(ÖZEL HABER) - Uşak’ta Burma Camii’nin bulunduğu alanın yalnızca bir ibadet noktası olmadığını belirten Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, buranın yüzyıllar boyunca kesintisiz kullanılan çok katmanlı bir yaşam ve inanç alanı olduğunu ifade etti. www.usakhabergazetesi.com.tr’ye Burma Camii’nin taşıdığı tarihsel derinliğini anlatan Alp Arslan Dur, yapının yalnızca Osmanlı dönemine ait bir eser olarak değerlendirilmesinin eksik kalacağını, aksine çok daha eski medeniyetlerin izlerini bugüne taşıyan bir merkez olduğunu vurguladı.
Evliya Çelebi’nin 17. yüzyıldaki anlatımlarına değinen Alp Arslan Dur, tek gözlü taş köprüden geçilerek ulaşılan namazgâh ve kabristan tarifinin bugün Tabakhane Köprüsü ve Koca Mezar çevresiyle örtüştüğünü söyledi. Dur, bu durumun alanın erken dönemlerden itibaren hem geçiş noktası hem de defin ve ibadet alanı olarak kullanıldığını gösterdiğini dile getirdi. Yapının inşa tarihine ilişkin farklı görüşler bulunduğunu aktaran Alp Arslan Dur, Evliya Çelebi’nin aktardığı kitabe bilgisine göre caminin H.980 yılında Hacı Hasan oğlu Hacı Mustafa tarafından yaptırıldığının ifade edildiğini, ancak aynı isimle başka bir caminin varlığının bu bilgiyi tartışmalı hâle getirdiğini belirtti. Dur ayrıca bazı araştırmaların yapının kökenini Germiyanoğulları dönemine kadar götürdüğünü de sözlerine ekledi.
En güçlü tarihsel verinin girişteki H.1185 tarihli kitabe olduğunu vurgulayan Alp Arslan Dur, bu kitabeye göre yapının harap durumdayken İmam Abdullah tarafından yeniden inşa edildiğini ifade etti. Dur, bu nedenle 18. yüzyılın caminin bugünkü mimari kimliğinin oluştuğu temel dönem olarak öne çıktığını söyledi. Cami ve çevresinin bir vakıf sistemi içinde işlediğini anlatan Alp Arslan Dur, Molla Abdullahoğlu Vakfı’na bağlı bu yapının cami, köprü, kabristan, dükkânlar ve çeşmeden oluşan bütüncül bir yapı sunduğunu belirtti. Dur, 18. yüzyıla ait kayıtların bu sistemin düzenli gelirlerle sürdürüldüğünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Mimari detaylara da değinen Alp Arslan Dur, girişteki küçük kubbe altındaki kırmızı tuğla kemerli nişlerin Bizans duvar örgüsüyle benzerlik gösterdiğini, orta kubbenin antik sütunlara oturduğuna dair bulguların daha eski bir yapı evresine işaret ettiğini söyledi. Dur, ana mekân ve büyük kubbede kullanılan devşirme taşların ise Germiyan ve Osmanlı dönemlerinin izlerini birlikte yansıttığını dile getirdi. Burma Camii’nin tek bir döneme ait olmadığını belirten Alp Arslan Dur, yapının antik dönemden Bizans’a, Germiyan’dan Osmanlı’ya uzanan katmanlı bir tarihsel sürekliliğin somut bir örneği olduğunu vurgulayarak, Uşak’ın kültürel hafızasında özel bir yere sahip olduğunu ifade etti.
(Foto: Alp Arslan Dur)