Cumhuriyet Halk Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nın “Afyon’un toprağı, suyu ve geleceği madenciliğe kurban edilemez” açıklamasına, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu sert tepki gösterdi. Alimoğlu, madencilik sektörünün Afyonkarahisar ekonomisi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı.
Ekonomik açıdan gelişmiş ülkelerin ortak özelliğinin yeraltı kaynaklarını etkin biçimde ekonomiye kazandırmaları olduğuna dikkat çeken Alimoğlu, Afyonkarahisar’ın yalnızca söylemlerle ayakta kalamayacağını ifade etti. Madenciliğin kentin ekonomik omurgalarından biri olduğunu belirten Alimoğlu, “Bu sektörü hedef almak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir” dedi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Afyonkarahisar’ın 2025 yılında ihracatını yüzde 25 artırarak 341 milyon dolardan 428 milyon dolara çıkardığını hatırlatan Alimoğlu, bu ihracatın 284 milyon dolarlık bölümünün madencilik sektörü tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Alimoğlu, Afyonkarahisar’dan yapılan her 3 dolarlık ihracatın 2 dolarının madencilikten geldiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı faaliyet illeri istatistiklerine göre ise kentin toplam ihracatının 834 milyon dolara ulaştığını, bunun yüzde 66’sına karşılık gelen 550 milyon dolarlık kısmının madencilik kaynaklı olduğunu ifade etti.
Madencilik sektörünün yalnızca ihracat değil, istihdam açısından da Afyonkarahisar’a ciddi katkı sunduğunu dile getiren Alimoğlu, “Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin geçimini tartışmaya açmak demektir” ifadelerini kullandı. Alimoğlu, EMİB’in 2025 yılında ihracat yapan üyeleri arasında Afyonkarahisar’dan 367 firmanın yer aldığını da belirterek, Afyonlu firmaların birlik içindeki en büyük temsiliyeti oluşturduğunu söyledi. Afyon’u 249 firmayla İzmir, 143 firmayla Muğla’nın takip ettiğini aktardı.
“Afyon’un toprağı ve suyu madenciliğe kurban ediliyor” iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunan Alimoğlu, madenciliği doğrudan yıkımla eşitleyen yaklaşımın ideolojik olduğunu ifade etti. Dünyada refah üreten ülkelerin yeraltı kaynaklarını işleyerek katma değer yarattığını belirten Alimoğlu, “Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder” dedi.
Çevre ile madenciliğin bir arada yürütülebileceğini vurgulayan Alimoğlu, Türkiye’nin asıl ihtiyacının çevre–madencilik ikilemi değil, akılcı planlama ve sıkı denetim olduğunu söyledi. ÇED süreçlerinin ciddi şekilde uygulandığını belirten Alimoğlu, madencilik faaliyetlerinin sekiz ayrı bakanlıktan alınan izinlerle yürütüldüğünü hatırlattı. ÇED’in mutlak bir veto mekanizmasına dönüştürülmesinin yanlış olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin yeraltı kaynakları açısından zengin bir ülke olduğuna dikkat çeken Alimoğlu, bu kaynakları kullanmayıp ithalata yönelmenin cari açığı büyüttüğünü ifade etti. Afyonkarahisar’ın bu dönüşümün merkez şehirlerinden biri olduğunu söyleyen Alimoğlu, “Afyonkarahisar ne sahipsizdir ne de göz göre göre yoksullaştırılacak bir şehirdir. Doğayı korumak kadar emeği, üretimi ve istihdamı korumak da sorumluluktur. Afyonkarahisar’ın geleceği yasaklarla değil; akıl, planlama ve üretimle güvence altına alınır” dedi. (Kaynak: EİB)





