(ÖZEL HABER) – Şehirler büyüyor, teknoloji değişiyor, meslekler dönüşüyor… Ancak bazı dükkanlar ve o dükkanların ustaları yıllara meydan okumaya devam ediyor. Uşak'ta anahtarcılık denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Sadık Işıkal da bu ustalardan biri. Henüz 1980 yılında çırak olarak adım attığı meslek hayatını, 1986 yılında açtığı kendi iş yerinde sürdüren Işıkal, geçen yıllar içinde binlerce evin, iş yerinin ve otomobilin kapısını açarken, anahtarcılık mesleğinin geçirdiği büyük değişime de yakından tanıklık etti.
Mesleğe başladığı ilk günleri dün gibi hatırladığını anlatan Sadık Işıkal, o yıllarda anahtar yapmanın bugüne göre çok daha fazla sabır ve el emeği gerektirdiğini söyledi. "1980 yılında çırak olarak başladım. İlk yaptığım anahtar, eski tip tahta kilidin anahtarıydı. O zamanlar bugünkü gibi bilgisayarlı makineler yoktu. Bir anahtarı yapmak saatler sürebiliyordu."
Bugünkü teknolojinin işleri kolaylaştırdığını ifade eden Işıkal, geçmişte kullanılan sistemleri anlatırken mesleğin inceliklerine de değindi. "Eskiden en çok Macar anahtarları gelirdi. Yaklaşık 10 santimetre uzunluğundaydı. Bir elimizde kumpas, diğer elimizde eğe olurdu. Anahtarı milim milim ölçer, elde şekillendirirdik. O dönem tamamen ustalık ve el becerisi ön plandaydı."
Yale ve Bilyalı Anahtarlar Dönemi
Yıllar içinde hem kilit sistemlerinin hem de müşteri taleplerinin değiştiğini belirten Işıkal, bugün en çok Yale tipi ve bilyalı anahtarlarla çalıştıklarını söyledi. "Eskiden mekanik sistemler ağırlıktaydı. Şimdi en çok Yale ve bilyalı anahtarlar geliyor. İmbalaysız sistemler ve yeni teknoloji, mesleğimizi büyük ölçüde değiştirdi. Bugün kullandığımız makineler geçmişe göre çok daha gelişmiş. Ama yine de işin temelinde ustalık var."
Meslek hayatı boyunca sayısız kapı açtığını söyleyen Sadık Işıkal, unutamadığı bir olayı da paylaşarak özellikle yaşlı vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Yıllar önce yaşlı bir vatandaşın evine çağrıldık. Yakınları uzun süre kendisinden haber alamayınca kapının açılması istendi. Ancak anahtar içeride, kapının arkasındaki kilidin üzerinde kaldığı için kapıyı açmakta büyük güçlük yaşadık. İçeriye girdiğimizde vatandaşın hayatını kaybettiğini öğrendik. O gün yaşadıklarımız beni çok etkiledi." Bu olayın ardından vatandaşlara önemli bir tavsiyede bulunan Işıkal, acil durumlarda müdahaleyi kolaylaştırmak adına anahtarın içeride kilidin üzerinde bırakılmaması gerektiğini belirtti.
"Kapının arkasında anahtar bırakıldığında dışarıdan müdahale etmek çok zorlaşıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlı vatandaşlarımızın bu konuda daha dikkatli olmalarını tavsiye ediyorum. Küçük gibi görünen bu ayrıntı, acil durumlarda büyük önem taşıyabiliyor."
En Çok Kemalöz ve Cumhuriyet Mahallesi'nden Müşteri Geliyor
Yıllardır Uşak'ın dört bir yanına hizmet verdiğini söyleyen Işıkal, bugün en yoğun taleplerin Kemalöz ve Cumhuriyet mahallelerinden geldiğini ifade etti. "Uşak'ta yıllardır aynı işi yapıyoruz. Bizi tanıyan müşterilerimiz var. Özellikle Kemalöz ve Cumhuriyet mahallelerinden yoğun talep alıyoruz. Güven, bu mesleğin en önemli sermayesi."
Sadık Işıkal'a göre anahtarcılık mesleğinin geleceğini tehdit eden en büyük sorun ise gençlerin mesleğe ilgi göstermemesi. "Eskiden her dükkanda mutlaka bir çırak olurdu. Şimdi ise bu işi öğrenmek isteyen genç bulmakta zorlanıyoruz. Anahtarcılık dışarıdan kolay gibi görünse de sabır, dikkat ve yılların tecrübesini isteyen bir meslek. Çırak yetişmiyor. Bu durum bizi gerçekten düşündürüyor."
Bir Dükkandan Fazlası, Yılların Birikimi
1980 yılında çırak olarak başladığı yolculuğunu bugün de aynı heyecanla sürdüren Sadık Işıkal, yalnızca anahtar yapmıyor, Uşak'ta unutulmaya yüz tutan bir mesleği de yaşatıyor. Tahta kilitlerden elektronik sistemlere uzanan değişime tanıklık eden usta, teknolojinin gelişmesine rağmen emeğin, sabrın ve tecrübenin bu meslekte hala en önemli anahtar olduğunu söylüyor. Bugün küçük dükkanında çalışmayı sürdüren Sadık Işıkal'ın en büyük temennisi ise, yılların birikimini aktarabileceği yeni çırakların yetişmesi. Çünkü ona göre bir anahtar yalnızca kapıları değil, ustadan çırağa aktarılan meslek kültürünü de açıyor.