Cilt bakımına yönelik ilginin artmasıyla birlikte sosyal medyada en çok konuşulan konuların başında “cilt bariyeri” geliyor. Uzmanlara göre cilt bariyeri, cildin en dış tabakasında bulunan ve dış etkenlere karşı koruma sağlayan doğal bir savunma sistemi olarak görev yapıyor. Güneş ışınları, hava kirliliği, yanlış kozmetik ürünleri, sık peeling işlemleri, yoğun aktif içerik kullanımı ve stres gibi etkenler zamanla bu koruyucu yapının zayıflamasına neden olabiliyor.
Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zahide Eriş, cilt bariyerinin zarar görmesi durumunda cildin kendini savunmakta zorlandığını belirtti. Bu süreçte özellikle sürekli kuruluk hissi, hassasiyet, kızarıklık, yanma, batma hissi, pullanma ve ani sivilce artışlarının görülebileceğini ifade eden Eriş, birçok kişinin bu durumu yalnızca “hassas cilt” olarak değerlendirdiğini ancak temel problemin çoğu zaman bariyer zayıflığı olduğunu söyledi.
Son yıllarda bilinçsiz şekilde kullanılan yoğun aktif içerikli serumlar ve sık yapılan peeling uygulamalarının cildi yoran en önemli etkenlerden biri haline geldiğine dikkat çeken Eriş, “Cilt her zaman daha fazla işlem istemez. Bazen ihtiyacı olan şey dinlenmek ve bariyerin yeniden güçlenmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlara göre cilt bariyerini korumak için günlük bakım rutininde daha sade ve dengeli bir yaklaşım tercih edilmesi gerekiyor. Sert temizleyicilerden uzak durulması, cildi tahriş eden yoğun uygulamaların azaltılması, düzenli güneş koruyucu kullanılması ve nem dengesini koruyan ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca uyku düzeni ve stres kontrolünün de cilt görünümünü doğrudan etkileyebildiği belirtiliyor.
Cilt bariyerindeki hasarın seviyesine göre profesyonel uygulamaların da planlanabileceğini belirten uzmanlar, oksijen terapi uygulamaları, Somon DNA, PRP destekli cilt yenileme işlemleri, bariyer onarıcı bakım protokolleri ve hücresel yenilenmeyi destekleyen exosome uygulamalarının cildin toparlanma sürecine katkı sağlayabildiğini ifade ediyor. Ancak her cildin farklı yapıya sahip olduğuna dikkat çeken uzmanlar, işlem ve ürün seçimlerinin mutlaka kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. (Kaynak: Doktortakvimi)