Estetik tıpta yenileyici tedavilere olan ilgi artarken, son dönemde eksozomlar bilimsel ve klinik çevrelerin odağına yerleşti. Hücreler arası iletişimi sağlayan bu mikroskobik yapılar, cilt gençleştirme ve doku onarımı alanında klasik yöntemlerin ötesine geçen bir potansiyel sunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, eksozomların estetik tıpta yüzeysel değil, hücresel düzeyde etkiler oluşturduğunu vurguluyorEksozomların çalışma prensibini bir lojistik ağına benzeten Prof. Dr. Karacalar, hücrelerin işlevsel talimatlarını bu biyolojik kuryeler aracılığıyla ilettiğini belirtiyor. Proteinler, RNA’lar, lipitler ve çeşitli biyomoleküller içeren eksozomlar; kan ve lenf sistemi üzerinden hedef hücrelere ulaşıyor. Bu iletimin rastgele olmadığını ifade eden Karacalar, eksozomların doğrudan hedef hücreyi aktive ettiğini ve örneğin fibroblastlara ulaştığında kolajen üretimini artırabildiğini aktarıyor.
Kamuoyunda yaygın olarak bilinen PRP tedavisi ile eksozom uygulamaları arasındaki farklara da değinen Karacalar, iki yöntemin biyolojik etkilerinin farklı düzlemlerde gerçekleştiğini dile getiriyor. PRP’nin trombositler ve büyüme faktörleri yoluyla dokuyu geçici olarak uyardığını hatırlatan Karacalar, eksozomların ise genetik düzeyde hücresel iletişimi etkileyebildiğini belirtiyor. Bu yönüyle eksozomlar, doku yenilenmesini daha derin ve kalıcı bir zemine taşıyabiliyor.
Prof. Dr. Karacalar, PRP ve eksozom tedavilerinin birbirine alternatif değil, doğru planlandığında tamamlayıcı yöntemler olabileceğine dikkat çekiyor. Kombine ya da ardışık uygulamaların sinerjik bir etki oluşturabileceği öngörülüyor. Ayrıca estetik cerrahide sık kullanılan yağ enjeksiyonlarında, eksozomların dokuya tutunma oranını artırdığına dair bilimsel verilerin bulunduğu ifade ediliyor.
Eksozomların özellikle kişinin kendi biyolojik materyalinden elde edilmesinin güvenlik açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirten Karacalar, bu tedavilerin “mucize” olarak sunulmaması gerektiğinin altını çiziyor. Başarının ancak bilimsel veriler ışığında, doğru hasta seçimi ve uygun endikasyonlarla mümkün olabileceğini vurgulayan Karacalar, eksozomların estetik tıpta güçlü ama dikkatle kullanılması gereken bir araç olduğunu ifade ediyor.





