Cumhuriyet Halk Partisi eski Uşak İl Başkanı Fuat Yılmaz, Çeşme’den kaleme aldığı dikkat çekici yazısında, CHP’de il başkanlığı makamı ve parti içi demokrasiye ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, özellikle son kongre süreçlerinde uygulanan “tek adaylı” yapıyı sert sözlerle eleştirdi.
Fuat Yılmaz, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“CUMHURİYET HALK PARTİSİNDE İL BAŞKANLIĞI YAPMAK ÇOK ONURLU AMA ZOR BİR GÖREVDİR …
Geçtiğimiz kongrelerde CHP Genel Merkezi önümüze, ‘tek adaylı kongreler’ diye tanımlanabilecek ve parti içi demokrasiyi dışlayan AKP tarzı bir demokrasi anlayışını çağrıştıran, yeni bir ‘yönetim anlayışı’ ortaya koymuştu.
Ve kanımca CHP kültürüne yakışmayan, sadece altı-yedi il dışındaki her yerde genel merkez destek ve onaylı tek il başkan adayı çıkmıştı …
Yarışın, rekabetin, liyakatin ve emeğin dışlandığı, tek adaylı kongrelerde il başkanlarımız seçildi …”
Yılmaz, CHP il başkanlarının yalnızca bir makamı temsil etmediğini vurgulayarak, bu görevin ağır sorumluluklar içerdiğini şu sözlerle anlattı:
“Peki, CHP il başkanlarından neler beklenir?!
Parti içinde ‘birlik-dirlik ve düzeni’ sağlayabilmek.
Belediye meclis ve il genel meclis gruplarına liderlik etmek.
Tüm ilçelerle eşgüdümü ve parti içinde barışı sağlamak.”
İl başkanlığının kriz yönetimi ve örgütü bir arada tutma görevi olduğunun altını çizen Yılmaz, bu makamın pasif bir temsil alanı olmadığını açık bir dille ifade etti:
“İl başkanlığı; çıkan krizleri yönetmek ve çözmek, örgütü bir arada tutmak –ki örgüt sadece yönetimler değil tüm parti üyeleridir– ülke ile kentteki tüm gelişmelere tavır koymaktır.”
Yazısında il başkanlarında bulunması gereken nitelikleri de sıralayan Yılmaz, eleştirilerini şu ifadelerle sürdürdü:
“Bir il başkanı:
Toplumda bir ağırlığı ve saygınlığı var mı diye bakılır!..
Örgüte, partililere ve halka güven veren bir duruşu var mı diye sorgulanır!..”
Sert eleştirilerinin dozunu artıran Yılmaz, il başkanlığının sadece görünür olmak ya da güç odaklarına sessiz kalmak anlamına gelmediğini vurgulayarak şu sözleri kullandı:
“İl başkanlığı ve siyaset insanlığı; açılış törenlerinde boy göstermek, gittiği yerlerden fotoğraf vermek, makam sahibi diye birilerinin kriz çıkarmasına ses çıkarmamak, bizzat kriz çıkarmak ya da güç odaklarının emireri gibi davranmak değildir!..”
Bu anlayışın sorgulanması gerektiğini ifade eden Yılmaz, il başkanlığı makamının anlamını şu cümlelerle tanımladı:
“Bunlar yapılmaz ve sıkıntılar görmezden gelinirse o koltuk neden işgal edilir ve İl başkanı ne işe yarar diye sorulur ve sorgulanır?..
Çünkü orası ‘orta oyunu sahnesi’ değildir!..
O koltuk, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Türkiye’nin en büyük partisinin temsiliyet makamıdır!..”
Yazısını güçlü bir vurgu ile tamamlayan Fuat Yılmaz, il başkanlığı makamının kimlere ait olması gerektiğini şu ifadelerle dile getirdi:
“O koltuk, sorumluluk alanlara, bedel ödeyenlere, örgütün, partililerin, emeğin ve doğrunun, haklının arkasında durabilenlere aittir.”
Fuat Yılmaz’ın bu çıkışı, CHP’de parti içi demokrasi, il başkanlarının rolü ve kongre süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.



