Uşak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kent Belleği Projesi Sorumlusu Ömer Aşcı, 7 Ağustos 1922 tarihinde Tetkik-i Mezalim Heyeti üyesi ve Vakit Gazetesi sahibi yazar Mehmet Asım (Us) Bey’in hatıralarına dayanarak, Yunan Küçük Asya Ordusu'nun 27 Ağustos 1922’de Uşak’ta gerçekleştirdiği katliam ve yangınları anlattı. Asım Bey, o dönemde Yunan mezalimine tanıklık edenlerden biriydi ve bu olayların şiddeti, soykırım ve tahribat boyutları detaylı bir şekilde kaydedildi.

Yunan Katliamı ve Uşak’ta Yangınlar

Mehmet Asım Bey'in anılarında, Yunan ordusunun, özellikle Ege Bölgesi’nde gerçekleştirdiği tahribat ve katliamlar arasında Uşak’ın çok kritik bir yer tuttuğu ifade edilmektedir. 27 Ağustos 1922’de başlayan yangınlar ve katliamlar, 6 Eylül 1922’de Manisa’da son bulmuştur. Uşak, bu dönemde sadece fiziki anlamda değil, insanlık tarihi açısından da büyük bir yıkım ve trajediye sahne olmuştur.

Tahribatın Hızla Yayılması

Yunan ordusunun Uşak’taki tahribatı, diğer bölgelere göre çok daha şiddetli olmuştur. Afyonkarahisar ile Uşak arasında yangın tahribatı daha sınırlıyken, Uşak’tan İzmir’e kadar olan bölge tamamen tahrip edilmiştir. Bu tahribat, kasaba halkı için felaket olmuştur. Asım Bey’in ifadelerine göre, bu bölgedeki şehirler, kasabalar ve köyler sistematik şekilde yakılmış ve insanlar öldürülmüştür.

Uşak’ta Yangınlar Başlıyor

Yangınlar, kasabalar ve köyler yakılmadan önce, Yunan ordusu tarafından kasaba halkının taşınabilir tüm eşyalarına el konulmuştur. Yunanlılar, halkı evlerinden çıkararak, mal varlıklarını toplamak için zaman kaybetmeden harekete geçmişlerdir. Birçok kişi, evlerini terk etmek zorunda kalmış, fakat aynı zamanda çıkan yangınlar nedeniyle dışarıda katledilmişlerdir. Özellikle Uşak'ta, yerel halkın kurtulma çabaları boşa gitmiş ve yangınlar hızla büyümüştür.

Yunanlılar, kasabayı yakarken bir yandan da yangını söndürmeye çalışan halkı katletmiş, halkın yardım çabaları engellenmiştir. Yangının söndürülmesinin önüne geçmek için, belediyenin tulumbaları kesilmiş ve yangına müdahale edilmeleri engellenmiştir. Diğer taraftan, halk yangın söndürmeye çalışırken, askeri personel ve sivil suçlular tarafından öldürülmüştür. Bu durum, halkın korku içinde yaşamalarına yol açmış ve büyük bir travma oluşturmuştur.

İstasyon Caddesi’nde Patlayan Cephanelik

Uşak’ta, İstasyon Caddesi üzerinde bulunan camiye ateş verildiğinde, patlayan cephanelik sonucu 450 esir yaşamını yitirmiştir. Yangın sonucunda, o bölgede yapılan araştırmalarda, birçok yanmış insan kemiği bulunmuştur. Bu dram, Yunan ordusunun acımasızlığını ve halkı hedef alan zulmünü gözler önüne sermektedir. Uşak halkının ifadelerine göre, Midillili Nuri adında bir kişi, Yunanlıların esirleri kurtarmayacaklarını, ancak kendisinin kurtulabileceğini söylemiş, bu da Yunanlıların kendi çıkarları için hareket ettiklerini ortaya koymaktadır.

Yunanlıların Soygunu ve Rehin Alma

Yunanlılar, kasabayı terk ederken, evlerdeki tüm taşınabilir malları, özellikle değerli eşya ve hayvanları toplamışlardır. Bu malları kendi araçlarına yükleyerek, adeta bir yağma yapmışlardır. Uşak’taki halk, hayvanlarını çok düşük fiyatlarla satmaya çalışmış, ancak düşman kuvvetlerinin mağlubiyeti ve halk arasındaki kaos nedeniyle alıcı bulamamıştır. Ayrıca, bazı yerlerde gasp edilen eşyaların taşınması için Yunan ordusunun resmi otomobilleri kullanılmıştır.

Yunan ordusu, özellikle Gayrimüslim nüfusun, yani Ermeni ve Rum halkının, kasabadan çıkarılacağı ve başka yerlerde yerleştirileceği vaadiyle halkı kandırmış ve onları evlerini terk etmeye zorlamıştır. Ancak bu, tamamen bir aldatmaca olmuştur ve çoğu Gayrimüslim halk, zorla evlerini terk etmeye zorlanmış, İzmir’e doğru sürgün edilmiştir. Uşak’ta, 12.000 hanelik kasabada yaklaşık 200 hane Ermeni nüfusu vardı. Bu insanlar, Yunanlıların zulmü sonucu büyük acılar çekmiş ve sürgün edilmiştir.

Uşak Protokolünden Jandarma Karakolu’na Bayram Ziyareti Uşak Protokolünden Jandarma Karakolu’na Bayram Ziyareti

Rehin Alınan Sivil Nüfus ve Esirler

Yunan ordusu, köy ve kasabalardan sivil halkı alarak, onları rehin almış ve yola çıkarmıştır. Sivil nüfus, Yunan askerlerinin süngüleri altında perişan bir halde yürütülmüş, İzmir’e doğru götürülmüştür. Birçok kişi, yolda terk edilmiş ve İzmir’e varamadan ölmüştür. Yunanlılar, İzmir’i tahliye ederken, ellerindeki esirleri de terk etmiş, özellikle Manisa, Kasaba, Alaşehir ve Uşak’tan alınan esirlerin sayısı binlerle ifade edilmiştir.

44.000 Rehin ve Katliamın Sonuçları

Yunan memurlarının ifadesine göre, 1922’de Yunanistan’a sevk edilen sivil esir sayısının 44.000’i bulduğu belirtilmektedir. Bunun dışında, çok sayıda kadın, çocuk, yaşlı ve hasta da rehin alınarak sürgün edilmiştir. Ancak, Yunanlılar, bu sürgünü yaparken çok sayıda esiri yolda terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu, Yunan ordusunun İzmirlilere ve diğer bölgelere yaptığı zulmün boyutlarını gözler önüne sererken hem askeri hem de sivil nüfusun nasıl acımasızca mağdur edildiğini göstermektedir.

Muhabir: Gülcan Aydoğdulu