Kalp ve damar hastalıkları, hem dünyada hem de Türkiye’de en önemli ölüm nedenleri arasında yer almayı sürdürüyor. DoktorTakvimi uzmanlarından Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Hüseyin Gündüz, Kalp Sağlığı Haftası kapsamında yaptığı açıklamalarda çarpıcı verileri ve hayati uyarıları paylaştı. Uzmanlara göre, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümler 19,2 milyona ulaştı. Bu sayının 2050 yılına kadar 35 milyonu aşmasının beklendiği ifade edilirken, dünya genelinde yaklaşık 620 milyon kişinin bu hastalıklarla yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise tablo dikkat çekici. TÜİK verilerine göre ölümlerin yüzde 36’sı dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu oran, kalp ve damar hastalıklarını açık ara en büyük ölüm nedeni haline getiriyor.
Risk faktörleri erken yaşta başlıyor
Kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkmadığını vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, riskin çocukluk ve gençlik döneminde başladığını belirtiyor. Sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, ilerleyen yıllarda ciddi kalp sorunlarına zemin hazırlıyor. Yüksek tansiyon, kolesterol dengesizliği, diyabet, obezite ve stres gibi faktörlerin değiştirilebilir riskler arasında yer aldığını belirten Gündüz, yaş, cinsiyet ve genetik yatkınlığın ise değiştirilemeyen riskler olduğunu ifade ediyor.
Erken belirtiler hayati önem taşıyor
Kalp hastalıklarının erken fark edilmesinin hayat kurtarıcı olduğunu belirten Gündüz, göğüs ağrısının en bilinen belirti olduğunu ancak her zaman klasik şekilde görülmeyebileceğini vurguladı. Nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma, mide bölgesinde baskı hissi, soğuk terleme ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Korunmanın yolu yaşam tarzından geçiyor
Uzmanlara göre kalp hastalıklarından korunmak için tek bir çözüm yok; bunun yerine yaşam boyu sürdürülen bir disiplin gerekiyor. Akdeniz tipi beslenme, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz ve sigaranın bırakılması en önemli adımlar arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün haftada en az 150 dakika egzersiz önerdiğini hatırlatan Gündüz, küçük değişikliklerin bile uzun vadede büyük fark oluşturabileceğini ifade etti.
Genetik miras kader değil
Kalp hastalıklarında genetik faktörlerin etkili olduğunu ancak bunun kaçınılmaz bir sonuç anlamına gelmediğini belirten Gündüz, erken teşhis ve düzenli kontrollerin riskleri büyük ölçüde azaltabileceğini söyledi. Aile öyküsü bulunan bireylerin özellikle genç yaşlardan itibaren kolesterol ve tansiyon takibi yaptırmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekildi.
Tedavi kişiye özel planlanıyor
Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinin hastalığın türüne göre değiştiğini belirten uzmanlar, ilaç tedavilerinden girişimsel işlemlere ve cerrahi yöntemlere kadar geniş bir tedavi yelpazesi bulunduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, erken teşhis ve düzenli sağlık kontrollerinin kalp hastalıklarıyla mücadelede en etkili yöntemler arasında yer aldığını vurguluyor. (DoktorTakvimi)