Ancak Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, sorunun yalnızca güvenlik eksikliğiyle açıklanamayacağını, asıl meselenin çocukların eğitim, korunma ve psikososyal destek haklarına erişememesi olduğunu vurguluyor. Vakıf tarafından yapılan değerlendirmede, yaşanan olayların münferit değil, yapısal sorunların bir sonucu olduğuna dikkat çekiliyor. Çocukların suçla ilişkilenmesinin; eğitimden kopuş, ekonomik zorluklar, ihmal ve istismar ile yetersiz psikososyal destek gibi birden fazla hak ihlalinin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı ifade ediliyor.

Veriler de bu tabloyu destekliyor. 2025 yılı adalet istatistiklerine göre çocukların fail olduğu “hayata karşı suçlar” tüm dosyalar içinde yalnızca yüzde 0,0074 oranında. Bu oran, ağır suçların çocuklar arasında son derece sınırlı olduğunu ortaya koyarken, bu vakaların kamuoyunda oluşturduğu etkinin çok daha büyük olduğuna işaret ediyor. Öte yandan eğitim sistemindeki destek mekanizmalarının yetersizliği dikkat çekiyor. Öğrencilerin yalnızca yüzde 18’inin rehber öğretmenlerle düzenli görüşebildiği belirtilirken, Türkiye genelinde bir rehber öğretmene ortalama 348 öğrenci düşüyor. Bu durum, risklerin erken tespit edilmesini ve çocukların zamanında desteklenmesini zorlaştırıyor.

Eğitimden kopuşun da önemli bir risk faktörü olduğu ortaya konuyor. Meclis Araştırma Komisyonu kapsamında yapılan çalışmalara göre, çocuk mahpusların yalnızca yüzde 28,7’si düzenli olarak okula devam ederken, yüzde 51,1’i okulu terk etmiş durumda. Aynı araştırmada çocukların yüzde 87,1’inin çalışmak zorunda kaldığı bilgisi yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verileri de 15–17 yaş grubunda işgücüne katılım oranının yüzde 24,9 seviyesinde olduğunu gösteriyor.

Uzmanlara göre okul, yalnızca akademik bir alan değil, aynı zamanda çocuklar için koruyucu bir mekanizma işlevi görüyor. Ancak mevcut sistemde rehberlik hizmetlerine ayrılan kaynakların sınırlı olması, bu koruyucu işlevin yeterince yerine getirilemediğini ortaya koyuyor. Vakıf, okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasına rağmen şiddet olaylarının devam etmesinin, çözümün yalnızca güvenlikten ibaret olmadığını gösterdiğini belirtiyor. Açıklamada, çocukların haklarına erişimini güçlendiren, onları destekleyen ve riskleri erken aşamada tespit eden bir yaklaşımın gerekli olduğu ifade ediliyor.

Çocuklarla yapılan görüşmelerde sıkça dile getirilen “Okula gitseydim…” ifadesi ise sorunun en çarpıcı boyutlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu söz, eğitimin ve sosyal destek mekanizmalarının çocukların hayatındaki belirleyici rolünü açıkça ortaya koyuyor. Uzmanlar, çocukların yaşadığı süreci “hak ihlali, korunamama, suça sürüklenme ve daha ağır ihlaller” şeklinde tanımlarken, bu döngü kırılmadıkça şiddet olaylarının azalmasının mümkün olmayacağına dikkat çekiyor.

Vakıf, çözüm için okul temelli sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi, rehber öğretmen sayısının artırılması, eğitimden kopan çocukların sistematik olarak izlenmesi ve çocuklara yönelik onarıcı adalet uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşımın, hem çocukların korunmasını sağlayacağı hem de uzun vadede toplumsal şiddetin önüne geçilmesine katkı sunacağı ifade ediliyor. (Kaynak: tcyov.org)

Muhabir: Haber Merkezi