Manşet

Uşak’ta Bir Organ Bağışı, Sağlık Yönetimi ve Hasta Deneyimleri Tartışma Yarattı

Uşak’ta cirit kazasında hayatını kaybeden Volkan Gelmez’in organları umut oldu. Süreçte organ bağışı örnek gösterilirken, sağlık yönetimine erişim, hekim seçimi ve yargı kararları da kamuoyunda geniş yankı buldu.

Uşak’ta ata sporu cirite hayatını adamış bir insan… Uşak’ta düzenlenen müsabakada iki atın çarpışması sonucu önce atı telef oldu, ardından hastanede verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Uşak Belediyesi 11. Geleneksel Atlı Cirit Turnuvası’nda yaşanan kaza sonrası ağır yaralı olarak Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan 32 yaşındaki Volkan Gelmez’in beyin ölümü gerçekleşti.

Kalfa Cirit Sahası’nda 18 Nisan’da gerçekleşen olayda, Gelmez’in bindiği at ile rakip takımdaki 19 yaşındaki A.A.’nın atı çarpışmış, kazada Gelmez ağır yaralanırken atı telef olmuştu.

Günler süren yoğun bakım mücadelesinin ardından gelen acı haber, Uşak’ta büyük üzüntü yarattı. Ancak bu acının hemen ardından, insanlık adına çok güçlü bir karar alındı. Hastanenin organ ve doku nakli koordinatörlüğü ekiplerinin görüştüğü Gelmez’in ailesi, evlatlarının organlarını bağışlama kararı verdi. Bu karar, sadece Uşak için değil, Türkiye genelinde organ bekleyen hastalar için hayati bir umut anlamına geliyordu.

Yürütülen çalışma kapsamında Gelmez’den alınacak organların İzmir, Malatya ve Ankara’ya gönderilmesine karar verildi. Sağlık Bakanlığı’na bağlı iki ambulans uçak sabah saatlerinde Uşak Havalimanı’na sevk edildi. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaklaşık 6 saat süren operasyonun ardından kalp ve akciğer Ankara’ya, karaciğer Malatya’ya, ince bağırsak ve böbrekler ise kara yoluyla İzmir’e gönderildi. Bir şehirde yaşanan acı, başka şehirlerde hayat oldu. Bu yönüyle Volkan Gelmez’in ardından bırakılan en büyük miras, hayat kurtaran bir bağış oldu. Ancak tam da bu noktada, kamuoyunda önemli bir tartışma başladı. Bu kadar büyük bir organ bağışı süreci, neden yeterince güçlü bir şekilde kamuoyuna yansıtılmadı?

Organ bağışının Türkiye’de hala istenilen seviyede olmadığı bilinirken, Uşak’tan çıkan bu örnek olayın farkındalık oluşturacak şekilde anlatılması gerektiği yönünde görüşler dile getirildi. Edinilen bilgilere göre sürekli yıllık izinde olduğunu belirten Uşak İl Sağlık Müdürü Tarık Acar’ın sağlık yönetimi tarafında iletişim konusunda yaşanan eksiklik eleştiri gündemde yerini aldı. Uşak İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Tarık Acar’a ulaşma konusunda yaşanan zorluklar, kamuoyunda sıkça dile getirilen bir başlık haline geldi. Yetkililere erişim noktasında yaşanan sorunlar, özellikle bu tür kritik süreçlerde daha görünür bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğu yönündeki değerlendirmeleri artırdı.

Benzer şekilde Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetiminin de kamuoyunu bilgilendirme konusunda daha aktif olması gerektiği ifade edildi. Sağlık gibi doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir alanda, sadece hizmet üretmenin değil, aynı zamanda şeffaf ve erişilebilir bir iletişim kurmanın da önemli olduğu vurgulanıyor. Bu tartışmaların bir diğer boyutu ise hasta deneyimleri üzerinden şekillendi.

Kalp hastası ve stentli olduğunu belirten www.usakhabergazetesi.com.tr editörü Yavuz Kuşdemir, yaşadığı süreci kamuoyuyla paylaştı. İlaç raporunu yeniletmek için Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittiğini ifade eden Kuşdemir, randevu aldığı hekimin görevde olmaması nedeniyle randevusunun iptal edildiğini, sonrasında farklı bir hekim üzerinden işlem yapmak zorunda kaldığını belirtti. Süreçte yaşanan bu değişiklik, “hekim seçimi” konusunu yeniden gündeme getirdi. Kamu hastanelerinde yoğunluk ve hizmet sürekliliği nedeniyle zaman zaman hekim değişiklikleri yaşanabildiği bilinse de, hastanın tercihinin ne ölçüde korunabildiği sorusu tartışma konusu oldu.

Özellikle kronik hastalığı bulunan bireyler için düzenli takip ve hekim sürekliliğinin önemine dikkat çeken Gazeteci Yavuz KUŞDEMİR, bu tür durumlarda hastaya açık ve net bilgilendirme yapılmasının gerekliliği vurguladı. Yaşanan sürecin dikkat çeken bir diğer yönü ise daha önce yapılan bir haber nedeniyle başlatılan yargı süreci oldu.

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2025/8829 numaralı soruşturma kapsamında, yayımlanan bir içerik nedeniyle “hakaret” suçlaması yöneltildi. Soruşturma sürecinde müşteki taraf, içerikte yer alan ifadelerin hakaret içerdiğini öne sürerken; şüpheli taraf, söz konusu yayının basın faaliyeti kapsamında, tarafların beyanlarına dayalı olarak hazırlandığını ifade etti. Savcılık tarafından yapılan incelemede, içerikte yer alan ifadelerin hukuki anlamda hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı değerlendirildi. Somut bir fiil isnadı ya da sövme niteliği bulunmadığı belirtilerek, içeriğin suç teşkil etmediği kanaatine varıldı.

Bu değerlendirme doğrultusunda 16 Nisan 2026 tarihinde “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildi. Kararın taraflara tebliğ edildiği ve yasal süre içerisinde itiraz yolunun açık olduğu bildirildi. Bu karar, yerel basının kamuoyunu bilgilendirme görevi ile kişilik hakları arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı. Aynı zamanda basın faaliyetlerinin hukuki sınırları açısından da önemli bir örnek olarak değerlendirildi. Ortaya çıkan tablo, Uşak’ta yaşanan bu olayın tek boyutlu olmadığını açıkça gösterdi.

Bir yanda ata sporuna gönül vermiş bir insanın trajik kaybı…

Diğer yanda bir ailenin aldığı örnek organ bağışı kararı… Bunun yanında sağlık yönetimine erişim, iletişim ve hasta deneyimleri… Ve tüm bunların ortasında bir yargı süreci…

Volkan Gelmez’in vefatı Uşak’ta derin bir iz bırakırken, ailesinin kararı Türkiye’nin farklı şehirlerinde hayat bulan bir umuda dönüştü. Ancak bu süreç, sağlık sisteminde iletişim, şeffaflık ve hasta odaklı yaklaşımın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bugün geriye dönüp bakıldığında, Uşak’ta yaşanan bu olay sadece bir spor kazası olarak değil; insan hayatı, sağlık sistemi ve kamu sorumluluğu açısından çok yönlü bir değerlendirme başlığı olarak öne çıkıyor.

Hastalara davalı olduğu doktor neden verilir? Adı Ayhan beydi sanırım, onun adı verildi ve kabul ettim. Özellikle kalp hastası insanlar için hayati öneme sahiptir. Beni 2 aspirinle tehdit eden ve muayene etmeyen özellikle PROFESÖR olan bir kişi nasıl bana bakmadan ilaçlarımı tanzim eder? Benim ilaç raporumu nasıl yeniler? Uşak, randevu aldığı doktoru, aldığı randevu da ki doktor yerine istemediği ve mahkemelik olduğu doktorun imzasıyla verilen eski ilaçlarla hayatına devam ediyor!.. Hastalara bakmayan bir sistem varken, bir türlü yıllık izni bitmeyen Sağlık Müdürü ve hastaneye şirin yaptırımlarla öne çıkan başhekim var...