Türkiye’de yangınlar, yapı güvenliğini tehdit eden en yaygın ve yıkıcı riskler arasında yer almayı sürdürüyor. İstanbul İtfaiyesi verilerine göre kent genelinde 2025 yılı boyunca 27 bin 820 yangına müdahale edildi. Bu tablo, yangın güvenliğinin istisnai durumlara özgü değil, günlük yaşamın merkezinde yer alan yaşamsal bir konu olduğunu ortaya koyuyor. Yangınların konutlardan iş yerlerine, kamusal alanlardan sanayi tesislerine kadar geniş bir alanı etkilediği görülüyor.

Uzman değerlendirmeleri, yangının büyüklüğünden çok, olay anında sistemlerin çalışıp çalışmadığının belirleyici olduğunu gösteriyor. Müdahaleyi geciktiren ya da sistemleri devre dışı bırakan her aksaklık, yangının etkisini katlayarak artırıyor. Bu nedenle yangın güvenliği, yalnızca kurulum aşamasıyla sınırlı olmayan, tasarımdan kullanım sürecine ve düzenli denetimlere uzanan kesintisiz bir süreç olarak ele alınıyor.

Yangın sırasında sistemlerin devreye girmemesinin en yaygın nedenleri arasında yetersiz bakım, periyodik kontrollerin ihmal edilmesi ve yangın güvenliğinin “kurulduktan sonra tamamlanan” bir konu olarak görülmesi yer alıyor. Oysa yangın anında saniyelerle ölçülen zaman kayıpları, müdahale şansını ciddi biçimde azaltabiliyor. Yangın söndürme altyapılarının kısa sürede çalışması, suyun doğru basınçla ve kesintisiz şekilde iletilmesi müdahalenin başarısında kritik rol oynuyor.

Uluslararası yangın güvenliği standartları da bu riskleri azaltmayı hedefliyor. UL/FM gibi bağımsız sertifikasyon sistemleri, yangın pompalarının performans, dayanıklılık ve güvenilirlik açısından belirli kriterleri karşıladığını belgeliyor. Özellikle hastaneler, alışveriş merkezleri, yüksek yapılar ve endüstriyel tesislerde bu standartlara uygun sistemlerin tercih edilmesi, olası kayıpların azaltılmasında önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım, yangın güvenliğinin yalnızca bina sakinlerinin değil; yatırımcıların, yöneticilerin, uygulayıcıların ve denetleyici kurumların ortak sorumluluğu olduğunu gösteriyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Erhan Özdemir, yangın güvenliğinin çoğu zaman teknik bir detay olarak algılandığını ancak doğrudan insan hayatıyla ilgili olduğunu vurguladı. Masdaf CEO’su Özdemir, bir binada yangın anında sistemlerin çalışıp çalışmayacağını belirleyen unsurun, yıllar önce yapılan tercihler ve sonrasında gösterilen özen olduğunu ifade etti. Düzenli kontrol edilmeyen ve test edilmeyen sistemlerin, ihtiyaç anında işlevini yitirebileceğine dikkat çekti.

Uzmanlar, yangın güvenliğinin zorunlu bir harcama değil, yaşamı koruyan bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Düzenli bakım, periyodik testler ve doğru uygulamalar yangın riskini tamamen ortadan kaldırmasa da etkilerini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Tasarımdan işletmeye uzanan süreçte oluşabilecek herhangi bir ihmalin tüm sistemi işlevsiz hale getirebileceği belirtilirken, yangın güvenliğinin ertelenebilecek bir konu değil, her gün yeniden ele alınması gereken yaşamsal bir sorumluluk olduğu ifade edildi. (Kaynak: Masdaf)

Muhabir: HABER MERKEZİ