1940 doğumlu olan İsmail Karcıgil’in ailesinin geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanan karcılık mesleğiyle tanınıyor. Soyadı Kanunu döneminde aileye “Karcıgil” soyadının verilmesi de yıllarca yaptıkları meslekten geliyor. Uşak’ta onları tanıyanların “Karcı Araplar” sülalesi olarak bildiği aile, nesiller boyunca kar kuyularından çıkardıkları karları şehre taşıyarak geçimini sağladı. Bağbaşı Köyü’nde yaşamını sürdüren İsmail Karcıgil, eski Uşak yazlarını, kar kuyularını, kar şerbetlerini ve karla yapılan dondurmaları anlatarak adeta geçmişin kapısını araladı.
İsmail Karcıgil, ailelerinin uzun yıllar boyunca Bağbaşı, Yaşamışlar ve Alşat bölgelerindeki kar kuyularını işlettiğini belirterek, “Dedem, babam, ben ve kardeşim hep karcılıkla uğraştık. Osmanlı döneminden kalma kar kuyularımızın tapuları bile vardı” dedi.
Kar kuyularının metrelerce derinlikte taş örme tekniğiyle yapıldığını anlatan Karcıgil, kış aylarında karların büyük bir emekle kuyulara doldurulduğunu söyledi. Şubat ayında başlayan çalışmalarda onlarca kişinin karları sürükleyerek kuyulara taşıdığını belirten Karcıgil, kuyuların içindeki işçilerin ise karları çiğneyerek sıkıştırdığını anlattı. Karcıgil, “Kar ne kadar sıkıştırılırsa o kadar sağlam olurdu. Kuyular tamamen dolunca üzerlerini çam dallarıyla örterdik. O kar bazen yıllarca erimeden kalırdı” ifadelerini kullandı.
Uşak’ta buzdolabının olmadığı dönemlerde karın büyük ihtiyaç olduğunu söyleyen Karcıgil, lokantacılardan kahvehanelere kadar birçok esnafın kar kullandığını anlattı. Özellikle yaz aylarında limonata ve vişne suyunun karla soğutularak servis edildiğini belirten Karcıgil, kasapların da etlerini koruyabilmek için kar satın aldığını söyledi. Eski Uşak’ta dondurmacılığın da karcılıkla iç içe olduğunu ifade eden Karcıgil, gece yarısından sabaha kadar ayakla çevrilen kazanlarda dondurma yaptıklarını anlattı. Hazırlanan dondurmaların daha sonra Dumlu, Banaz, Sivaslı, Ulubey ve Eşme pazarlarında satıldığını söyledi.
İsmail Karcıgil, teknolojinin gelişmesiyle birlikte karcılık mesleğinin de sona erdiğini belirterek, “1981’de buzdolapları yaygınlaşınca karcılığa ihtiyaç kalmadı. Dondurma makineleri çıktı, şerbetlerin yerini fabrikasyon içecekler aldı. Biz de kar kuyularına artık kar doldurmadık” dedi.
Karcılığı bıraktıktan sonra Ulu Camii çevresindeki dükkânlarında pastacılık yapmaya başladıklarını anlatan Karcıgil, geleneksel yöntemlerle yapılan dondurmanın zamanla modern makinelerle üretildiğini söyledi. Uşak Belediyesi Kent Tarihi Müzesi Sorumlusu Arkeolog Cengiz Doğan tarafından hazırlanan “Son Ustalar” serisiyle birlikte, Uşak’ın kaybolmaya yüz tutan meslekleri ve hafızalarda kalan yaşam kültürü kayıt altına alınmaya devam ediyor.



