Manşet

Masallar İzmir’de Yeniden Doğdu: Bir Eğitimcinin Yolculuğu

Uşaklı eğitimci Nilüfer Gürcan, masallarla öz farkındalık ve şifa yolculuğunu İzmir’de kurduğu atölyede yeniden başlatıyor.

(ÖZEL HABER) - Uşaklı eğitimci Nilüfer Gürcan, masalların kadim gücünü merkeze alan özgün yaklaşımını İzmir’e taşıyarak hem kendi hayatında hem de dokunduğu insanların dünyasında yeni bir sayfa açtı. Uzun yıllar eğitimin farklı alanlarında edindiği birikimi, masal anlatıcılığıyla birleştiren Gürcan, İzmir’de kurduğu masal atölyesinde yalnızca hikâyeler anlatmıyor; katılımcıları kendi iç sesleriyle, bastırılmış duygularıyla ve unutulmuş hayalleriyle yeniden buluşturuyor.

Bir süredir sessiz kaldığını söyleyen Gürcan, bu sessizliğin bir kayboluş değil, içe doğru yapılan derin bir yolculuk olduğunu vurguluyor. Yıllar sonra köklerine ve çocukluğunun izlerini taşıyan şehre dönüşle başlayan bu süreç, onu masalların iyileştirici dünyasına daha güçlü bir şekilde bağlamış. Artık İzmir’de, yalnızca masal atölyeleri düzenleyerek insanların kendi özlerine temas edebilecekleri güvenli bir alan oluşturmayı hedefliyor.

Atölyelerde anlatılan masallar, dinleyeni pasif bir konumda bırakmıyor. Her hikâye, semboller aracılığıyla kişinin kendi yaşamına ayna tutuyor. Gürcan’ın anlatımıyla masallar; özgüven, öz şefkat ve sınır koyabilme gibi kavramların sessiz ama derin bir dille konuşulduğu bir yolculuğa dönüşüyor. Katılımcılar, şimdiye kadar taşıdıkları yükleri farkındalıkla bırakmayı, yeni bir başlangıç için içlerinde var olan gücü hatırlamayı deneyimliyor. Bu süreçte kimileri duygulanıp gözyaşlarını tutamıyor, kimileri kahkahalarla hafifliyor; ortak nokta ise herkesin kendini yargılanmadan ifade edebildiği bir çemberin içinde olması.

Nilüfer Gürcan, masal anlatımında ilham kaynaklarından biri olarak dünyaca ünlü psikanalist ve yazar Clarissa Pinkola Estes’i işaret ediyor. Estes’in, masalların topluluk ruhunu besleyen ve ruhsal iyileşmeyi mümkün kılan yönüne dair görüşleri, Gürcan’ın çalışmalarında önemli bir yer tutuyor. Masalların, söze dökülemeyen duyguları sembolik bir dille görünür kıldığını ve bireyin kendisiyle kuramadığı bağı hikâyeler aracılığıyla kurabildiğini savunan bu yaklaşım, atölyelerin ruhunu da şekillendiriyor. Gürcan’a göre masallar, unutuldukça yalnızlık artıyor; anlatıldıkça ve paylaşıldıkça ise şifa çoğalıyor.

Tütsüler ve mumlar eşliğinde gerçekleşen masal geceleri, modern hayatın hızından yorulmuş insanlar için bir durak niteliği taşıyor. Gürcan, bu buluşmaları yalnızca bir anlatım etkinliği olarak değil, birlikte hatırlama ve birlikte iyileşme alanı olarak tanımlıyor. Katılımcılar, başkalarının hikâyelerinde kendilerinden bir parça bulurken, kendi masallarını anlatmaya cesaret etmenin de mümkün olduğunu fark ediyor.

Uşak’tan İzmir’e uzanan bu yolculuk, Nilüfer Gürcan için olduğu kadar atölyelerine katılanlar için de umutlu bir başlangıç anlamı taşıyor. Gürcan, uzun vadede masal atölyelerini daha geniş bir çerçevede geliştirmeyi, farklı yaş gruplarına ve ihtiyaçlara dokunan çalışmalarla masalların dönüştürücü gücünü daha fazla insana ulaştırmayı amaçlıyor. Ona göre her insan kendi masalının kahramanı ve o masal anlatılmayı bekledikçe, hem bireysel hem de toplumsal iyileşme mümkün hale geliyor.