelin görev yaptığını söyledi. Yılın ilk yarısında yaklaşık 16 bin hayvanın rehabilite edildiğini belirten Akkaya, yaklaşık 10 bin kedinin tedavilerinin ardından doğal yaşam alanlarına bırakıldığını ifade etti. Akkaya, merkezde gerçekleştirilen tedavilerde başarı oranının yüzde 90’a yaklaştığını açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla rehabilitasyon, kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmalarında yaklaşık yüzde 30 artış yaşandığını belirten Akkaya, yıl sonuna ilişkin hedefi de paylaştı. Mevcut çalışma temposunun sürmesi halinde yıl sonunda rehabilite edilen sahipsiz hayvan sayısının <strong>30 binin üzerine çıkması</strong> öngörülüyor.</p>

<p><strong>İhbarlara 8 Ayrı Ekiple Müdahale Ediliyor</strong></p>

<p>Denizli’de sahipsiz hayvanlarla ilgili saha çalışmaları için toplam 8 ekip görev yapıyor. Başıboş ve saldırgan köpeklerin alınması, vatandaşlardan gelen ihbarların değerlendirilmesi, yaralı hayvanların taşınması, kedi ve kapan teslim işlemleri ile nöbet hizmetleri farklı ekipler tarafından yürütülüyor. Ekipler, 112 Acil Çağrı Merkezi, Alo 153 ve belediye santrali üzerinden gelen ihbarlara müdahale ediyor. Sahadaki işlemler tabletler üzerinden kayıt altına alınırken yapılan çalışmalar fotoğraflarla da belgeleniyor. Bakımevine getirilen hayvanların durumuna ilişkin bilgiler ise veteriner hekimler tarafından SMS aracılığıyla ihbarda bulunan vatandaşlara iletiliyor.</p>

<p><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/denizlide-6-ayda-16-bin-sahipsiz-hayvan-rehabilite-edildi.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Kısırlaştırma ve Sahiplendirme Ücretsiz</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merkezde sahipsiz hayvanlara yönelik kısırlaştırma ve sahiplendirme hizmetleri ücretsiz gerçekleştiriliyor. Yaralı halde bulunan yabani hayvanların rehabilitasyonu da tesiste yapılıyor. Barınaktan sahiplendirilen hayvanlar kısırlaştırma, kimliklendirme ve aşı işlemleri tamamlandıktan sonra yeni sahiplerine teslim ediliyor. Vatandaşlara “satın alma, sahiplen” çağrısında bulunan Elvan Akkaya, önümüzdeki dönemde sahiplendirme rakamlarını daha da yükseltmek istediklerini belirtti. (Kaynak: AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/6-ayda-16-bin-sahipsiz-hayvan-rehabilite-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/denizlide-6-ayda-16-bin-sahipsiz-hayvan-rehabilite-edildi-3.jpg" type="image/jpeg" length="32607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de Her İki Gençten Biri Teknoloji Sorununu Kısa Sürede Çözemiyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/turkiyede-her-iki-gencten-biri-teknoloji-sorununu-kisa-surede-cozemiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/turkiyede-her-iki-gencten-biri-teknoloji-sorununu-kisa-surede-cozemiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de gençlerin teknolojiye erişiminde dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı Genel Müdürü Dr. Neyran Savaşman Akyıldız, yapılan araştırmada 18-30 yaş grubundaki her iki gençten birinin cihazı bozulduğunda veya teknolojiye erişimde beklenmedik bir sorun yaşadığında problemi kısa sürede çözemediğinin görüldüğünü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı (BEEV) Genel Müdürü Dr. Neyran Savaşman Akyıldız, SosyalUp tarafından hazırlanan “Etki Odaklı Sohbetler” YouTube serisinin 63’üncü bölümüne konuk oldu. Programda Türkiye’de bilişime erişimde yaşanan fırsat eşitsizliklerinden yapay zekânın eğitimde kullanımına, deprem bölgesindeki çalışmalardan vakfın yeni dönem projelerine kadar birçok konu ele alındı.</p>

<p>Türkiye’de özellikle gençler açısından cihaz erişiminin yanı sıra dijital yetkinliklerin geliştirilmesinin de önemli bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Akyıldız, Veri Enstitüsü ile gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırmanın Türkiye genelindeki 18-30 yaş grubundaki gençlerin teknolojiyle ilişkisini ele aldığını belirten Akyıldız, “Araştırmada iki gençten birinin cihazı bozulduğunda ya da teknolojiye erişiminde beklenmedik bir sorun yaşadığında bunu kısa sürede çözemediğini gördük. Bu durumun büyük bölümü İstanbul dışında görülüyor. Cihaz erişiminin yanında dijital yetkinliklerin geliştirilmesi de büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Akyıldız, araştırmada karşılaştıkları tablonun BEEV’in çalışmalarının şekillenmesinde de etkili olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Deprem Bölgesindeki 55 Okula Yaklaşık 300 Bilgisayar ve Yazıcı</strong></p>

<p>Vakfın çalışmalarının önemli bölümünü Anadolu’daki okullar oluştururken, öncelik depremden etkilenen illere veriliyor. Kıvılcım Programı kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi veren Akyıldız, Milli Eğitim Müdürlükleri ile iş birliği içerisinde hareket ettiklerini belirtti. Hatay’da bugüne kadar 55 okul ve STEM merkezine yaklaşık 300 bilgisayar ve yazıcı ulaştırıldığını açıklayan Akyıldız, yapılan çalışmalarla yaklaşık 10 bin öğrenciye erişildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programın yalnızca okullara teknolojik cihaz sağlanmasıyla sınırlı olmadığını belirten Akyıldız, Kıvılcım Öğretmen Ağı aracılığıyla öğretmenlerin de sürece dahil edildiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Öğretmenlere Ücretsiz Yapay Zekâ Araçları Anlatılıyor</strong></p>

<p>Programda gündeme gelen başlıklardan biri de yapay zekânın eğitimde giderek artan kullanımı oldu. Gençlerin yapay zekâyı yalnızca kullanan değil, bu teknolojiden verimli ve üretken şekilde yararlanabilen bireyler haline gelmesinin önemine değinen Akyıldız, öğretmenlere yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Öğretmenlere günlük çalışmalarını kolaylaştırabilecek ücretsiz yapay zekâ araçları konusunda eğitim verdiklerini belirten Akyıldız, öğrenciler için görsel ve işitsel eğitim materyalleri hazırlanmasına yardımcı olabilecek uygulamaların da tanıtıldığını ifade etti.</p>

<p><strong>Kıvılcım Programı 3 İle Daha Yayılacak</strong></p>

<p>BEEV’in önümüzdeki dönem çalışma takviminde yeni iller de bulunuyor. Hatay’da yürütülen Kıvılcım Programı’nın Kahramanmaraş, Adıyaman ve Diyarbakır’a da yaygınlaştırılması planlanıyor. Vakfın bir diğer çalışması ise “BEEV Akademi” olacak. Çevrim içi eğitim platformuyla öğretmenlerin eğitim içeriklerine istedikleri zaman ulaşabilmeleri öngörülüyor. Akyıldız, öğretmenlerin kendi başarılı uygulamalarını birbirleriyle paylaşabilecekleri bir yapı üzerinde de çalıştıklarını belirtti. BEEV ayrıca İstanbul Maratonu kapsamında Kıvılcım Programı için yardımseverlik koşusuna katılarak yürütülen çalışmaları daha geniş kesimlere ulaştırmayı planlıyor. Programın sonunda bireyler ve kurumlara çağrıda bulunan Dr. Neyran Savaşman Akyıldız, bilişime ve eğitime erişimde fırsat eşitsizliğinin azaltılmasına yönelik projelere destek verilebileceğini belirtti.</p>

<p>(Kaynak: marjinal.com.tr)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/turkiyede-her-iki-gencten-biri-teknoloji-sorununu-kisa-surede-cozemiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/eos-beev.jpg" type="image/jpeg" length="39205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NetWork’te Büyük Yaz İndirimi Başladı! Sezon Ürünlerinde Fiyatlar Düştü]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/networkte-buyuk-yaz-indirimi-basladi-sezon-urunlerinde-fiyatlar-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/networkte-buyuk-yaz-indirimi-basladi-sezon-urunlerinde-fiyatlar-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sezonunun son dönemine girilirken giyim alışverişinde indirim hareketliliği hızlandı. NetWork, “Büyük NetWork İndirimi” kapsamında yaz koleksiyonunda yer alan çok sayıda ürünü avantajlı fiyatlarla satışa sundu. İndirim seçkisinde keten ürünlerden elbiselere, ceketlerden trikolara, mayo ve bikinilerden plaj giyimine kadar farklı seçenekler bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazlık giyim alışverişini henüz tamamlamayan ya da sezon ürünlerini daha uygun fiyatlarla almak isteyenlerin takip ettiği indirim kampanyalarına bir yenisi daha eklendi. NetWork, yaz koleksiyonundaki farklı ürün gruplarını kapsayan “Büyük NetWork İndirimi”ni başlattı. Kampanya kapsamında yaz aylarında öne çıkan hafif kumaşlar, doğal dokular ve mevsime uygun tasarımların yanı sıra günlük giyimden plaj ürünlerine kadar geniş bir seçki indirimli fiyatlarla tüketicilere sunuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ketenden İpeğe Farklı Seçenekler</strong></p>

<p>NetWork’ün Limited koleksiyonu da indirim kapsamındaki dikkat çeken gruplar arasında yer alıyor. Seçkide Loro Piana ve Zegna kumaşlarının kullanıldığı tasarımların yanı sıra yün ve ipek karışımlı ceketler bulunuyor. Yaz aylarında özellikle tercih edilen yüzde 100 keten ürünler, pamuk-ipek trikolar ve rafya dokulu parçalar da koleksiyondaki seçenekler arasında sıralanıyor. Hafif ve doğal dokulu kumaşların ağırlıkta olduğu ürünler, sıcak havalarda hem günlük kullanım hem de daha klasik kombinler arayanlara farklı alternatifler sunuyor.</p>

<p><strong>Mayo ve Bikiniler de İndirim Seçkisinde</strong></p>

<p>Kampanya yalnızca günlük ve klasik giyim ürünleriyle sınırlı değil. Tatil hazırlığı yapanları ilgilendiren plaj koleksiyonu da indirim seçkisine dahil edildi. Postcard desenli elbiseler, nakış detaylarının kullanıldığı denim ceketler ve ajurlu tasarımların yanı sıra mayo ve bikini takımları da yaz koleksiyonunda yer alıyor. Jungle desenlerinin kullanıldığı hafif kumaşlı parçalar ise plaj kombinlerinden günlük kullanıma ve akşam kombinlerine kadar farklı seçeneklerle tüketicilerin karşısına çıkıyor.</p>

<p><strong>İndirim Hem Mağazalarda Hem İnternette</strong></p>

<p>“Büyük NetWork İndirimi” kapsamında satışa sunulan yaz koleksiyonu ürünlerine markanın mağazalarından ve internet üzerinden ulaşılabiliyor. Yaz sezonunun ilerlemesiyle birlikte tekstil ve hazır giyim markalarında başlayan sezon indirimlerinin önümüzdeki dönemde alışveriş hareketliliğini artırması öngörülüyor. (Kaynak: AA)</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/networkte-buyuk-yaz-indirimi-basladi-sezon-urunlerinde-fiyatlar-dustu</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/images-12.jpg" type="image/jpeg" length="24827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün Gişede Rekorla Başladı! Hafta Sonunda 718 Bin İzleyiciyi Aştı]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/orumcek-adam-yepyeni-bir-gun-gisede-rekorla-basladi-hafta-sonunda-718-bin-izleyiciyi-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/orumcek-adam-yepyeni-bir-gun-gisede-rekorla-basladi-hafta-sonunda-718-bin-izleyiciyi-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marvel'ın merakla beklenen yeni filmi "Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün", vizyondaki ilk hafta sonunda Türkiye genelinde 718 bin 584 sinemasever tarafından izlendi. Film, yüksek gişe performansının yanı sıra online bilet satışları ve premium salon tercihleriyle de dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelindeki Paribu Cineverse salonlarında 31 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında gösterime giren Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün, vizyondaki ilk hafta sonunda sinemaseverlerden yoğun ilgi gördü. Açıklanan verilere göre yapım, yalnızca üç günde 718 bin 584 izleyiciye ulaşarak yılın en dikkat çeken açılışlarından birine imza attı. Filmin özellikle genç izleyiciler tarafından yoğun ilgi görmesi, gişe rakamlarına da yansıdı. Aksiyon sahneleri ve görsel efektleriyle öne çıkan yapım, hafta sonunun en çok tercih edilen filmi oldu.</p>

<p><strong>Online bilet satışlarında dikkat çeken yükseliş</strong></p>

<p>Film, gişe başarısının yanı sıra dijital platformlardan yapılan bilet satışlarında da sektör ortalamasının üzerine çıktı. Sektörde online bilet satış oranı ortalama yüzde 32 seviyesinde seyrederken, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün için bu oran yüzde 53 olarak gerçekleşti. Bu sonuç, sinemaseverlerin filme olan ilgisinin yanı sıra dijital biletleme kanallarını tercih etme eğiliminin de arttığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>ScreenX salonlarına ilgi arttı</strong></p>

<p>Filmin aksiyon dolu sahneleri, izleyicileri gelişmiş sinema teknolojilerine de yönlendirdi. Normal şartlarda toplam izlenmenin yaklaşık yüzde 1'ini oluşturan ScreenX salonları, bu filmde yüzde 3,9 tercih oranına ulaştı. Üç ekranlı görüntü teknolojisi sunan ScreenX formatı, özellikle aksiyon ve görsel efekt ağırlıklı sahnelerde sinemaseverlerden yoğun ilgi gördü.</p>

<p><strong>En büyük ilgiyi gençler gösterdi</strong></p>

<p>Paribu Cineverse verilerine göre filmi izleyen üyelerin yüzde 56'sını 20-29 yaş aralığındaki izleyiciler oluşturdu. İzleyicilerin yüzde 68'inin erkeklerden oluştuğu belirtilirken, filmin özellikle genç kitle üzerinde güçlü bir etki oluşturduğu görüldü. Veriler ayrıca sinema deneyiminin sosyal yönünü de ortaya koydu. Bilet alan izleyicilerin yüzde 66'sı tek işlemde iki bilet satın alarak filmi arkadaşları veya aile bireyleriyle birlikte izlemeyi tercih etti.</p>

<p><strong>Öğrenci biletleri öne çıktı</strong></p>

<p>Satılan bilet kategorileri incelendiğinde öğrenci biletleri yüzde 52 ile ilk sırada yer aldı. Tam bilet satışları yüzde 46 olurken, indirimli biletlerin payı ise yüzde 2 olarak gerçekleşti. Açıklanan veriler, Marvel'ın yeni Örümcek-Adam filmi Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün’ün özellikle gençler ve öğrenciler arasında büyük ilgi gördüğünü ve vizyonun ilk hafta sonunda güçlü bir gişe başarısı elde ettiğini ortaya koydu. (Kaynak: faselis.com)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/orumcek-adam-yepyeni-bir-gun-gisede-rekorla-basladi-hafta-sonunda-718-bin-izleyiciyi-asti</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/orumcel.jpg" type="image/jpeg" length="66013"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
