Günümüzde insanlar zamanlarının yüzde 80–90’ını kapalı alanlarda geçiriyor. Bu nedenle yapıların iç ortam koşulları yalnızca konfor değil, doğrudan yaşam kalitesi ve sağlık açısından da kritik önem taşıyor. Yetersiz ya da hatalı yalıtıma sahip yapılarda duvar ve tavan yüzeylerinin soğuk kalması, yoğuşma riskini artırıyor. Bunun sonucunda nem, rutubet ve küf oluşumu sıkça görülüyor.
Nem ve Küf Sağlığı Tehdit Ediyor
Yoğuşmaya bağlı nem artışı yalnızca yapı elemanlarına zarar vermekle kalmıyor; iç mekân hava kalitesini de düşürüyor. Küf oluşumu ve yüksek nem oranı özellikle çocuklar, yaşlılar ve alerjiye yatkın bireyler için risk oluşturabiliyor. Astım gibi solunum yolu hastalıklarının yaygınlığı göz önüne alındığında, iç mekânlarda nem kontrolü büyük önem taşıyor. Doğru tasarlanmış ve bütüncül bir ısı yalıtımı sistemi ise iç yüzey sıcaklıklarını dengede tutarak yoğuşma riskini azaltıyor. Böylece nem birikimi kontrol altına alınırken, küf oluşma ihtimali de düşüyor.
Yalıtım Sadece Faturayı Düşürmez
ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, konfor kavramının artık yalnızca ısıtma ve soğutmayla sınırlı olmadığını belirterek, yapıların iç ortam koşullarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Turan, ısı yalıtımının enerji performansının ötesinde yaşam kalitesini etkileyen temel bir unsur olduğunu vurgulayarak, “Yalıtımı; daha dayanıklı, daha konforlu ve daha sağlıklı yapılar için vazgeçilmez bir altyapı unsuru olarak görüyoruz” dedi.
Dengeli İç Ortam, Daha Sağlıklı Yaşam
Doğru yalıtım uygulamaları, istenmeyen hava girişlerini azaltarak iç ortamın daha dengeli kalmasına yardımcı oluyor. Bu sayede evlerde sıcaklık ve nem kontrolü sağlanırken, daha temiz ve konforlu bir yaşam alanı oluşuyor. Uzmanlara göre, sağlıklı bir yapı kabuğu yalnızca enerji tasarrufu değil; uzun vadede daha güvenli, daha hijyenik ve daha yaşanabilir mekânlar anlamına geliyor. (Kaynak: marjinal.com.tr)