Şendoğan, böbrek taşının idrardaki kristallerin birleşerek sert kitleler oluşturması sonucu ortaya çıkan, şiddetli ağrılara ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açan bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Op. Dr. Şendoğan’a göre böbrek taşı hastalığının temelinde çoğu zaman değiştirilemeyen genetik faktörler yer alsa da, günlük yaşamda yapılacak bilinçli tercihlerle taş oluşum riskini önemli ölçüde azaltmak mümkün. Beslenme alışkanlıkları, sıvı tüketimi ve yaşam tarzı bu noktada belirleyici rol oynuyor.
Genetik yatkınlık riski artırıyor
Böbrek taşı oluşumunda genetik faktörler ile çevresel etkenlerin birlikte etkili olduğunu belirten Şendoğan, özellikle birinci derece akrabalarında böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Genetik mirasın değiştirilemeyeceğini ancak bu yatkınlığı tetikleyen çevresel faktörlerin kontrol altına alınabileceğini ifade etti.
Yeterli sıvı alımı temel koruyucu unsur
Taş oluşumunu önlemede en kritik unsurun sıvı tüketimi olduğunun altını çizen Şendoğan, idrarın ne kadar seyrelirse kristallerin birleşerek taş oluşturma ihtimalinin o kadar azaldığını dile getirdi. Gün içinde yalnızca su içmenin değil, toplamda en az 2–2,5 litre idrar çıkışını sağlayacak düzeyde sıvı alımının hedeflenmesi gerektiğini belirtti.
Beslenmede doğru bilinen yanlışlara dikkat
Böbrek taşı hastalarında beslenme düzeninin, taşın tekrarını önlemede kilit rol oynadığını ifade eden Şendoğan, sebze ve meyve ağırlıklı Akdeniz tipi beslenmenin böbrek sağlığı için ideal olduğunu söyledi. Aşırı tuz tüketiminin idrarda kalsiyum atılımını artırarak taş riskini yükselttiğini belirten Şendoğan, tuzun mutlaka sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Hayvansal protein tüketiminin tamamen kesilmemesi ancak aşırıya kaçılmaması gerektiğini ifade eden Şendoğan, “Taşım var diye süt ve süt ürünlerini tamamen bırakmak doğru değil. Aksine, kalsiyumun yetersiz alınması bazı taş türlerinin oluşum riskini artırabilir. Kalsiyum içeren besinler normal düzeylerde tüketilmelidir” dedi.
Hareketli yaşam böbrek sağlığını destekliyor
Hareketsiz yaşam tarzının metabolizmayı yavaşlatarak taş oluşumunu kolaylaştırabildiğine dikkat çeken Şendoğan, düzenli fiziksel aktivitenin hem genel sağlık hem de böbrek fonksiyonları açısından önemli katkı sağladığını ifade etti. Günlük yaşamda hareketliliğin artırılmasının, böbrek taşı riskini azaltmada etkili bir adım olduğunu sözlerine ekledi. (Kaynak: Medicana)





