Türkiye’de orman yangınlarının büyük bölümü insan kaynaklı nedenlerle meydana gelirken, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yangınlarla mücadelede yalnızca uçak ve helikopter sayısına odaklanmanın yeterli olmadığını söyledi. Tolunay, yangın çıktıktan sonraki müdahale yerine yangın öncesinde riskleri azaltan bir modele geçilmesi gerektiğini belirterek, yangın sonrası restorasyonda da “doğadan kopya çekilmesi” gerektiğini ifade etti.

Orman Genel Müdürlüğünün 2025 verilerine göre ülkede meydana gelen orman yangınlarının yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kaza, yüzde 4’ü kasıt, yüzde 9’u yıldırım kaynaklı gerçekleşti. Yangınların yüzde 32’sinin çıkış nedeni ise belirlenemedi. OGM, Türkiye’deki orman yangınlarının yaklaşık yüzde 90’ının insan kaynaklı nedenlerle ortaya çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin toplam orman alanı ise yaklaşık 23,4 milyon hektar seviyesinde bulunuyor.

2026’da 28 Uçak ve 119 Helikopter Görevde

Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede kullandığı hava ve kara kapasitesi de 2026 yılında artırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı verilere göre yangınlarla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracı görevlendirildi. Hava araçlarının toplam su atma kapasitesi 462 tona çıkarıldı. Kara gücünde ise 1.953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı ve 878 iş makinesi görev yapıyor. Ancak orman ekolojisi ve iklim değişikliği alanında çalışan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a göre yangınlarla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra kullanılacak araçların sayısıyla değerlendirilmemeli. SosyalUp’ın YouTube kanalında yayımlanan Yaşam Hasadı programına katılan Tolunay, yangınlara ilişkin kriz yönetiminden risk yönetimine geçilmesi gerektiğini söyledi.

Sıfır Yangın Hedefi Gerçekçi Değil

Tolunay, özellikle Ege ve Akdeniz’de orman yangınlarının tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflemenin ekolojik açıdan gerçekçi olmadığını belirtti. Akdeniz coğrafyasındaki yangınların doğal süreçlerin de bir parçası olduğunu ifade eden Tolunay’a göre temel amaç, yangınların hiç çıkmamasından ziyade yangın sayısını ve yangınların oluşturduğu zararı mümkün olan en düşük seviyeye indirmek olmalı.

Orman Kendi Kendine Tutuşmaz

Orman yangınları sonrasında sık sık gündeme gelen kızılçam tartışmasına da değinen Tolunay, kızılçamların kolay yandığı gerekçesiyle bu türün kaldırılıp yerine farklı ağaçların dikilmesi düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Tolunay, kızılçam ve maki bitki örtüsünün Akdeniz ikliminin doğal bir parçası olduğunu ve yangına karşı belirli uyum mekanizmaları geliştirdiğini anlattı. Yangından sonra maki bitki örtüsündeki bazı çalı ve ağaççıkların köklerinin zarar görmemesi halinde kısa sürede yeniden sürgün verebildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tolunay’ın değerlendirmeleri, kızılçam ve maki örtüsünün yangın sonrasındaki doğal yenilenme kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor.

Doğadan Kopya Çekmek Gerekiyor

Tolunay’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de yangın sonrasında hangi ağaç türlerinin kullanılacağı oldu. Karadeniz’e özgü nemli iklim türlerinin yangına daha dayanıklı oldukları düşüncesiyle Ege ve Akdeniz’e taşınmasının çözüm olmadığını söyleyen Tolunay, bu türlerin farklı iklim koşulları nedeniyle bölgede uzun süre yaşayamayabileceğini belirtti. Tolunay, yangın sonrası restorasyonda doğal ekosistemin örnek alınması gerektiğini belirterek, “Mutlaka doğayı temel almak gerekiyor. Doğadan kopya çekmek gerekiyor” dedi.

Karadeniz’de yangınların daha az görülmesinin yalnızca ağaç türleriyle değil, büyük ölçüde bölgenin iklim özellikleriyle ilgili olduğunu vurgulayan Tolunay, Akdeniz ve Ege’de yapılacak restorasyon çalışmalarının o bölgelerin doğal koşullarına göre yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Bugün Dikilen Fidan 50 Yıl Sonraki İklime Göre Seçilmeli

Tolunay, ormancılık çalışmalarında yalnızca bugünkü iklim şartlarının değil, gelecekte ortaya çıkabilecek sıcaklık ve yağış değişimlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti. Bugün dikilen bir ağacın onlarca, bazı türlerde ise yüzlerce yıl aynı bölgede yaşayabileceğine dikkat çeken Tolunay, fidan seçiminde uzun vadeli iklim projeksiyonlarının dikkate alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin önümüzdeki 50 yılda birkaç derece daha sıcak hale gelebileceğini, yağışların da azalabileceğini belirten Tolunay, bugün dikilen ağaçların gelecekte oluşabilecek bu koşullarda yaşayıp yaşayamayacağının planlama aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Günümüzde Kriz Değil Risk Yönetimi Var

Tolunay, orman yangınları tartışmasının çoğu zaman uçak ve helikopter sayısına indirgenmesine de karşı çıktı. Yangın başladıktan sonra en kısa sürede olay yerine ulaşılması ve mümkün olan en fazla araçla müdahale edilmesinin önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Tolunay, günümüzde önceliğin yangın daha çıkmadan riskleri azaltmak olması gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşımın “kriz yönetimi” yerine “risk yönetimi” olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Kuru Ot ve Yapraklar Yangının Yayılmasını Hızlandırıyor

Yangın riskini artıran önemli faktörlerden birinin orman tabanındaki yanıcı maddeler olduğunu belirten Tolunay, kuru otların ve dökülmüş yaprakların küçük bir kıvılcımla tutuşabileceğine dikkat çekti. Özellikle rüzgârlı havalarda kuru otların tutuşmasının ardından yangının ekipler olay yerine ulaşmadan kısa sürede geniş bir alana yayılabileceğini söyleyen Tolunay, bu nedenle “yanıcı madde yönetimi” yapılması gerektiğini vurguladı. Orman yangınlarının yayılma hızı üzerinde yanıcı madde miktarı ve türünün önemli etkisi bulunduğu, OGM kaynaklı bilimsel çalışmalarda da ortaya konuluyor.

Keçi Otlatma Her Ormanda Çözüm Değil

Son yıllarda orman yangınlarının önlenmesi amacıyla tartışılan keçi otlatma yöntemine de değinen Tolunay, yöntemin bütün ormanlarda aynı şekilde uygulanamayacağını söyledi. Genç ormanlarda keçilerin yeni gelişen fidanlara zarar verebileceğini belirten Tolunay, buna karşılık ağaçların yeterince büyüdüğü bazı alanlarda ot ve çalıların tüketilmesinin yanıcı madde miktarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti. Tolunay’a göre keçi otlatma, otların biçilmesi veya kontrollü yakma gibi uygulamalar tek başına bir çözüm olarak görülmemeli. Bu yöntemlerin tamamının, bölgenin bitki örtüsü, ormanın yaşı ve yangın riski dikkate alınarak hazırlanacak yanıcı madde yönetiminin parçaları olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Her Yangın Alanına Aynı Uygulama Yapılmamalı

Tolunay, yangın sonrasında yapılacak çalışmalar konusunda da her bölgeye aynı yöntemin uygulanmasına karşı çıktı. Bir yangının ardından öncelikle ayrıntılı envanter hazırlanması gerektiğini belirten Tolunay, yanan ormanın tür yapısının, yaşının ve yangının şiddetinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu verilerin ortaya çıkarılmasının ardından bölgenin nasıl yenileneceğine karar verilmesi gerektiğini ifade etti.

Fidan Dikimi İlk Seçenek Olmayabilir

Yangından sonra doğrudan fidan dikilmesinin her zaman en doğru yöntem olmadığını belirten Tolunay, doğal gençleşmeye öncelik verilebileceğini söyledi. Yangından etkilenen ağaçlarda yeterli miktarda tohum bulunuyorsa bu tohumlardan yararlanılabileceğini belirten Tolunay, gerektiğinde çevredeki aynı tür ağaçlardan tohum toplanabileceğini ifade etti. Fidan dikiminin ise bölgenin doğal yenilenme kapasitesine göre ikinci veya üçüncü seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Vatandaşlara Kontrolsüz Fidan Dikimi Uyarısı

Tolunay, yangınların ardından vatandaşların bireysel olarak yanan alanlara fidan dikmek istemesinin de bazı riskler taşıdığına dikkat çekti. Bahçelerde yetiştirilen elma, armut veya bölgenin doğal bitki örtüsünde bulunmayan farklı türlerin yangın alanlarına götürülmesinin doğru olmadığını belirtti. Bu türlerin doğal ortamda yaşama ihtimalinin düşük olabileceğini kaydeden Tolunay, dışarıdan getirilen fidanlarla çeşitli bitki hastalıklarının ve zararlıların da orman ekosistemine taşınabileceği uyarısında bulundu.

Yangınların Büyük Bölümü İnsan Kaynaklı

Tolunay’ın risk yönetimi vurgusu, Orman Genel Müdürlüğünün yangınların çıkış nedenlerine ilişkin verileriyle de örtüşüyor. OGM’nin 2025 verilerine göre yangınların yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kazalar ve yüzde 4’ü kasıt sonucu çıktı. Yıldırım kaynaklı yangınların oranı yüzde 9 olurken olayların yüzde 32’sinin çıkış nedeni belirlenemedi. Orman Genel Müdürlüğü, yangınlarla mücadelede en etkili ve ekonomik yöntemin yangının çıkmasını önlemek olduğunu belirtiyor. (Kaynak: marjinal.com.tr)

Muhabir: HABER MERKEZİ