Ege Bölgesi’nde Uşak ve Kütahya illeri sınırları içinde yer alan ve en yüksek dağı olan Murat Dağı 2312 metre yükseklikte, 400 hektarlık zengin bir orman alanıdır. Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından 2003 yılı Mayıs ayında önemli bir bitki ve kuş alanı, 1987 yılında da Bakanlar Kurulu kararı ile Termal Turizm Merkezi ilan edildi. Şifalı sıcak suları ve soğuk su kaynakları açısından nadir yerler arasında olan Murat Dağı, Frigler zamanında Ana Tanrıça KYBLEE’ye tapınılan ortamların en güzel yerinden biriydi. Muratdağı 1Murat Dağı'nın engebeli tepeleri ve sırtları arasında sıkışıp kalmış “yayla” adıyla anılan irili ufaklı pek çok düzlük vardır. Çevresi ormanla kuşatılmış ve içinde gürül gürül akan çeşmeler barındıran bu yaylalar, yaz aylarında sıcaktan bunalan insanların akınına uğrar. Reçine ve kekik kokulu serin havasıyla, insanları kendine çeken bu yaylaların bazıları, yaylaya çeşme yaptıran hayırseverlerin adlarıyla anılır. Evliya Çelebi 1671 yazında çıktığı bu yaylaları şöyle anlatır : “… Yaylaya çıkıp bir hafta eylenip durup kalabalık zevki ettik. Her sene kiraz mevsiminde bütün Gedus'tan ve başka diyarlardan ahali akraba ve eş dostlarıyla yaylaya çıkıp 2-3 ay ışü-işret ederler, gönüllere ferahlık zevk ve sefa veren şaşılacak derecede güzel mesire ve gezinti yerleri vardır. Gedus halkının belli yerleri ve yaylak evleri vardır. Her yıl gelip dururlar. Çünkü Temmuz ayında Gedus Şehri, dere tepe içinde gayet şiddetli sıcak olup havası ağır olduğundan cümle halkı Murat Yaylağı'na göçüp, murat üzere muratları hasıl olur.” Muratdağı 2

Gediz Belediyesi, Hamam çevresindeki Kıcıroğlu, Dokuzçam ve Gökoluk yaylalarına inşa ettiği konaklama tesisleri ile kaplıcanın sefasını sürmek isteyenlere önemli bir hizmet sunmaktadır. Muratdağı Kaplıcası'nın yakın çevresinde kümelenen yaylalardan Arapoğlu; şifalı olduğuna inanılan soğuk suyu ile ünlüydü. Ancak 1970 Gediz Depremi'nde yayladaki bu çeşmenin suyu çekildi. Daha sonraki yıllarda çeşmenin yakınında bulunan bir kaynak üzerine yeni bir çeşme yapıldı.  

Murat Dağın'daki yaylalardan özellikle ikisi sahip oldukları özelliklerden dolayı öne çıkar. Bunlardan biri, dağda sadece bu yörede yetişen sarı çiçekleriyle anılır. Yaylaya da adını veren ve ölmez çiçek, altın çiçeği, arı çiçeği, güve otu ya da herdemtaze adlarıyla anılan bu çiçeğin bilimsel adı, helichyrsum arenasium dur. Haziran ayında açan bu nadide çiçek kuruduktan sonra bile tüm güzelliğini koruyabildiği gibi, idrar söktürücü ve taş düşürücü olarak halk hekimliğinde kullanılır. Murat Dağı'nın öne çıkan bir diğer yaylası da Söbealan Yaylası'dır. Çam ve doğu kayınlarının iç içe geçtiği sarp ve dik teperlin ortasında yer alan yayla, yoğun bir kekik örtüsüyle kaplıdır.

Yayla tüm güzelliğini Mayıs ayında sergiler. Öyle ki; çamların koyu yeşili ile henüz yeşermeye başlayan kayınların kızılımsı yeşiline eşlik eden alıç çiçeklerinin yarattığı armoni, görülmeye değer bir doğa manzarası oluşturur. Yaylanın kuzeybatı sırtları Mayıs-Haziran'da orkide (salep) ve yıldız çiçekleriyle süslenir. Değişik noktalarındaki çeşmelerden akan su; yayla tabanında oluşturulan bir gölete akar. Muratdağı 3

Uşakspor’dan Taraftara Çağrı: “Tribünleri Kırmızı-Siyaha Boyayalım” Uşakspor’dan Taraftara Çağrı: “Tribünleri Kırmızı-Siyaha Boyayalım”

Göl manzaralı kekik ve reçine kokulu Söbealan Yaylası, sadece günümüz insanı için değil yüzyıllar önce bu coğrafyada egemen olan Roma ve Bizanslılar için de bir cazibe alanı olmuştur. Göletin hemen batısından başlayan yamaçta görülen antik yapı kalıntıları da bunu kanıtlamaktadır. Ne amaçla yapıldığı belli olmayan bu yapının bir Roma veya Bizans asilzadesine, ya da yöneticisine ait bir yazlık saray olma olasılığı vardır. (Fotoğraflar: Alp Arslan Dur)

Muhabir: Yavuz Kuşdemir