(ÖZEL HABER) - Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, www.usakhabergazetesi.com.tr’ye yaptığı açıklamada Uşak merkeze bağlı Göğem’deki türbe yalnızca yerel bir ziyaret yeri değil, Uşak’ın Türkleşme ve İslamlaşma sürecine ışık tutan çok katmanlı bir hafıza merkezi olabilir. Uşak merkezinin kuzeydoğusunda yer alan Göğem Köyü, Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur’un kapsamlı çalışmasıyla yeniden tarih gündemine taşındı. İlk bakışta küçük bir orman köyü görünümündeki Göğem’in, dikkatle incelendiğinde Selçuklu uç teşkilatlarından Germiyanlılara, Türkmen dervişlerinden Sarı Saltık geleneğine kadar uzanan geniş bir tarihî ağın merkezinde yer aldığı görülüyor. Dur’un araştırmasında öne çıkan en dikkat çekici unsur ise köyde bulunan ve halk arasında Sarı Baba ya da Sarı Kurt Baba olarak bilinen türbe oldu. Alp Arslan Dur, Göğem’deki bu türbenin Uşak havzasının eski Türkmen hafızasını anlamak açısından özel bir yere sahip olduğunu belirtti.

Göğem (3)-4Göğem’deki Sarı Baba Türbesi Yalnızca Bir Köy Yatırı Değil

Araştırmacı Alp Arslan Dur, Göğem Köyü’nde bulunan Sarı Baba Türbesi’nin tarihî ve kültürel değerine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“Göğem Köyü’nde bulunan Sarı Baba Türbesi, ilk bakışta yerel bir ziyaret yeri gibi görülebilir. Ancak türbenin kitabesi, halk hafızasında yaşayan anlatılar, çevredeki tekke geleneği ve Uşak havzasındaki eski yer adları birlikte değerlendirildiğinde karşımıza çok daha derin bir tarihî tablo çıkıyor.”

Türbede bulunan 1864 tarihli kitabede, “Uşşak kazası Göğem karyesinde Sarı Baba türbesini Kurt Mollaoğlu Kurt Bektaş Ağa inşa eylemiştir” ifadesi yer alıyor. Kitabenin yeni bir yapıyı mı yoksa eski bir türbenin tamirini mi anlattığı kesin olarak bilinmiyor. Ancak bu kayıt, XIX. yüzyılda Göğem’de Sarı Baba adına güçlü bir ziyaret geleneğinin yaşadığını açık biçimde gösteriyor. Dur, halk hafızasında yaşayan “Sarı Kurt Baba” adı ise türbenin yalnızca yerel bir yatır olmadığını, daha eski Türkmen inanç ve sembollerini de taşıdığını düşündürüyor.

Göğem (5)Alp Arslan Dur, bu konuda şu yorumu yaptı:

“Türk bozkır geleneğinde kurt yalnızca bir hayvan değildir. Yol gösterici, koruyucu ve soyun sembolüdür. Bu nedenle Sarı Kurt Baba adı, kökenleri çok daha eskiye uzanan bir hafızanın izlerini taşıyor olabilir.”

Hacım Sultan, Göğem ve Paşalar Arasında Manevi Bağ

Göğem Köyü çevresinde yaşayan sözlü gelenekler de Dur’un araştırmasında önemli yer tutuyor. Uşak’tan derlenen efsanelerde Hacım Sultan Tekkesi, Göğem Tekkesi ve Paşalar Tekkesi arasında kurulan manevi bağlardan söz ediliyor. Anlatılara göre Hıdırellez gecelerinde ışıklar içinde yürüyen erenlerin Göğem’den Hacım Sultan’a, oradan Paşalar’a gittiklerine inanılıyor. Köyün girişindeki Kavak Azat çevresinde Hızır ile İlyas’ın buluştuğuna dair rivayetler de Göğem’in yalnızca bir yerleşim değil, aynı zamanda bir ziyaret ve erenler merkezi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Alp Arslan Dur, bu sözlü geleneklerin XIII ve XIV. yüzyıllarda Batı Anadolu’da faaliyet gösteren Türkmen derviş ağlarının Göğem çevresinde güçlü izler bıraktığını düşündürdüğünü ifade etti.

Göğem (1)-3Uşak Havzasında Selçuklu Uç Sistemi

Dur’un çalışmasında Göğem’in tarihi arka planı, Uşak havzasının Selçuklu uç sistemi içindeki yeriyle birlikte ele alınıyor. Miryokefalon Zaferi sonrasında Türk nüfuzuna giren Uşak havzası, uzun süre Bizans ve Selçuklu arasındaki mücadelelere sahne oldu. Bölge, XIII. yüzyılın ilk yarısında kesin biçimde Türk hâkimiyetine girdi. Bu dönemde Uşak havzası, doğrudan merkezden yönetilen bir şehirden çok, askerî ve idari yetkilerle donatılmış uç beylerinin kontrol ettiği bir sınır sahası niteliği taşıyordu.

Bu uç beylerinden biri de Çanlı Köprü’nün banisi olan Şücaeddin Kızıl Beğ’di. 1255 tarihli kitabe ile varlığı kesin olarak bilinen Kızıl Beğ, yalnızca askerî bir komutan değil, Batı Anadolu’nun Türkleşme sürecini yöneten önemli bir devlet adamı olarak değerlendiriliyor. Dur, bazı araştırmacıların kitabelerde geçen ifadelerin Peçenek kökenine işaret ettiğini ileri sürdüğünü hatırlatarak, bu ihtimalin Uşak havzasının yalnızca Oğuz Türkmenleriyle değil, Peçenek ve Kuman-Kıpçak topluluklarıyla da şekillenmiş olabileceğini gösterdiğini belirtti.

Sarı Saltık Bağlantısı Neden Önemli?

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Sarı Saltık geleneğiyle Göğem’deki Sarı Baba Türbesi arasında kurulabilecek muhtemel bağlantılar oldu. Alp Arslan Dur, son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda Sarı Saltık’ın Kuman-Kıpçak kökenli olabileceği ve ailesi ya da çevresiyle birlikte XIII. yüzyıl ortalarında Batı Anadolu’da bulunmuş olabileceği görüşünün öne çıktığını söyledi. Dur, özellikle Rum kronikleri, İbn Batuta Seyahatnamesi, Selçuklu kaynakları ve Osmanlı tahrir defterlerini birlikte değerlendiren çalışmaların, Sarı Saltık ailesinin yerleşmiş olabileceği muhtemel coğrafya olarak Uşak ve çevresine işaret ettiğini aktardı.

Ancak Dur, bu konuda kesin hüküm vermekten kaçınıyor:

“Göğem’deki Sarı Baba’nın doğrudan Sarı Saltık olduğunu gösteren herhangi bir belge bugün elimizde yok. Fakat tarih araştırmalarında bazen bir kimliği ortaya koyan şey tek bir belge değil, farklı dönemlerden gelen küçük verilerin yan yana getirilmesidir.”

Göğem (4)-2

Osmanlı Kayıtlarında Saru, Saruca ve Şeyh Saltuk İzleri

Dur’un araştırmasına göre XVI. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında Uşak ve çevresinde Saru, Saruca, Sarular, Saru Şah, Şeyh Saltuk, Selçik ve Seyyid Selçuk gibi isimlere rastlanıyor. 1530 tarihli Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri’nde görülen bu kayıtlar, bölgede Sarı Saltık geleneğiyle bağlantılı olabilecek bir kültürel hafızanın yaşadığını düşündürüyor. Alp Arslan Dur, Sarı Saltık üzerine çalışan bazı araştırmacıların onun adının aslında Saru veya Saruca biçiminde yaşamış olabileceğini ileri sürdüğünü belirterek, Uşak havzasındaki Saru ve Saruca adlarının bu nedenle daha da anlamlı hale geldiğini ifade etti.

Göğem ve Bozkuş Aynı Tarihî Hafızanın Parçası

Göğem Köyü’ndeki Sarı Baba Türbesi’nin bulunduğu coğrafya, yalnızca tek bir köy üzerinden değil, çevre yerleşimlerle birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir anlam kazanıyor. Dur’a göre Göğem’in komşu yerleşimlerinden Bozkuş da dikkat çekici bir tarihî hafızayı yaşatıyor. XIII. yüzyıl Germiyan kaynaklarında adı geçen Bozguş Bahadır’ın hatırasının Bozkuş Köyü’nde yaşamaya devam etmiş olabileceği düşünülüyor.

İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın dikkat çektiği türbe ve XVI. yüzyılda kaydedilen Bozguş Yörükleri, bu hafızanın tesadüf olmadığını gösteriyor.

Dur, bu tabloyu şöyle yorumladı:

“Göğem ve Bozkuş, aynı tarihî tablonun iki parçası gibi duruyor. Bir tarafta Germiyan uç teşkilatının askerî liderleri, diğer tarafta Türkmen dervişleri ve erenleri var. Bu durum Uşak’ın kuzey sahasının XIII ve XIV. yüzyıllarda yalnızca askerî bir sınır bölgesi değil, aynı zamanda yoğun bir manevî faaliyet alanı olduğunu gösteriyor.”

Sarı Baba, Uşak’taki Sarı Saltık Geleneğinin Güçlü Bir Yansıması Olabilir

Alp Arslan Dur, Göğem’deki Sarı Baba Türbesi, Hacım Sultan ve Paşalar arasında yaşayan efsaneler, Seyyid Mahmud Hayrani çevresindeki tasavvufî gelenek, Uşak çevresindeki Saru ve Saruca adları, Şeyh Saltuk kayıtları, Peçenek ve Kuman-Kıpçak unsurların bölgede varlığı, Çanlı Köprü ile temsil edilen Selçuklu uç sistemi ve Germiyan döneminden kalan Türkmen hafızasının birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Dur’a göre bu unsurlar bir araya getirildiğinde, XIII. yüzyılda Uşak havzasının Selçuklu uç beyleri tarafından örgütlenen, Peçenek, Kuman-Kıpçak ve Türkmen topluluklarının birlikte yaşadığı, aynı zamanda dervişlerin ve gazi erenlerin faaliyet gösterdiği bir sınır bölgesi olduğu anlaşılıyor.

Bu tarihi tabloda Şücaeddin Kızıl Beğ askerî yapıyı, Germiyanlı Bozguş Bahadır siyasî ve aşiret yönünü, Hacım Sultan ve Sarı Baba ise manevî boyutu temsil ediyor. Dur, Sarı Saltık’ın ailesi veya çevresinin Batı Anadolu’da bulunmuş olabileceğine dair araştırmaların da bu tabloya eklendiğinde, Göğem’deki Sarı Baba’nın Sarı Saltık geleneğinin Uşak’taki en güçlü yansımalarından biri olabileceği ihtimalini güçlendirdiğini söyledi. Sarı Baba’nın Kimliği Belki Kesinleşmeyecek, Ama Taşıdığı Hafıza Çok Güçlü

Alp Arslan Dur, araştırmasının sonunda Göğem’deki Sarı Baba Türbesi’nin Uşak’ın tarihî kimliği açısından önemine dikkat çekti.

Göğem (2)-2Dur, şu ifadeleri kullandı:

“Kesin olarak söylenebilecek olan şudur: Göğem’deki Sarı Baba Türbesi yalnızca bir köy yatırından ibaret değildir. Bu türbe; Selçuklu uçlarından Germiyanlılara, Peçeneklerden Kuman-Kıpçaklara, Hacım Sultan’dan Sarı Saltık geleneğine kadar uzanan çok katmanlı bir tarihî hafızanın günümüze ulaşmış en önemli sembollerinden biridir. Sarı Baba’nın gerçek kimliği belki hiçbir zaman kesin olarak ortaya çıkarılamayacaktır. Ancak onun etrafında şekillenen kültün, Uşak havzasının Türkleşme ve İslamlaşma sürecinde önemli rol oynayan Türkmen derviş geleneğinin yaşayan bir mirası olduğu açıktır.”

Bozkuş Köyü ve Bozguş Bahadır Ayrı Bir Çalışmada Ele Alınacak

Alp Arslan Dur, Göğem Köyü üzerine hazırladığı çalışmanın ardından Uşak’ın kuzey havzasındaki bir diğer önemli yerleşim olan Bozkuş Köyü’nü de ayrıca inceleyeceğini belirtti. Dur, bir sonraki araştırmasında Bozkuş Köyü ile Germiyanlı başbuğ Bozguş Bahadır arasındaki muhtemel ilişkiyi ele alacağını ifade etti. Çalışmada, XIII. yüzyıl kaynaklarında adı geçen Bozguş Bahadır’ın Uşak’ın kuzey havzasında otağ kurmuş bir Germiyan uç beyi olup olmadığı; Bozkuş Köyü, Bozguş Yörükleri ve bölgedeki türbe geleneği ışığında değerlendirilecek.

Muhabir: Yavuz Kuşdemir