Manşet

Prof. Dr. Sait Çelik’ten İki Kitaplık Derin Hesaplaşma

Uşak Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, mahpusluk sürecini, kader ve özgür irade sorgulaması ile yeniden okur karşısına çıktı.

(ÖZEL HABER) - Uşak Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, uzun süren suskunluğunu iki kitapla bozdu. Uşak Üniversitesi eski Rektörü olan Çelik, ilk olarak kaleme aldığı “FETÖ Koğuşu – Acının Anatomisi” ile 907 gün süren mahpusluk döneminin tanıklığını edebi bir dille kayıt altına almıştı. Şimdi ise “Teslimiyetten Özgürlüğe: Kader ile İrade Kavşağında Bir Anlam Yolculuğu” adlı yeni eseriyle okuru daha derin bir sorgulamaya davet ediyor.

Çelik’in kaleminden çıkan satırlar yalnızca bir cezaevi günlüğü değil; insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesinin, acıdan süzülen anlam arayışının ve inanç ekseninde yapılan bir muhasebenin izlerini taşıyor. Loş koğuşlarda geçen günlerin ardından şekillenen düşünceler, yeni kitabında kader ile özgür irade arasındaki o ince ve sarsıcı çizgiye odaklanıyor. “Hayat benim tercihlerimin ürünü mü, yoksa yazılmış bir senaryonun içinde mi yürüyorum?” sorusu, eserin merkezinde yer alıyor.

Yazar, Kur’an kıssalarından kadim medeniyetlerin bilgeliğine uzanan geniş bir perspektifle, insan iradesinin sınırlarını ve teslimiyetin anlamını irdeleyerek okuyucuyu yalnızca teorik bir tartışmaya değil, varoluşsal bir yolculuğa çıkarıyor. Mahpusluk deneyiminden süzülen bu metinlerde sabır ve tevekkül, edilgen bir bekleyiş değil; karanlığın içinde filizlenen aktif bir direniş olarak yorumlanıyor.

“Teslimiyetten Özgürlüğe”, zifiri karanlık bir hücrede bile umudun yeşerebileceğini anlatan bir metin olarak dikkat çekiyor. Çelik, kişisel acının insanı dönüştüren bir imkana dönüşebileceğini savunurken, özgürlüğün dış koşullardan önce iç dünyada başladığını vurguluyor. Eser, her zorluğun ardında saklı bir hikmet olduğu düşüncesiyle kaleme alınmış bir umut çağrısı niteliği taşıyor. Prof. Dr. Sait Çelik’in ardı ardına yayımlanan iki kitabı, yalnızca bireysel bir tanıklık değil; aynı zamanda yakın döneme düşülen edebi ve felsefi bir not olarak da değerlendiriliyor.