Küresel ölçekte tırmanan bölgesel gerilim, Türk ihracatçıları için yeni bir risk haritasını gündeme taşıdı. The Globby Araştırma Ekibi tarafından hazırlanan kapsamlı raporda; enerji fiyat senaryoları, ambargo rejimi analizleri ve ITC TradeMap verileri ışığında Türkiye ihracatının karşı karşıya kalabileceği olası gelişmeler ele alındı.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Baskısı
ABD-İsrail ortak operasyonunun ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan fiili kapanma, küresel enerji akışında ciddi aksamalara yol açtı. Körfez’de 170’in üzerinde konteyner gemisinin beklemesi ve savaş riski sigortalarının iptal süreci, ticarette belirsizliği artırıyor. Brent petrol fiyatlarının 80 dolar bandından 95 dolara kadar yükselebileceği senaryolar, enerji yoğun sektörlerde maliyet baskısını artırıyor. Tebriz–Ankara doğalgaz sözleşmesinin Temmuz 2026’da sona erecek olması da arz güvenliği açısından ayrı bir risk başlığı olarak öne çıkıyor.
Navlun, Sigorta ve Kur Etkisi
Navlun ücretlerindeki yüzde 50–100 aralığındaki artış ve sigorta primlerindeki sıçrama, özellikle CIF fiyatlamayla çalışan ihracatçılar için maliyet kalemlerini yeniden hesaplama zorunluluğu doğuruyor. TL’deki değer kaybı ithal girdileri pahalılaştırırken, dolar bazlı rekabet gücüne kısmi destek sağlayabiliyor.
Dört Farklı Senaryo
Raporda krizin seyrine bağlı olarak dört temel senaryo öne çıkıyor:
Kısa süreli çatışma, sınırlı maliyet artışı ve sınırlı pazar kayması,
Uzayan savaş, yüksek enerji fiyatı ve navlun baskısı,
Rejim değişimi, geçiş dönemli belirsizlik ancak yeni pazar açılımları,
Yaptırımların kalkması, İran pazarında uzun vadeli fırsat.
Her senaryoda maliyet baskısı ile pazar ikamesi etkisi birlikte değerlendirilirken, net etkinin ihracatçının hazırlık düzeyine bağlı olacağı vurgulanıyor.
Sektörel Etki Haritası
Plastik, demir-çelik, meyve-sebze, alüminyum ve makine sektörlerinde İran arzının kesilmesi halinde Türkiye’nin üretim kapasitesi sayesinde önemli pazar payı kazanabileceği belirtiliyor. Özellikle Irak, BAE, Pakistan ve Azerbaycan’da tedarik arayışının hızlanması bekleniyor. Buna karşılık cam, seramik ve demir-çelik gibi enerji yoğun sektörlerde maliyet baskısının artabileceği ifade ediliyor. Savunma sektörü ise küresel silahlanma eğilimi nedeniyle krizden bağımsız güçlü büyüme ivmesi sergiliyor.
İhracatçılara Stratejik Uyarı
The Globby’nin Veri Analizinden Sorumlu Kurucu Ortağı Barış Yaşbala, kriz dönemlerinde çevik ve hazırlıklı davranan firmaların avantaj elde edeceğini belirtti. Yaşbala, sevkiyat rotalarının gözden geçirilmesi, savaş riski klozlarının kontratlara eklenmesi, enerji ve kur volatilitesinin fiyat tekliflerine yansıtılması gerektiğini vurguladı. Orta vadede Bakü–Tiflis–Kars hattı ve Kalkınma Yolu gibi kara koridorlarının önem kazanacağına dikkat çekilirken, Avrupa alıcılarına “nearshoring” avantajının sunulmasının Türkiye için stratejik fırsat oluşturabileceği ifade edildi.
Kritik Eşik: Dayanıklılık ve Hazırlık
Rapora göre, krizin süresi ve yaptırım rejiminin seyri belirleyici olacak. Ancak Türkiye’nin üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve bölgesel ticaret ağları; doğru stratejiyle hareket eden ihracatçılar için her senaryoda avantaj sağlayabilecek potansiyele sahip. (Kaynak: multiligo.com)




