Anadolu’nun 5 bin yıllık ekmek kültürü, İstanbul’da düzenlenen özel bir gastronomi buluşmasıyla günümüze taşındı. Lesaffre Türkiye, Eskişehir’de yürütülen Küllüoba Arkeolojik Kazıları’nın resmi sponsoru olarak, bu kadim mirası yalnızca bilimsel alanda değil, gastronomi dünyasında da görünür kılmayı hedefledi. “Mirasın Sofrası” adıyla gerçekleştirilen özel davette, 5 bin yıllık antik ekmek mirası İstanbul’da ilk kez gurme bir deneyimle sunuldu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde sürdürülen Küllüoba kazılarında ortaya çıkarılan antik ekmek, bu özel gecede Murat Deniz Temel’in yaratıcı dokunuşlarıyla modern mutfağa uyarlandı. Eskişehir’de yerel ölçekte üretilmeye başlanan Küllüoba Ekmeği, ilk kez İstanbul gastronomi çevreleriyle buluşurken, “ekmek-yemek eşleşmesi” konseptiyle konuklara çok katmanlı bir tat deneyimi sunuldu. Antik lezzetler, çağdaş pişirme teknikleriyle harmanlanarak geçmiş ile bugünü aynı sofrada buluşturdu.
Lesaffre Türkiye, bu kültürel mirası yalnızca korumakla sınırlı tutmuyor. Şirket, antik ekmek geleneğini Türk gastronomisine doğru şekilde kazandırmak amacıyla Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor. Beş bin yıllık ekmek tarifinin özüne sadık kalınarak, bu mirasın profesyonel mutfaklarda farklı formlarla nasıl yaşatılabileceği üzerine kapsamlı araştırmalar yürütülüyor.
Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal Yamaner, etkinliğin anlamına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Küllüoba kazılarından çıkan her yeni bulgunun heyecanla takip edildiğini belirtti. Yamaner, Küllüoba Ekmeği’nin orijinal yapısına sadık kalınarak yeniden hayat bulduğunu ve bu özel gecede ilk kez gurme bir eşleşmeyle İstanbul’da sunulduğunu ifade etti. Amaçlarının, geçmişten gelen bu kadim kültürü gezegeni daha iyi besleyen ve koruyan bir anlayışla gelecek nesillere aktarmak olduğunu vurguladı.
Lesaffre Türkiye, Küllüoba kazı alanındaki fiziki düzenlemelerden yerel buğday türlerinin korunmasına kadar uzanan projeleriyle kültürel sorumluluk çalışmalarını sürdürüyor. “Mirasın Sofrası” etkinliği, Anadolu’nun binlerce yıllık ekmek kültürünün modern dünyada da güçlü bir karşılık bulabileceğini gösterirken, arkeoloji ile gastronomi arasında kurulan bu köprünün kalıcı bir değere dönüştüğünü ortaya koydu. (Kaynak: puravidailetişim)





