(ÖZEL HABER) - Uşak’ta tarhana mevsimi, yalnızca kış hazırlığı değil, aynı zamanda bir mahalle geleneği olarak yaşanıyor. Evlerin misafir odalarında kurutulan nane kokusu, yoğrulan hamurun serilişi ve komşular arasında başlayan sohbetler, bu geleneği sıradan bir mutfak hazırlığının ötesine taşıyor. www.usakhabergazetesi.com.tr’ye özel açıklamalarda bulunan Uşaklı Gastrolog Süleyman Dilsiz, “Tarhana çorba değildir” diyerek Anadolu mutfağının köklü değerlerinden birine ilişkin dikkat çeken bir çıkış yaptı. Dilsiz, tarhananın yalnızca çorba olarak anılmasının bu kadim ürünün kültürel ve gastronomik zenginliğini gölgelediğini savundu.
Dilsiz, açıklamasında çocukluk yıllarının bir bölümünün tarhanasıyla ünlü Uşak’ta geçtiğini belirterek, tarhana mevsiminin evlerde adeta bir ritüele dönüştüğünü anlattı. Taze nanenin misafir odalarında kurutulmasıyla başlayan sürecin, komşuluk ilişkilerini güçlendiren bir sosyal buluşmaya dönüştüğünü ifade eden Dilsiz, “Tarhana bahaneydi, sohbet asıldı” sözleriyle bu geleneğin toplumsal yönüne dikkat çekti. Tarhananın Anadolu’da hiçbir zaman yalnızca bir çorba olmadığını vurgulayan Süleyman Dilsiz, bu ürünün yoklukta ve varlıkta sofraların temel aşlarından biri olduğunu söyledi. Mevsimsel ürünleri değerlendiren, artıkları dönüştüren ve sıfır atık anlayışıyla şekillenen bir mutfak aklının ürünü olduğunu belirten Dilsiz, modernleşme sürecinde yerel değerlerin geri planda bırakıldığını dile getirdi.
Günümüzde “iyi yaşam”, “bağırsak sağlığı” ve “fonksiyonel gıda” kavramlarının sıkça konuşulduğunu hatırlatan Dilsiz, tarhananın fermente yapısıyla probiyotik ve prebiyotik özellikler taşıdığını, bu yönüyle çağın beslenme trendleriyle örtüştüğünü ifade etti. Tarhananın sadece hasta çorbası olarak anılmasının bu zenginliği daralttığını kaydetti. Pandemi döneminde Uşak’ta tarhananın sofralardaki yerinin hiç azalmadığını belirten Dilsiz, bunun kadim bir mutfak refleksi olduğunu söyledi. Yoğurt Uygarlığı adlı çalışması kapsamında Sibirya’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada yoğurdun kurutulmasıyla yapılan benzer ürünlere rastladığını aktaran Dilsiz, “Kurut, kisk, trahana, peskutan, çortan… Hepsi kendi kültüründe saygı görür” dedi.
Tarhananın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınması için yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını da dile getiren Uşaklı Gastrolog Süleyman Dilsiz, küresel kültür endüstrisinin yerel ürünleri sahiplenme konusundaki farkındalığına işaret etti. Kore mutfağındaki kimchi örneğini hatırlatan Dilsiz, fermente ürünlerin doğru anlatıldığında dünya çapında temsil gücü kazandığını söyledi. Tarhananın yalnızca çorba olmak zorunda olmadığını ifade eden Dilsiz, etle, balıkla ve sebzeyle uyumlu tariflerde kullanılabileceğini, sos, kraker, pizza tabanı hatta tatlı formuna dönüştürülebileceğinin altını çizdi.
Tarhananın “Mutfak yaşayan bir organizma” olduğunu ifade eden Dilsiz, geleneği korurken yeniliğe kapalı olmanın kültürel zenginliği sınırladığını söyledi. Tarhananın çorba olarak kalabileceğini ancak sadece çorba olmak zorunda olmadığını belirten Dilsiz, bu mirasın küçültülmeden sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.