“Alaylı” derler ya hani; işte tam da öyle. Okuldan çok hayatın, kürsüden çok sokağın öğrettiği bir meslekti bizimki. Ve ben gazeteciliği, bu mesleğin ne olduğunu, ne olmadığını Ahmet Güleç’ten öğrendim.
Ahmet abi yalnızca iyi bir gazeteci değildi. O, mesleğin ahlakını, duruşunu ve ciddiyetini hayatının merkezine koymuş gerçek bir ustaydı. Herkesin yemeğini yemez, herkesin çayını içmezdi. Mesafesini bilir, sınırını korur, kaleminin ağırlığını hiç hafife almazdı. Gazeteciliği dört dörtlük yapar, çizgisinden asla ödün vermezdi. Kimliğini, kalemini, mesleğini her şeyin üzerinde tutardı.
İşte ben de onun gösterdiği yolda tam 43 yıldır bu mesleği sürdürüyorum.
Haber peşinde koşulan günler, geceler…
Sessizce verilen dersler…
Bazen tek bir bakışla anlatılan meslek ahlakı…
Hepsini ondan öğrendim.
En sonunda tamamen emekliye ayrıldı ve İzmir’de yaşamını sürdürdü.
Geçtiğimiz yıllarda ustamı evimde misafir etme onuruna da sahip oldum. İzmir’de yıllar önce görüşebilmiştik. Sonrası…
Sağlık sorunlarım nedeniyle nasip olmadı.
Ama telefonla irtibatı hiç koparmadık. Sesi her zaman tanıdıktı, öğütleri her zamanki gibi yerli yerindeydi.
Bugün vefat haberini almak beni derinden sarstı.
En iyi gazeteciliği bize öğreten, mesleğe iz bırakan büyük bir ustayı kaybettik.
Ahmet abi…
Seni unutmayacağız.
Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekanın cennet olsun.
Yengemize ve çocuklarına sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum. Saygılarımla…