(ÖZEL HABER) - Türk Amerikan Dernekleri Meclisi (ATAA), “Uluslararası Çok Taraflılık ve Barış İçin Diplomasi Günü” kapsamında dikkat çeken bir uluslararası etkinliğe hazırlanıyor. 5 Nisan 2026 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirilecek seminerde, Türk mutfağının en köklü unsurlarından biri olan yoğurt, tarihsel, kültürel ve bilimsel yönleriyle ele alınacak.

“Yoğurt: Türk Gelenek ve Kimliğinin Yaşayan Somut Olmayan Kültürel Mirası” başlığıyla düzenlenecek programda, yoğurdun yalnızca bir besin değil, aynı zamanda Türk kültürünün taşıyıcı unsurlarından biri olduğu vurgulanacak. Etkinlikte, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan göç yolları boyunca yoğurdun nasıl geliştiği, farklı coğrafyalara nasıl yayıldığı ve bugün küresel bir gıda haline nasıl geldiği detaylarıyla aktarılacak.

Seminerin öne çıkan isimlerinden biri ise Uşaklı Türk Gastronomi Araştırmacısı ve Yazar Süleyman Dilsiz olacak. Dilsiz, yoğurdu sadece bir yiyecek olarak değil; göç, kültürel adaptasyon ve toplumsal hafızanın bir yansıması olarak ele alan yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Anadolu mutfak kültürüne yönelik çalışmalarıyla bilinen Dilsiz, yoğurdun Orta Asya bozkırlarından başlayarak Anadolu’ya ve oradan dünya mutfaklarına uzanan serüvenini tarihsel bağlamı içinde değerlendirecek.

Yoğurdun kökenine dair bilgiler de seminerin önemli başlıkları arasında yer alıyor. “Yoğurt” kelimesinin Türkçe “yoğurtmak” fiilinden türediği, yani “koyulaştırmak” anlamına geldiği hatırlatılırken, bu ürünün MÖ 6000’li yıllardan itibaren Orta Asya’daki Türk toplulukları tarafından üretildiği ifade ediliyor. Göçebe yaşam koşullarında sütü uzun süre muhafaza etme ihtiyacı, yoğurdun ortaya çıkmasında belirleyici rol oynadı.

YogurtZamanla Selçuklular aracılığıyla Anadolu’ya taşınan yoğurt, Osmanlı döneminde Balkanlar’a yayılarak geniş bir coğrafyada mutfak kültürünün vazgeçilmez parçası haline geldi. Hatta tarihsel kayıtlara göre Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı I. Francis’e sağlık amacıyla yoğurt göndermesi, bu ürünün Avrupa’ya tanıtılmasında önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

Seminerde ayrıca “yemek diplomasisi” kavramı da geniş şekilde ele alınacak. Uzmanlara göre yemekler, toplumlar arasında iletişimi güçlendiren, ortak paydalar oluşturan ve kültürel yakınlaşmayı sağlayan önemli araçlardan biri. Yoğurt da bu bağlamda, farklı kültürleri bir araya getiren güçlü bir sembol olarak öne çıkıyor. Program kapsamında Dr. Gizem Kılıç, yoğurdun tarihsel süreçteki kullanım alanları ve sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel değerlendirmelerde bulunacak. Yoğurdun geçmişte Avrupa’da ilaç olarak kabul edilip eczanelerde satıldığına dair bilgiler de katılımcılarla paylaşılacak.

Etkinlikte ayrıca genç katılımcıların yer alacağı bir bölüm de bulunuyor. Bu bölümde yoğurdun halk hikâyelerindeki yeri, kültürel aktarımı ve bireysel deneyimler üzerinden değerlendirmeler yapılacak. Böylece yoğurdun yalnızca tarihsel değil, güncel kültürel yaşam içindeki yeri de ortaya konacak. Uzmanlar, yoğurdun günümüzde de sağlıklı beslenme, sürdürülebilir gıda üretimi ve kültürel mirasın korunması açısından önemini koruduğunu vurgularken, bu kadim ürünün farklı coğrafyalarda farklı yorumlarla yaşamaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Ayran gibi geleneksel içeceklerden modern ürün çeşitlerine kadar uzanan geniş kullanım alanı, yoğurdun evrensel bir gıda haline geldiğini ortaya koyuyor.

ATAA tarafından düzenlenen bu uluslararası seminerin, Türk mutfak kültürünün dünyaya tanıtılması ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir katkı sağlaması bekleniyor. Özellikle Uşaklı gastrolog Süleyman Dilsiz’in katılımı, yerel değerlerin küresel platformda temsil edilmesi açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Muhabir: Yavuz Kuşdemir