Sağlık

Çocukları cezalandırmak şiddeti durdurmuyor!

Son dönemde yaşanan çocuk ölümleri, şiddetin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda yapısal bir sorun olduğunu gözler önüne serdi.

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, çocukların suça sürüklenmesini önlemenin mümkün olduğunu vurgulayarak, cezalandırma odaklı yaklaşımlar yerine önleyici, bütüncül ve hak temelli politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye’de son yıllarda artış gösteren şiddet olayları ve özellikle akran zorbalığının ölümle sonuçlandığı vakalar, çocukların güvenli bir çevrede büyüme hakkının ciddi biçimde ihlal edildiğini ortaya koyuyor. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağatay vakaları, çocukların hem şiddetin mağduru hem de faili haline gelebildiği derin bir sistemsel soruna işaret ediyor.

Bu süreçte toplumsal tepkilerin iki farklı noktada yoğunlaştığı görülüyor. Bir kesim, çocukların yaşını ve gelişimsel özelliklerini göz ardı ederek ağır cezalandırma çağrıları yaparken; diğer kesim ise çocukların suça sürüklenmesinin arkasında yatan sosyal, ekonomik ve psikolojik nedenlerin tartışılması gerektiğini savunuyor. Vakfa göre, sağlıklı bir çözüm için çocuk suçluluğuna yol açan etkenlerin ve sorumluluk zincirinin doğru biçimde analiz edilmesi büyük önem taşıyor.

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar ve yayımladığı izleme-değerlendirme raporları, cezalandırmanın değil, önlemenin etkili olduğunu ortaya koyuyor. Vakfın 2024–2025 dönemine ait Gençlik Merkezi Programı İzleme ve Değerlendirme Raporu’nda, programa katılan ve riskli davranışlar sergileyen çocukların hiçbirinin program süresince çocuk adalet sistemiyle temas etmediği belirtiliyor. Aynı raporda, çocukların risk alma davranışlarında azalma yaşandığı, psikolojik dayanıklılıkları ve sosyal destek algılarında ise anlamlı artışlar gözlemlendiği ifade ediliyor.

Öte yandan, çocukların özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı durumlarda hak ihlallerinin derinleştiğine dikkat çekiliyor. Vakfın çocuk mahpusların eğitim hakkına erişimini izleyen çalışmalarına göre, özgürlüğünden yoksun bırakılan birçok çocuk nitelikli eğitime ulaşamıyor. Bu durum, çocukların toplumsal hayata yeniden katılımını zorlaştırırken, yeniden suça sürüklenme riskini de artırıyor. Vakfa göre şiddet, bireysel bir sorun olarak ele alınamayacak kadar çok boyutlu. Çocukların suça sürüklenmesinde yoksulluk, ayrımcılık, eğitimden kopuş, aile içi şiddet, ihmal ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği gibi pek çok faktör belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle yalnızca cezaya odaklanan yaklaşımlar, şiddeti önlemek yerine yeniden üretme tehlikesi barındırıyor.

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, çözümün erken müdahale ve önleyici politikalardan geçtiğini vurguluyor. Ailelerle birlikte yürütülen destekleyici çalışmalar, okul ve yerel düzeyde psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri alanlara erişiminin artırılması, etkili çözüm yolları arasında gösteriliyor. Çok paydaşlı ve bütüncül modellerin, çocukların hem bireysel hem de çevresel olarak güçlenmesini sağladığı ifade ediliyor. Vakıf, kamuoyunu ve karar alıcıları çocuklara yönelik şiddet karşısında cezalandırma refleksiyle değil, çocuk hakları temelli ve önleyici bir bakış açısıyla hareket etmeye çağırıyor. Açıklamada, çocukları korumanın ve toplumda şiddeti azaltmanın yolunun, hiçbir çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılmadığı, desteklendiği ve güçlendirildiği bir sistemi birlikte inşa etmekten geçtiği vurgulanıyor.

(Kaynak: Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı)