(ÖZEL HABER) - Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur’un dikkat çektiği tahrip edilmiş trenler, 1922’de işgalden kurtuluşa uzanan günlerin hafızasında yer alan ayrıntılardan biri olarak öne çıkıyor. Uşak tarihinin en ağır dönemlerinden biri 29 Ağustos 1920’de başladı. Yunan birliklerinin kenti işgal etmesiyle başlayan süreç yaklaşık iki yıl sürdü. Uşak Valiliğinin kent tarihine ilişkin kayıtlarında da Uşak’ın 29 Ağustos 1920’de işgal edildiği ve iki yıl iki gün işgal altında kaldığı belirtiliyor.

Aradan geçen iki yılın ardından savaşın yönünü değiştiren gelişme 26 Ağustos 1922 sabahı başladı. Türk ordusunun Büyük Taarruz’u başlatmasıyla Yunan savunma hatları kısa sürede çözüldü. 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’ndeki kesin sonuçtan sonra Türk ordusunun ileri harekatı Batı Anadolu’ya yayıldı. Milli Savunma Bakanlığının askeri tarih kayıtlarına göre 1 Eylül’de başlayan takip harekatında 1. Ordu, Uşak-İzmir istikametinde çekilen Franko Grubu’nun peşine düştü.
Uşak’a Doğru Büyük Geri Çekilme
30 Ağustos’taki yenilginin ardından Yunan birliklerinin bir bölümü Uşak yönüne çekildi. Böylece Uşak ve çevresi, Büyük Taarruz’un yalnızca geçiş noktalarından biri değil, takip harekatının önemli sahalarından biri haline geldi. Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, o günlerden kalan dikkat çekici ayrıntılardan birinin demiryolu hattında yaşanan tahribat olduğunu aktardı.
Dur’un verdiği bilgilere göre geri çekilen Yunan birlikleri, Türk ordusunun ilerleyişi sırasında kullanılmasını güçleştirmek amacıyla ulaşım ve ikmal imkanlarını tahrip etti. Demiryolu hattında geride kalan hasarlı tren ve vagonlar da geri çekilmenin Uşak’taki izleri arasında yer aldı. O dönemde demiryolu, asker ve malzeme taşınmasında stratejik öneme sahipti. Bu nedenle Büyük Taarruz sonrasında başlayan hızlı geri çekilme sırasında demiryolu güzergâhları da savaşın doğrudan etkilediği alanlardan biri oldu.
Türk Ordusu Uşak Kapılarına Dayandı
Uşak çevresindeki çatışmalar 31 Ağustos ve 1 Eylül günlerinde yoğunlaştı. Yunan birlikleri Türk ordusunun takibi karşısında Uşak’ın doğusunda yeniden savunma hattı oluşturmaya çalıştı. Resmi kültür kayıtlarına göre General Franko’nun birlikleri 1 Eylül 1922’de Uşak çevresindeki Kapaklar-Kusura Deresi-Elma Dağı hattında tutunmaya çalıştı. Ancak Türk birliklerinin ilerleyişi karşısında bu hat da çözüldü. Türk kuvvetleri Uşak Ovası üzerinden şehre ilerlerken kentte yangınlar bulunuyordu. Uşak böylece iki yılı aşan işgalin son saatlerini yaşamaya başladı.
Kentte bugün 1 Eylül, Uşak’ın düşman işgalinden kurtuluş günü olarak anılıyor. Uşak Valiliği kayıtları da kentin 1 Eylül 1922’de işgalden kurtulduğunu belirtiyor. Döneme ilişkin bazı ayrıntılı tarih kayıtlarında ise Türk birliklerinin 1 Eylül’de şehre girdiği, çevredeki askeri hareketliliğin 2 Eylül’de de devam ettiği görülüyor.

Uşak yalnızca kurtarılmadı, savaşın en önemli teslimlerinden birine de sahne oldu
Büyük Taarruz’un Uşak açısından taşıdığı tarihi önem şehrin kurtuluşuyla sınırlı kalmadı. 30 Ağustos yenilgisinin ardından çekilen Yunan kuvvetlerinin önemli bir bölümü Uşak çevresinde kuşatıldı. General Nikolaos Trikopis’in de aralarında bulunduğu Yunan komuta kademesinin bulunduğu birlikler Murat Dağı ve Uşak çevresine yöneldi.
Türkiye Kültür Portalı kayıtlarında, Trikopis’in bulunduğu grubun Dumlu, Büyükoturak ve Banaz üzerinden Uşak istikametine çekildiği, 2 Eylül’de Aşağıkaracahisar ve Göğem çevresindeki gelişmelerin ardından teslim sürecinin başladığı aktarılıyor. Bu gelişme, Büyük Taarruz’un Uşak topraklarında bıraktığı en önemli tarihi olaylardan biri oldu.
Mustafa Kemal Paşa da Uşak’a geldi
Türk ordusunun ilerleyişinin ardından Uşak, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın da güzergahında yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 1922 kronolojisine göre Mustafa Kemal Paşa, 3 Eylül 1922’de Dumlupınar’dan Uşak’a geldi. Türk ordusu ise Uşak’tan batıya doğru ilerlemeyi sürdürdü ve harekat 9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşuna ulaştı. Böylece birkaç gün önce işgal kuvvetlerinin geri çekildiği Uşak, bu kez Anadolu’yu işgalden kurtarmak için İzmir’e ilerleyen Türk ordusunun güzergahındaki şehirlerden biri haline geldi.
Raylarda Kalan Savaşın İzleri
Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur’un gündeme taşıdığı tahrip edilmiş trenler de bu büyük askeri hareketliliğin Uşak’ta bıraktığı izlerden biri olarak dikkat çekti. İki yıl boyunca işgal altında kalan kentte savaş yalnızca cephede yaşanmadı. Ulaşım yolları, köyler, yapılar ve demiryolu hattı da o günlerin izlerini taşıdı. 29 Ağustos 1920’de başlayan işgal, Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusunun Uşak’a ulaşmasıyla sona erdi. Ardından Türk birlikleri durmadı, İzmir yönünde çekilen Yunan kuvvetlerini takip etmeyi sürdürdü.
Uşak demiryolunda geride kalan tahrip edilmiş tren ve vagon görüntüleri ise bugün, işgalden kurtuluşa uzanan o birkaç günün sessiz tanıkları olarak kent tarihindeki yerini koruyor.




