Manşet

Önce Aynaya Bakmak Gerekmez mi Sayın Vekil?

Siyasetçinin görevi eleştirmek kadar eleştiriye de açık olmaktır. Hele ki kamu adına görev yapan bir milletvekiliyseniz, sözleriniz yalnızca bir kişiyi değil, bir meslek grubunu da etkileyebilir.

CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba'nın, Uşak'ın öğrenci dostu şehirler sıralamasındaki yerini değerlendirdiği açıklamanın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kullandığı ifadeler, kentte görev yapan birçok gazeteciyi derinden rahatsız etti.

"Şehrimizdeki en büyük sorunlardan biri de ne yazık ki Uşaklıların tarafsız, etik ve gerçek haberciliğe hasret kalmasıdır." sözü, yalnızca birkaç yayın organını değil, yıllardır bu şehirde emeğiyle gazetecilik yapan herkesi zan altında bırakan genel bir değerlendirme niteliği taşıyor.

Olmadı Sayın Vekil...

Bu şehirde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen sürekli ve Turkuaz Basın Kartı sahibi, Basın İlan Kurumu mevzuatına uygun şekilde faaliyet gösteren, meslek ilkelerine bağlı onlarca gazeteci var. Yıllardır gece gündüz demeden kamuoyunu doğru bilgilendirmek için çalışan bu insanların tamamını tek cümleyle "tarafsız ve etik haberciliğe hasret" şeklinde nitelendirmek, haksız olduğu kadar emeklere de saygısızlıktır.

Gazetecilik, siyaset kurumunu alkışlamak için yapılan bir meslek değildir. Gazetecilik; gerektiğinde iktidarı da muhalefeti de belediyeyi de milletvekilini de eleştirebilmektir. Tarafsızlık, herkes hakkında olumlu haber yapmak değil; herkese aynı mesafede durabilmektir.

Eleştirinin yönü basına çevrilmeden önce, siyaset kurumunun da kendisine dönüp bakması gerekir.

Sayın Karaoba, milletvekili olarak göreve başladığınız günden bugüne kadar Uşak adına hangi yatırımların hayata geçirilmesine doğrudan katkı sundunuz? Hangi projelerin takipçisi oldunuz? Hangi sorunların çözümünde somut sonuç elde edildi? Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde yapılan konuşmalar ve verilen soru önergeleri elbette parlamenter denetimin önemli araçlarıdır. Ancak vatandaşın hafızasında asıl yer eden; şehre kazandırılan hizmetler, çözülen sorunlar ve bırakılan kalıcı eserlerdir.

Bugün Uşak; genç nüfusunu başka illere gönderen, üniversitesinin cazibesini artırmaya çalışan, yatırım, istihdam ve sosyal yaşam konusunda daha güçlü adımlara ihtiyaç duyan bir şehir olarak önemli meselelerle karşı karşıya.

Böylesi bir dönemde enerjimizi basınla polemik yapmaya değil, Uşak'ın ortak sorunlarını çözmeye harcamamız daha doğru olmaz mı?

Basın elbette eleştirilebilir. Hiçbir meslek grubu eleştiriden muaf değildir. Ancak eleştirinin de adil olması gerekir. Birkaç örnekten hareketle bütün yerel basını töhmet altında bırakmak, ne basın özgürlüğüne ne de demokratik tartışma kültürüne katkı sağlar.

Gazeteciler gelir geçer, siyasetçiler de öyle...

Ama şehir kalır.

Ve bu şehrin kazanmaya ihtiyacı olan şey; karşılıklı suçlamalar değil, ortak akıl, karşılıklı saygı ve Uşak'ın geleceği için samimi bir iş birliğidir.

Çünkü Uşak'ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, birbirini suçlayan açıklamalar değil; herkesin kendi sorumluluğunu yerine getirdiği bir anlayıştır.

Belki de sorulması gereken en önemli soru şudur:

Basın Uşak için ne yaptı diye sormadan önce, siyaset kurumu Uşak'a ne kazandırdı?