Uşak’ın Eşme ilçesine bağlı Armutlu Köyünün Ürküden Mahallesi’nde yaşayan Çoban Asım, küçük yaşta babasını kaybettikten sonra dedesi Hüseyin’in yanında büyüdü. Annesinin ikinci evliliği sonrası amcasının keçilerini güden Asım, genç yaşına rağmen çalışkanlığı ve gücüyle köyde tanınıyordu. Keçi çobanlığı yaptığı sarp ve yüksek araziler, onun hem ekmek kapısı hem de özgürlük alanıydı. Asım’ı yaşıtlarından ayıran en belirgin özelliği ise kuşlara olan ilgisiydi. Keçileri otlatırken fark ettiği şahin yavruları için sık sık Karakuş Kayası’na tırmanıyor, onları yakından görmek istiyordu. Yavruların uçup gitmemesi için kanatlarını bağlaması, anne şahinin dikkatini çekti ve bu durum, fark edilmeden yaklaşan bir tehlikenin habercisi oldu.
Ocak ayının ortalarında, Üçpınar mevkiinde sürüyü otlatan Asım, öğle ezanının dağlarda yankılandığı bir vakitte yeniden kayalığa yöneldi. Yuvaya ulaştığında yavrulardan birini eline alarak severken, yuvayı gözetleyen anne şahin ani bir hamle yaptı. Dengesini kaybeden Asım, yaklaşık yetmiş metre yükseklikten düşerek hayatını kaybetti. O anlara tanıklık eden olmadı. Asım’ın cansız bedenini, tesadüfen kayanın dibinden geçen başka bir çoban fark etti. Haber kısa sürede köye ulaştı. Anne Elif, acı haberi tarlada aldı ve koşarak olay yerine geldi. Oğluna sarılırken ağıtları dağlarda yankılandı. Jandarma ekipleri tutanak tuttu, cenaze köy muhtarının gözetiminde aileye teslim edildi.
Bir İsmin Ardında Kalan Hatıra
Asım, erken yaşta vefat eden babası Musa’nın yanına defnedildi. Bu olaydan sonra, yaşanan acının izini taşıyan sarp kaya, köylüler arasında Karakuş Kayası adıyla anılmaya başlandı. O günlere tanıklık eden köy büyüklerinin aktardığı bu hikaye, Ürküden’de kuşaktan kuşağa anlatılan bir hafıza olarak yaşamaya devam ediyor. Yazıya konu olan olay ve kişiler gerçektir. Bu hikayenin günümüze ulaşmasını sağlayan köy büyüğü Cemal Pehlivan’a saygıyla.
(Foto: Can Hacı)