Çocuğu okuldan eve geldiğinde ilk olarak “Sınavın nasıl geçti?” diye karşılayan, odasına girdiğinde “Dersini çalıştın mı?” diye soran, elinde telefon gördüğünde hemen uyaran pek çok anne baba aslında aynı şeyi istiyor: Çocuğunun gelecekte iyi bir hayat kurmasını.

Ancak iyi niyetle başlayan bu çaba bazen evin içinde sürekli tekrarlanan bir başarı baskısına dönüşebiliyor. Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı, “Akademik Başarıda Anne Baba Tutumları” başlığıyla Penguen Kitabevi’nde gerçekleştirilen söyleşide tam da bu noktaya dikkat çekti. Balcı, çocuğun geleceğini belirleyen becerilerin yalnızca testlerde verdiği doğru cevaplardan oluşmadığını, kendi sorununu çözebilmesi, sorumluluk alması, insanlarla iletişim kurabilmesi, karar verebilmesi ve karşılaştığı zorluklardan sonra yeniden ayağa kalkabilmesi de en az okul başarısı kadar önemli olduğunu söyledi.

Her Gün “Ders Çalış” Demek Çözüm Olmayabilir

Velilerin çocuklarla en sık karşı karşıya geldiği konuların başında ders çalışma meselesi geliyor. Balcı, sürekli tekrarlanan “ders çalış” uyarısının bir süre sonra etkisini kaybedebileceğine, hatta çocukta ters tepki oluşturabileceğine dikkat çekti. Bunu günlük hayattan bir örnekle anlatan Balcı, çalışmayan bir bulaşık makinesinin düğmesine tekrar tekrar basmanın makineyi çalıştırmayacağını hatırlatarak aynı durumun çocuklara sürekli aynı talimatı vermek için de geçerli olabileceğini söyledi. Buradaki çözümün baskının dozunu artırmak olmadığını belirten Balcı, ders çalışma alışkanlığının küçük yaşlarda oluşturulmasının daha önemli olduğunu ifade etti.

Baris Balci (2)-1Çantasını annesi hazırlıyorsa sorumluluğu kim öğreniyor?

Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri de anne babaların çocukları adına yaptıkları günlük işler oldu. Çocuğun yatağını toplamak, odasını düzenlemek, çantasını hazırlamak ya da kendi başına yapabileceği başka işleri sürekli onun yerine yapmak ilk bakışta yardım gibi görünebiliyor. Balcı ise bunun uzun vadede farklı bir sonucu olabileceğine işaret etti. Her ihtiyacı anne babası tarafından karşılanan çocuğun konfora alışabileceğini belirten Balcı, gerçek bir sorunla tek başına karşılaştığında çözüm üretmekte zorlanabileceğini söyledi. Bu nedenle yaşına uygun sorumlulukların çocuğa bırakılmasını isteyen Balcı, ailelere de çocuk bir işi ilk seferinde istedikleri kadar iyi yapamadığında hemen müdahale etmemeleri çağrısında bulundu.

Çünkü bazen öğrenmenin yolu, hata yapmaya da izin vermekten geçiyor.

Telefonu bırakmasını isteyen anne babanın telefonu elindeyse, Teknoloji konusu açıldığında ise mesele yalnızca çocukların ekran başında geçirdiği süre değil. Balcı, ebeveynlerin davranışlarının çocuklar üzerinde söyledikleri sözlerden daha etkili olabileceğine dikkat çekerek, “Çocuklar söylediklerinizi değil, gördüklerini yapar” mesajını verdi. Evde sürekli telefonla ilgilenen bir yetişkinin çocuğundan telefonu bırakmasını istemesi ya da kendisi hiç kitap okumayan bir ebeveynin çocuğundan düzenli kitap okumasını beklemesi bu açıdan çelişki oluşturabiliyor. Balcı’ya göre teknoloji kullanımında sınır bulunmalı ancak bu sınırlar yalnızca çocuğun uyması gereken yasaklara dönüşmemeli. Anne ve babanın aynı konuda birbirinden tamamen farklı kurallar koyması da çocuk açısından sınırların anlamını zayıflatabiliyor.

Çocukların hayatındaki küçük işler aslında o kadar küçük değil

Yatağını toplamak, okul çantasını hazırlamak, kişisel bakımını takip etmek ya da belirli saatlerde uyuyup kalkmak...

Günlük hayatın sıradan ayrıntıları gibi görünen bu alışkanlıkların çocukların kendi yaşamlarını yönetmeyi öğrenmesinde önemli olduğunu anlatan Balcı, aile içerisinde belirli bir düzen bulunmasının yararına dikkat çekti. Buradaki amaç çocuğun her hareketini kontrol eden bir ev düzeni kurmak değil; kendi sorumluluğunu zamanla yetişkin hatırlatmasına ihtiyaç duymadan yerine getirebilmesini sağlamak.

Leyla BalciHer çocuğun güçlü olduğu yer aynı değil

Bir başka önemli başlık ise ailelerin çocuklarını başka çocuklarla kıyaslaması oldu. Bir öğrencinin matematikte çok başarılı olması, diğerinin sporda, sanatta veya iletişim konusunda öne çıkmasını değersiz hale getirmiyor. Balcı, çocukların birbirinden farklı olduğunu “Her biri parmak izi gibi birbirinden ayrı ve biricik” sözleriyle anlattı. Bu nedenle okul notlarının çocuğun bütün kapasitesini gösteren bir karne olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Sosyal becerilerden problem çözmeye, duygusal zekadan öz yönetime ve karar verme becerisine kadar birçok özelliğin çocuğun ilerideki yaşamında karşılık bulacağını belirtti.

Anne baba ne tamamen yönetmeli ne tamamen kenara çekilmeli

Çocukların kendi kararlarını verebilmesi önemli ancak Balcı’ya göre bunun da bir dengesi bulunuyor. Özellikle spor, sanat ve farklı sosyal faaliyetlerle tanışma konusunda anne babaların çocuklarına seçenekler sunabileceğini belirten Balcı, bütün kararların küçük yaşlardan itibaren tamamen çocuğa bırakılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Ebeveynlerin yaşam deneyiminin burada rehberlik görevi görebileceğini söyleyen Balcı, çocuğun her istediğinin yerine getirilmesinin de sağlıklı bir yaklaşım olmadığını kaydetti.

“Kaya” olmak yerine gerektiğinde esneyebilmek

Aile içerisinde kural bulunması gerektiğini söyleyen Balcı'nın dikkat çektiği bir başka nokta ise bu kuralların değişmez duvarlara dönüşmemesi. Bunu “kaya” ve “saz” benzetmesiyle anlatan Balcı, anne babaların çocuklarının yaşına ve gelişimine göre gerektiğinde tutumlarını değiştirebilmesi gerektiğini söyledi. Çocuk büyürken ihtiyaçları, arkadaş çevresi, ilgi alanları ve karşılaştığı sorunlar da değişiyor. Dolayısıyla küçük yaşta işe yarayan bir ebeveyn yaklaşımı ergenlik döneminde aynı sonucu vermeyebiliyor.

Çocuğun en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri güvenli bir aile

Söyleşinin sonunda konu yeniden başarının ne olduğu sorusuna geldi. Balcı, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamanın tek başına yeterli olmadığını, sevildiğini ve desteklendiğini bilmenin de gelişimin önemli parçalarından olduğunu söyledi. Çocuğun ailesinin sevgisini aldığı nota bağlamaması gerektiğine dikkat çeken Balcı, koşulsuz sevginin önemini vurguladı.

Aile Danışmanı Leyla Balcı da programda kendi çocuklarını yetiştirirken edindikleri deneyimlerden söz etti. Leyla Balcı, ailelerin çocukları baskı altına almak yerine sevgi ve hoşgörü içerisinde yol göstermesinin önemine değindi. Barış Balcı ayrıca çocukların okul performansında fark edilmeyen görme sorunları gibi sağlık problemlerinin de etkili olabileceğini hatırlattı. Ailelere rutin sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri, gerekli görülen durumlarda ise aile hekimi veya ilgili hekim değerlendirmesine başvurmaları önerisinde bulundu. Söyleşi velilerin sorularının yanıtlanmasıyla tamamlandı. (Kaynak: denizlihaberci)

Muhabir: HABER MERKEZİ