Yaşam

Toplumsal Fayda Nasıl Gerçek Etkiye Dönüşür?

Betül Selcen Özer, toplumsal faydanın strateji, iş birliği ve sürdürülebilirlikle kalıcı etkiye dönüşmesini anlattı.

Kurumların topluma değer katan çalışmalarını görünür kılmayı amaçlayan “Toplumsal Fayda Hikayeleri” programının yeni konuğu, Betül Selcen Özer oldu. Sivil toplum alanında 25 yılı aşkın deneyime sahip olan ve The Good Factor’ın kurucu ortakları arasında yer alan Özer, programda toplumsal faydanın niyet düzeyinde kalmaması için hangi adımların atılması gerektiğini kapsamlı biçimde değerlendirdi.

Marjinal Sosyal tarafından hazırlanan ve Aynur Kolbay Hülya’nın sunumuyla SosyalUp YouTube kanalında yayınlanan programda Özer, özel sektör ile sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliklerinin gerçek etki yaratmadaki rolüne dikkat çekti. Toplumsal faydanın, geçici projelerden ziyade kurumsal stratejinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Özer, bu yaklaşımın kurumların bakış açısını kökten değiştirdiğini ifade etti. Toplumsal fayda çalışmalarının, diğer tüm kurumsal faaliyetler gibi stratejik planlamaya dahil edilmesi gerektiğini belirten Özer, desteklenecek alanların ve temaların net bir yol haritasına bağlanmasının kalıcı fark yarattığını dile getirdi. Bu yaklaşımı benimseyen kurumların yalnızca kısa vadeli görünürlük değil, uzun vadeli güven ve etki kazandığını söyledi.

Sivil toplum kuruluşlarının özel sektörle kurduğu ilişkilerde iletişim dilinin belirleyici olduğuna işaret eden Özer, STK’ların kendilerini daha sade, net ve etkili biçimde anlatmalarının iş birliklerinin önünü açtığını vurguladı. Özel sektörün yalnızca finansal kaynak sağlayan bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özer, bilgi birikimi, insan kaynağı ve ayni katkıların da sürdürülebilir ortaklıklar açısından kritik olduğunun altını çizdi. Düzenli iletişim ve şeffaf raporlamanın, uzun soluklu iş birliklerinin temelini oluşturduğunu da sözlerine ekledi.

Toplumsal fayda projelerinde güven, teknoloji ve cesaretin başarının anahtarı olduğunu belirten Betül Selcen Özer, The Good Factor’un markalarla çalışırken sosyal etkiyi “yan bir faaliyet” olarak değil, doğrudan kurumsal stratejinin parçası olarak ele aldığını ifade etti. Amaçlarının, çalışanından üst yönetimine kadar herkesin sahiplendiği ve markanın gurur duyduğu projeler üretmek olduğunu söyleyen Özer, proje sona erse bile kurulan yol arkadaşlığının devam ettiğini vurguladı. Programda sürdürülebilirliğin altını özellikle çizen Özer, hem sivil toplumun hem de özel sektörün kaynak daralması yaşadığı bir dönemde finansal ve kurumsal dayanıklılığın toplumsal etki için vazgeçilmez olduğunu dile getirdi. Kaynak çeşitliliği sağlanmadan yaratılan etkinin sınırlı kalacağını belirten Özer, güçlenen her sivil toplum kuruluşunun başkalarına da ilham veren bir modele dönüşebileceğini ifade etti.

Toplumsal sorunların çözümünde iş birliği ve dayanışmanın belirleyici rol oynadığını vurgulayan Betül Selcen Özer, ne kadar çok paydaş bir araya gelirse yaratılan etkinin de o ölçüde büyüdüğünü söyledi. Güçlü bir sivil toplumun, güçlü bir toplum anlamına geldiğini belirten Özer, toplumsal faydanın gerçek etkiye dönüşmesinin ancak ortak akıl ve uzun vadeli bakış açısıyla mümkün olabileceğine dikkat çekti.

(Kaynak: marjinal.com.tr)