(ÖZEL HABER) - Uşak ve çevresindeki kanyon sistemleri, yalnızca doğal yapılarıyla değil, barındırdığı tarihsel katmanlarla da dikkat çekiyor. Araştırmacı belgeselci Alp Arslan Dur tarafından paylaşılan bulgular, bölgenin Tunç Çağı’ndan geç antikçağa kadar kesintisiz bir yerleşim alanı olarak kullanıldığını ortaya koydu.

Kanyon (1)-1Araştırmacı Belgeselci Alp Arslan Dur, www.usakhabergazetesi.com.tr’ye yaptığı açıklamada, Kanyon yamaçlarında gözlenen kaya oyukları ve mekansal düzenlemelerin, erken dönemlerde barınma ve korunma amacıyla değerlendirildiği, zamanla ise daha planlı ve işlevsel alanlara dönüştüğünü ifade etti. Demir Çağı’nda Frigya kültür çevresinin etkisiyle bu alanların yalnızca yaşam alanı olmaktan çıkıp depolama ve kült amaçlı kullanım alanlarına dönüştüğü ifade ediliyor. Roma dönemine gelindiğinde ise kanyon içindeki yapıların daha planlı hale getirildiği, çok odalı sistemlerin oluşturulduğu ve bu alanların kırsal yerleşim ağına entegre edildiği değerlendiriliyor. Bu durum, Uşak kanyonlarının yalnızca geçici barınma alanları değil, aynı zamanda süreklilik arz eden bir yaşam merkezi olduğunu ortaya koyuyor.

Kanyon (2)-1

Geç antikçağda ise Montanizm etkisiyle kanyonların farklı bir işlev kazandığı, doğal ve korunaklı yapıları nedeniyle inziva ve ibadet mekanı olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor. Bu yönüyle bölgenin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda inanç tarihi açısından da önemli bir katman barındırdığı vurgulanıyor. Araştırmacı belgeselci Alp Arslan Dur’a göre Uşak kanyonları, farklı dönemlere ait izleri bir arada sunan yapısıyla Anadolu’nun çok katmanlı yerleşim ve inanç tarihine ışık tutan önemli bir kültürel miras alanı olma özelliğini sürdürüyor.

Kanyon (3)-1

Muhabir: Berrin Bakırcı