“Türler Arası Para” adı verilen model, insan dışındaki canlı türlerinin de ekonomik sistem içerisinde dijital olarak temsil edilmesini öneriyor. Mayıs 2026’da kamuoyuyla paylaşılan raporda; gorillerden arılara, sokak hayvanlarından ekosistemlere kadar birçok canlı türü adına dijital cüzdanlar oluşturulabileceği ve bu cüzdanlar üzerinden doğayı koruyan insanlara ödeme yapılabileceği ifade ediliyor.
Rapora göre mevcut ekonomik sistem, doğanın gerçek değerini hesaplamakta yetersiz kalıyor. Stockholm Resilience Centre verilerine göre dünyadaki dokuz gezegensel sınırın yedisinin aşılmış olması ve yaklaşık 1 milyon türün yok olma riski altında bulunması, yeni ekonomik modellerin tartışılmasına neden oluyor. “Türler Arası Para” modeli ilk bakışta bilim kurgu gibi görünse de sistemin temel mantığı oldukça somut bir yapıya dayanıyor. Örneğin bir arı kolonisi, bir goril ailesi ya da sokak hayvanları adına dijital hesaplar oluşturuluyor. Bu hesaplara fon sağlayıcılar tarafından kaynak aktarılıyor. Daha sonra doğayı koruyan ya da ilgili türlerin yaşamını iyileştiren kişiler bu fondan ödeme alabiliyor.
Örneğin kaçak av tuzaklarını kaldıran bir kişiye, arı dostu üretim yapan çiftçiye ya da sokak hayvanlarının bakımını üstlenen gönüllülere dijital ödeme yapılması planlanıyor. Böylece insan dışındaki canlıların da dolaylı biçimde ekonomik sistemde temsil edilmesi amaçlanıyor. Modelin ilk uygulaması ise Ruanda’da gerçekleştirildi. Yazar ve araştırmacı Jonathan Ledgard’ın kurduğu Tehanu girişimi tarafından yürütülen pilot projede, dağ gorilleri adına dijital kimlikler oluşturuldu. Bölgede yaşayan insanlar; tuzak temizliği, çevre düzenlemesi ve atık toplama gibi faaliyetler karşılığında ödeme aldı.
Raporda Türkiye’nin de bu sistem için uygun ülkelerden biri olabileceği belirtiliyor. Özellikle mobil bankacılık kullanım oranının yüksek olması ve dijital ödeme altyapısının gelişmiş olması nedeniyle Türkiye’de pilot uygulamaların hayata geçirilebileceği değerlendiriliyor. Sistemin en dikkat çeken taraflarından biri ise yapay zekâ ve dijital izleme teknolojilerinin kullanılması. Sensörler, dronlar, uydu görüntüleri ve gözlem kameralarıyla elde edilen veriler yapay zekâ tarafından analiz ediliyor. Böylece çevrede gerçekten iyileşme olup olmadığı doğrulanabiliyor. Örneğin bir bölgede plastik atık miktarının azalması ya da sokak hayvanlarının sağlık durumunun iyileşmesi gibi somut gelişmeler tespit edildiğinde ödeme sistemi devreye giriyor. Yani sistem yalnızca vaatlere değil, ölçülebilir sonuçlara dayalı çalışıyor.
Raporda yer alan dikkat çekici değerlendirmelerden biri ise şu oldu:
“Para, tıpkı hafıza gibi çalışıyor. Ancak bugün kullanılan para sistemleri milyonlarca türün hafızasını taşımıyor.”
“Türler Arası Para” modeli yalnızca ekonomik değil; etik, hukuki ve teknolojik boyutlarıyla da önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak başlıklardan biri olabilir. (Kaynak: marjinal.com.tr)





