Avrupa Birliği tarafından 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe alınan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde yeni bir dönemi başlattı. Demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi başta olmak üzere altı farklı sektörü kapsayan düzenleme, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve düzenli olarak raporlanmasını zorunlu hale getirdi. Üretim süreçleriyle sınırlı kalmayan bu denetim, tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarını da kapsayarak sanayide köklü bir dönüşüm ihtiyacını gündeme taşıdı.

Yeni düzenlemeyle birlikte sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan emisyonlar nedeniyle ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. SKDM’ye uyum sağlayamayan firmalarda oluşan karbon maliyetleri ürün fiyatlarına yansırken, bu durum Avrupa pazarında rekabet gücünün zayıflamasına yol açıyor. Uzmanlara göre karbon ayak izi düşük alternatiflere yönelen alıcılar, uyum sağlayamayan tesisler için doğrudan sipariş kaybı riskini de beraberinde getiriyor.

SKDM’nin en dikkat çeken etkilerinden biri ise sanayi kuruluşları üzerindeki yatırım ve modernizasyon baskısı oldu. Firmalar, enerji tüketimini azaltmak, verimsiz sistemleri yenilemek ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmek zorunda kalıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil, tesis genelindeki ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve tüm üretim prosesleri de denetim kapsamına alındı. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yarısının verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinden kaynaklandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümlerin önemi daha da artıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, SKDM’nin sanayi tesisleri için veriye dayalı, kapsamlı bir dönüşüm sürecini zorunlu kıldığını belirtti. Ünlü, düzenleme kapsamında doğrudan emisyonlar ile dolaylı emisyonların ayrı ayrı hesaplandığını vurgulayarak, yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonların yanı sıra elektrik ve ısı tüketiminden doğan emisyonların da raporlandığını ifade etti. Enerji kaynağına ilişkin detaylı raporlama zorunluluğunun sanayide güneş enerjisi yatırımlarını hızlandırdığını belirten Osman Ünlü, bu eğilimin elektrifikasyon sürecini güçlendirdiğini söyledi. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin sanayide daha etkin kullanılmasıyla birlikte, elektrikli ısıtıcı sistemlerine olan talebin de ciddi biçimde arttığına dikkat çekti.

Ünlü, Çukurova Isı’nın bu dönüşüm sürecine katkı sunduğunu belirterek, Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı sisteminin özel reflektör ve halojen ampul teknolojisi sayesinde yüksek verim sağladığını ifade etti. Bu sistemlerin, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı maliyetleri de önemli ölçüde azalttığını dile getirdi. Uzmanlara göre SKDM, yalnızca çevresel bir düzenleme değil, aynı zamanda sanayi için yeni bir rekabet kriteri olarak öne çıkıyor. Enerji ve ısıtma sistemlerinde yapılacak verimlilik odaklı yatırımlar, önümüzdeki dönemde hem ihracatın sürdürülebilirliği hem de sanayinin Avrupa pazarındaki konumu açısından belirleyici olacak.

Muhabir: HABER MERKEZİ