(ÖZEL HABER) - Uşak'ta futbol konuşulduğunda kuşaklar boyunca unutulmayan bazı isimler vardır. O isimlerden biri de hiç kuşkusuz Adil Eriç'tir. Uşakspor'un kalesinde gösterdiği üstün performansla dikkat çeken Eriç, sarı-lacivertli formaya uzanan hikayesiyle kentin spor hafızasında özel bir yer edinmeye devam ediyor. Bugün hala Uşaklı futbolseverlerin dilinde dolaşan başarı öyküsü, Eskişehir'de başlayan ve Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birine uzanan azmin, disiplinin ve yeteneğin hikayesi olarak anlatılıyor. 
Eskişehir'den Uşakspor'a Uzanan Yol
1952 yılında Eskişehir'de dünyaya gelen Adil Eriç, futbola amatör lig ekiplerinden Toprakspor'da başladı. Uzun boyu, güçlü fiziği ve çalışkanlığıyla kısa sürede dikkat çeken genç kaleci, başarılı performansıyla çevresinde adından söz ettirmeye başladı. O dönem Uşakspor'un kaleci arayışında olan yöneticileri, Eskişehir'de forma giyen genç yeteneği yakından takip etti. Daha önce aynı şehirden kaleci Rasim Kara'yı transfer eden Uşakspor yönetimi, bu kez rotasını Adil Eriç'e çevirdi. Henüz 20 yaşındayken Uşakspor'a transfer edilen Adil Eriç, kariyerinin en önemli çıkışını burada yaptı. 
Uşakspor'un Kalesinde Devleşti
Uşakspor'da dönemin önemli futbol adamlarından ve "kaleci fabrikası" olarak anılan Efe Tahir Topaloğlu'nun gözetiminde çalışan genç file bekçisi, kısa sürede takımın vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi. Refleksleri, hava toplarındaki hakimiyeti ve kritik kurtarışlarıyla dikkat çeken Adil Eriç, Uşakspor taraftarının sevgilisi oldu. Özellikle İzmir deplasmanında sergilediği performans, kariyerinin dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. 
Milli Takım Kapısı Uşak'ta Açıldı
Uşakspor'un oynadığı karşılaşmaları takip eden dönemin A Milli Takım Teknik Direktörü Coşkun Özarı, genç kalecinin performansından etkilenerek onu milli takım kadrosuna davet etti. İsviçre maçı öncesinde milli formayı giyme fırsatı bulan Adil Eriç, bir anda Türkiye futbol kamuoyunun dikkatini çekti. Milli takım tecrübesinin ardından Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe başta olmak üzere birçok büyük kulübün transfer listesine girdi. 
Fenerbahçe Transferi Uşak'ta Ses Getirdi
1973 yılında oynanan Uşakspor-Sivasspor karşılaşması, Adil Eriç'in kariyerinde yeni bir sayfa açtı. Dönemin Fenerbahçe teknik direktörü, dünyaca ünlü Brezilyalı futbol adamı Pereira Didi'nin raporu doğrultusunda sarı-lacivertli yöneticiler genç kaleciyi izlemek için Uşak'a geldi. Karşılaşmada yaptığı kurtarışlarla adeta kaleyi kapatan Adil Eriç, Fenerbahçe'nin transfer kararını kesinleştirdi.
2 Temmuz 1973 tarihinde gerçekleşen transferle Adil Eriç, Fenerbahçe formasını giymeye başladı. Transfer sonucunda Uşakspor kasasına 500 bin lira gelir girerken, Adil Eriç de dönemin şartlarında önemli bir rakam olan 225 bin lira kazandı. 
Şampiyonluklar ve Kupalarla Dolu Kariyer
Fenerbahçe'de Cemil Turan, Alpaslan Eratlı ve Osman Arpacıoğlu gibi dönemin yıldız isimleriyle birlikte forma giyen Adil Eriç, iki lig şampiyonluğu yaşadı. Daha sonra MKE Ankaragücü'ne transfer olan başarılı kaleci, burada da önemli başarılara imza attı. Ankaragücü kaptanı olarak Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kaldıran Eriç, Türk futbolunun unutulmaz kalecileri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.
Yıllar Sonra Uşakspor'a Teknik Direktör Olarak Döndü
Futbolculuk kariyerinin ardından teknik adamlık görevine başlayan Adil Eriç, 1993-1994 sezonunda bu kez teknik direktör olarak Uşakspor'a geri döndü. Kendisinin yetişmesinde büyük emeği bulunan Efe Tahir Topaloğlu ile yıllar sonra yeniden aynı kulüpte buluşan Eriç'in o günlerde duygusal anlar yaşadığı anlatılıyor. Uşakspor'un ardından Ankaragücü, Eskişehirspor ve Trabzonspor gibi önemli kulüplerde antrenör ve kaleci antrenörü olarak görev yaptı.
Uşak Futbol Tarihinin Özel İsimlerinden Biri
Bugün Ankara'da yaşamını sürdüren Adil Eriç, yalnızca Fenerbahçe'ye transfer olan başarılı bir kaleci olarak değil, Uşakspor'un Türk futboluna kazandırdığı en önemli isimlerden biri olarak anılıyor. Uşak futbol tarihine adını altın harflerle yazdıran Adil Eriç'in hikayesi, genç sporcular için hala ilham veren bir başarı öyküsü olmayı sürdürüyor.




