(ÖZEL HABER) - Uşak’ta maden ve güneş enerji santrali projeleri üzerinden yürüyen kamulaştırma tartışmaları, TEMA Uşak İl Temsilcisi Prof. Dr. Barış Metin’in açıklamasıyla yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Metin, son dönemde alınan acele kamulaştırma kararlarının yalnızca mülkiyet meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu sürecin kırsalda yaşayan insanların yaşam alanlarını, geçmişini ve aidiyet duygusunu doğrudan etkilediğini söyledi.
Prof. Dr. Barış Metin, açıklamasında Uşak’ın maden ve GES şirketlerinin baskısı altında kaldığını savunarak, “Bir sabah uyanıyorsun… Toprağın aynı, ağaçların aynı, gökyüzü aynı. Ama bir şey değişmiş: ‘Burası artık senin değil’ diyorlar. Gece vakti alınan bir acele kamulaştırma kararıyla yıllardır yaşadığın, dedelerinden kalan topraklar bir anda başka bir amaca devrediliyor” ifadelerini kullandı.
Metin, acele kamulaştırma kararlarının insanlar üzerinde derin bir kırılma oluşturduğunu vurgulayarak, konunun yalnızca ekonomik değer üzerinden tartışılamayacağını dile getirdi. Toprağın, kırsalda yaşayan vatandaşlar için geçim kaynağı olmanın ötesinde aile geçmişi, kültürel hafıza ve yaşam biçimi anlamına geldiğini belirten Metin, “Bu sadece bir arazi meselesi değil. Bu bir hafıza meselesi, bir kimlik meselesi. İnsanların köklerinden koparılmasıdır” dedi.
Uşak’ta özellikle kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların maden ve enerji projeleri nedeniyle kaygı duyduğuna dikkat çeken Metin, yatırımların insanın yurduyla kurduğu bağın önüne geçirilmemesi gerektiğini ifade etti. Metin, “Hiçbir maden, hiçbir proje bir insanın yurduna olan bağından daha değerli değildir” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Uşak’ta Kırsal Alanlar İçin Endişe Büyüyor
Kent genelinde maden sahaları ve GES projeleriyle ilgili süreçler, son dönemde çevre örgütleri ve vatandaşların gündeminde daha sık yer buluyor. Özellikle tarım arazileri, meralar ve köy yaşamını doğrudan etkileyen kararların daha şeffaf yürütülmesi gerektiği yönünde çağrılar artarken, TEMA’nın açıklaması bu tartışmalara yeni bir çıkış noktası kazandırdı. Prof. Dr. Barış Metin, açıklamasının sonunda toprağın yalnızca üzerinde yaşanan bir alan değil, aynı zamanda geçmişin ve hayatın taşıyıcısı olduğunu belirterek şu sözlerle çağrısını yineledi:
“Toprak sadece üzerinde yürüdüğümüz yer değildir. Toprak, geçmiştir. Toprak, hatıradır. Toprak, yaşamdır. Ve kimseye ‘çek git’ denecek kadar sahipsiz değildir.”